Yükseköğretim Kalite Güvencesi’ neler getiriyor?

23 Temmuz 2015 tarihli ve 29423 sayılı Resmi Gazetede Yükseköğretim Kurulunca (YÖK) yayımlanan ‘Yükseköğretim Kalite Güvencesi Yönetmeliği’ ile ‘Yükseköğretim Kalite Kurulunun’ usul ve esasları belirlendi.

06 Ağustos 2015 Perşembe 13:00

Konuyu değerlendiren Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muharrem Kılıç, şu tespitlerde bulunuyor:

 

Dünya ölçeğinde yükseköğretime olan talep ve/ya öğrenci sayılarının artışı, beraberinde yükseköğretimde okullaşma oranlarının artmasına ve kitle eğitimine yönelime yol açmıştır.

 

Buna bağlı biçimde yükseköğretime daha fazla kamu kaynağının tahsis ediliyor olması, kalite güvencesi meselesini yükseköğretim politikalarının asli gündemi haline getirmiştir. Özellikle tahsis edilen kamu kaynaklarının yerinde, verimli ve etkin kullanımını denetlemek ve şeffaflığı temin etmek adına kalite güvence sistemlerinin kurgulandığı görülmektedir.

 

Özellikle son on yılda yoğun toplumsal talebi karşılama adına Türk yükseköğretimi alanında hızlı bir büyüme trendine tanık oluyoruz. Ülkemizin genç nüfus oranının yüksekliği, son yıllardaki sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel büyüme trendi, tarihî ve kültürel etkileşimi mümkün kılan proaktif-dinamik dış politik vizyon gibi bir takım etkenler muvacehesinde niceliksel büyüme hedefi güden yükseköğretim politikasının yerindeliği söz konusudur. Yirminci yüzyılda gelişmiş ülkelerde bir “büyüme endüstrisi” olarak tezahür eden yükseköğretimin, ülkemiz açısından görece bir gecikme ile de olsa bu eğilimi sürdürmesi beklenmektedir. Söz konusu büyüme, kaçınılmaz biçimde yükseköğretimde kalite ve nitelik kaygılarını ortaya çıkarmıştır.

 

Kalite güvencesi amaç olarak öncelikle, tahsis edilecek olan ödeneklerin ve/ya kamu kaynaklarının daha gerçekçi ve adil bir biçimde pay edilmesini istihdaf eder. Burada yükseköğretim kurumları arasında rekabeti teşvik eder biçimde kaynakların rasyonel şekilde dağıtımı ve etkin kullanılması amaçlanır. Ayrıca, küresel yükseköğretim pazarında pay alabilmek adına, yükseköğretim kurumlarının uluslararası arenada tanınırlığının artmasına imkân sağlar.

 

Küresel ve yerel bağlamı açısından temellendirildiğinde ‘Yükseköğretim Kalite Güvencesi Yönetmeliği’ ile atılan adım, nitelik kaygısını gidermeye yönelik bir yapısal dönüşüme işaret etmektedir. Son yıllarda, ülkemizde yükseköğretimin temel meselelerine yönelik olarak gelişen akademik farkındalık, azımsanmayacak ölçüde bir ilgi ve literatürün ortaya çıkmasına vesile olmuştur. Bu yapısal dönüşüm, söz konusu akademik atmosfer ve literatürel katkının da bir neticesi olarak değerlendirilebilir. Ancak bu yapısal dönüşüm, büyüme eğilimini sürdüren yükseköğretimin büyüme dinamizmine ket vuracak bir yapıya dönüşmemeli ve hedeflenen dönüşümü gerçekleştirmesi adına, normatif çerçevenin statik yapısına mahkûm edilmemelidir.

Zira kalite kavramı, kalite güvencesi yapıları ve prosesleri, çeşitlenen ülke örneklemlerinde görüldüğü üzere, statik bir yapı niteliği arz etmemektedir. Bu yüzden, Türk yükseköğretim sistemi açısından yapısal dönüşümün işareti olarak değerlendirilecek bu adımın, dinamik bir biçimde kendisini yenilemesi/yeniden üretmesi icap etmektedir. ‘Tedricîlik’ kavramı ile nitelendirilen bu dönüşüm, normatif niteliğinin değişimi ile sınırlı kalmamalıdır. Aynı zamanda kurumsal-kültürel bir dönüşüme imkân sağlayacak akademik bir atmosferin oluşturulmasının araçları da üretilmelidir.

 

Bu meyanda bizatihi yükseköğretim kurumları/üniversiteler yönetsel vizyonları ile kalite güvencesinin teminatı olmalıdır. Kalite güvence sisteminin içselleştirilmesi ile ortaya çıkacak üniversiter iklim, gerçek anlamda yapısal dönüşümü mümkün kılacaktır. Aksi takdirde öngörülen sistem, bürokratik bir değerlendirme sürecine dönüşme riski taşıyacaktır. Bu da sürecin bir aldatmacaya dönüşme, örtbas etme, usulen yapma ve kâğıt bürokrasisine dönüşme tehlikesini ortaya çıkaracaktır.

 

Teknik anlamda ilgili yönetmeliğin öngörmüş olduğu örgütsel yapıda (Yükseköğretim Kalite Kurulu), kalite güvence sisteminin YÖK’ten bağımsız biçimde kurgulanmamış olması isabetlidir. Zira tümüyle bağımsız bir kurul ihdasının, çift başlılığa ve yetki karmaşasına yol açacağı aşikârdır.

 

Kuruluşundan bu yana YÖK, kalite güvencesi araçlarını ‘üretme, değerlendirme ve uygulama yetkisine ve esnekliğine’ sahip olan yükseköğretim alanından sorumlu tek kuruldur. YÖK aynı zamanda, kalite güvence sisteminin bir takım temel aygıtlarını (yükseköğretim kurumu açmak, programların açılması-kapatılması, ilgili programlara öğrenci alımının başlaması gibi) yasal çerçevede icra etmektedir.

 

egitimrehberi / 6 Ağustos 2015