Alexandre Dumas

Alexandre Dumas, aynı isme sahip bir çocuğu olduğu için, isminin başına "Baba" eki getirilerek anılmaktadır.

Baba Alexandre Dumas, 24 Temmuz 1802 tarihinde Fransa'da dünyaya geldi. 

Henüz küçük yaşlarda babasını kaybettiği için yeterli eğitim almadı. Geçimini sağlamak için genç yaşlarda Paris'e gitti.

Avukat olmayı planladıysa da geleceğin Fransa Kralı Orleans Dükü Louis-Phlippe'nin hizmetinde çalışmaya başladı. Sonra da şansını tiyatroda denemeye karar verdi.

“Henri III ve Sarayı” isimli tiyatro oyunuyla yazarlık kariyerine başlayan Dumas, önceleri oyun yazarı olarak ünlendi. Yaşadığı dönemde de oyunları fazlasıyla ilgi gördü.

Başlarda oyunlarıyla tanınsa da kalıcılığını romanlarıyla sağlayan Dumas'ın en meşhur iki kitabı "Monte Kristo Kontu" ve "Üç Silahşörler" isimli eserleridir.  

Dumas, başarı kazandıkça kendini pahalı zevklere vermiş ve borçlarını ödeyebilmek amacıyla daha fazla yazmaya çalışmıştır. Aynı zamanda gazeteciliğe de başlamış, gezi kitapları yazarak para kazanmaya çalışmış ama başarılı olamamıştır. 

Alexandre Dumas, 5 Aralık 1870 tarihinde Fransa’nın Yukarı Normandiya bölgesinde Dieppe yakınlarında hayatını kaybetti. 

 

SÖZLERİ

Felsefe öğrenilmez; felsefe kazanılan bilgilerin beyinde bir araya gelmesidir; beyin onları uygular.

Felsefe, İsa'nın gökyüzüne çıkmak için ayağını bastığı parlak buluttur.

Ağaç hiçbir zaman çiçeğini bırakıp gitmez; ağacı bırakıp giden her zaman çiçektir.

Aşk ne yüce bir çocuktur.

Bütün genelleştirmeler tehlikelidir, bu bile.

Genç insan, önce dol ki sonra rahatça taşabilesin.

Gerçek mutluluk, gecenin karanlığında güneşi pencerene çizebilmektir.

Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için.

(fra. orjinali: "Tous pour un, un pour tous." Üç silahşörler romanından.)

Hiçbir şey başarı kadar başarılı olamaz.

Onaltı yaşında bir kızı, sevdiği erkeğin sesine karşı koruyacak kadar uyanık bir nöbetçi yoktur.

Tarih nedir, romanlarımı astığım bir çivi.

Kötüleri salaklara yeğlerim. Çünkü onları ara sıra da olsa dinleyebilirsin.

Mutlu olmak için hep acelemiz vardır; çünkü insan uzun zaman acı çekerse, mutluluğa bir türlü inanamaz.

Hayat, umutlarımızın sonsuza kadar suya gömülmesidir.

Zavallı insanlığın övünçlerinden biridir bu: Herkes kendini yanında inleyen ve ağlayan bir başkasından daha mutsuz sanır.

İki tür göz vardır: Bedenin gözü ve ruhun gözü. Bedenin gözü kimi zaman unutabilir; ama ruhun gözü her zaman anımsar.

Ruhtaki yaraların şöyle bir özelliği vardır: Gizlenirler; ama kapanmazlar, her zaman acı verirler, her zaman dokunulduğunda kanamaya hazırdırlar, her zaman yürekte canlı ve açık kalırlar.

Çocuğun mutlu olduğu doğrudur ama bu mutluluğu çok sonra anlayacağı için, olsa da birdir olmasa da.

İnsanlar tehlikelere karşı ne kadar katılaşırlarsa katılaşsınlar, tehlikeye karşı ne kadar uyarılmış olurlarsa olsunlar, her zaman, kalplerinin ve vücutlarının ürpermesinden düşle gerçek arasında, planlanan ile gerçekleştirilen arasında var olan büyük farkı anlarlar.

 

ESERLERİ

Napoléon Bonaparte 

Monte Kristo Kontu

III. Henri ve Sarayı 

Üç Silahşörler 

Demir Maske 

Son Şövalye

Siyah Lale 

Anılar