"Uyu uyu yat uyu" yerine Mehmet kalk uyan çalış!

Milli Eğitim Bakanlığı’nın kamuoyuyla paylaştığı yeni müfredat taslağı aslında Türkiye’nin uğraştırıldığı suni gündemlerle kıyaslanamayacak ölçüde memleket için büyük önem arz ediyor. Zira ideolojik aygıt olarak toplumu benzeştirme ve silikleştirme aracı olarak kullanılan eğitimin ulvi gayelere hizmet etme potansiyeli bu sayede bir kez daha gündemimize girmiş oluyor.

19 Şubat 2017 Pazar 00:55
"Uyu uyu yat uyu" yerine Mehmet kalk uyan çalış!

Maddi ve manevi kalkınmayı bir bütün halinde değerlendiren Milli Görüş hareketi, ilk günden itibaren eğitimin oturması gereken temelleri net bir şekilde ifade etmiştir.
“(…) Aziz kardeşlerim, bizim Planımızda temel ilkelerden birisi maarifin millileştirilmesi olmuştur. Çocuklarımızı taklitçilikten kurtarmak, sömürge zihniyetine iltifattan kurtarmak, bugünkü anarşiyi ortadan kaldırmak ancak maarifin millileştirilmesiyle mümkündür. Bunun için, demin söylediğim gibi, mekteplerde çocuklarımıza din dersi, ahlak dersi okutmak yetmez. Siz din ve ahlak dersini okuttuktan sonra, sosyoloji okutuyorum diye bir kitap koyarak, «Din dediğiniz bir modadan ibarettir» derseniz, o çocuğa din dersinde okuttuğunuz her şeyi silip götürürsünüz. Mekteplerde çocuklarımıza maneviyatı öğretiyoruz diye, materyalist bir düşünceyle, psikoloji kitaplarında yalnız dikkat, ahlak, yalnız dikkat zeka, akıl gibi materyalist mefhumları öğretir, çocuklarımıza hiç bir zaman rahmet, şefkat, edep, haya, iffet gibi ulvi mefhumları öğretmekten sarfınazar ederseniz, bu milletin evlatlarını birbirine boğdurmaktan başka bir hedefe gidemezsiniz. Onun için maarifin millileştirilmesi bu plan devresinin bu kadar çekilen acıdan sonra temel hedefi olmalıdır.”

MERKEZDE KENDİ DEĞERLERİMİZ OLACAK

Milli Görüş lideri Prof. Dr. Necmeddin Erbakan Hocamız, okullarda din dersi okutulmasının yeterli olmadığını, Batılı düşünce etkisinde hazırlanan diğer derslerin de bu yönde değiştirilmesi gerektiğini her zaman hatırlatmıştır. “(…) Yine Sayın İnönü, dünkü konuşmalarında; “Bir mühendis efendi, mekteplerimizdeki kitapları kaldırarak İmam-ı Gazali hazretlerinin kitaplarını mekteplere koymayı ve bu memlekette iktidar olacağını düşünmektedir.” mealinde bir fikir beyan buyurmuşlar, kendilerine yüksek huzurlarınızda açıklamak isteriz ki, evet, Millî Nizam Allah’ın izni ile iktidara geldiği zaman kendisi bir Fransız hahamı fikriyatında olan Durkheim denen adamın fikirlerinden mülhem, bugünkü yabancı sosyoloji adlı kitapları mekteplerden kaldırıp savuracak, bunların yerine bu ilmin asıl ve hakiki kurucusu kendi büyük alimimiz İmam-ı Gazali Hazretlerinin daha sonra hakiki sosyolojiye temel olan fikirlerini mekteplerimize koyacaktır.”

“ (…) Ve çok kere 2 bin mevcutlu mektepte yalnız 50 kişi din dersine giriyor. Din derslerine gidiyor da ne oluyor. Bugün çocuklarımıza din dersini layıkı ile öğretecek ehil hoca bulmak büyük mesele haline gelmiştir. Halbuki bu hocayı bulsak çocuğumuza din dersini ehil hoca ile verdirsek, yine maksut hasıl olacak mıdır? Zira bugün memleketlerimizde solcu ve renksiz zihniyetin getirip koymuş olduğu çocuklarımızın manevî yapısını zedeleyen bir takım kitaplar vardır. Size bunlardan sadece iki cümle ile bahsetmeye bu konuşmamda mecburiyet duyuyorum: Bugünkü sosyoloji kitabının baş taraflarında daha yeni yetişen körpe evlatlarımıza temelinde solcu ve renksiz zihniyet yatan bugünkü maarif yer alıyor ve onlara şu telkinatı yapıyor: ‘Evladım gel buraya sana din nedir öğreteceğim’ diyor. Din diyor şudur: ‘Biz insanlar mağaralarda yaşardık. Ateşe, suya, başladılar ihtiyaç duymaya. Ama bu arada zelzeleler oldu, gök gürültüleri oldu. Bu tabiat hadiseleri karşısında korktular. Korku arasında sığınacak yer aradılar. Ateşe güneşe tapmaya başladılar. İşte din böyle başladı. Senin din dediğin şey insanların tabiat hâdisesinden korkusundan ibarettir. Bu zamanla değişe değişeİslâmiyette tevhit akidesi halini almışsa da Din aslı değişmez, din insanların tabiat hadisesinden korkusundan ibarettir. Yoksa haşa Cenabı Hak insanlara kitap göndermemiştir. Böyle şeyin aslı yoktur Haa..’ diyor.
Hocamız, okullarda din dersi okutulmasının yeterli olmadığını, Batılı düşünce etkisinde hazırlanan diğer derslerin de bu yönde değiştirilmesi gerektiğini her zaman hatırlatmıştır.

MİLLİ GÖRÜŞ, ONLARCA YILDIR KENDİ DEĞERLERİNE YABANCI EĞİTİLEN NESİLLERİ İŞARET ETMİŞTİR

Yine sosyoloji kitabının 54. sayfasında: ‘Gel evladım sana Kabe nedir öğreteyim’ diyor. ‘Eski Yunan, putlara tapardı, Putları Akrapole koyardı. Araplar da putlarını Kâbeye koyardı senin Kabe dediğin Arapların puthanesi gibi bir yerdir.’ diyor. Haşa Muhterem Kardeşlerim hiç şüphesiz bu sözlerin ilimle uzaktan yakından bir alâkası yoktur. Dinlerin esası bugün ilmî hakikatler ortadadır. Bu kitapta tanıtılmak istenen şekilde değildir. Delil olarak çünkü kitapta Bakİslâmiyetten 6 yüz sene önce eski Yunanda tahlifi çok putlar vardı. Tevhit akidesi değişe değişe meydana gelmiştir” deniyor. Halbuki muhterem kardeşlerim Müslümanlıktan 2000 sene önce Hazreti Musa o da Tevhit Akidesi üzerindeydi. Bugünkü ilmî hakikatlar ortadadır. Ondan üç bin sene önce İbrahim Aleyhisselam da Tevhit Akidesi üzerindeydi. Beş bin sene önce Nuh Aleyhisselam da Tevhit Akidesi üzerindeydi. Milli Görüş zihniyeti, onlarca yıldır kendi değerlerine yabancı bir metot ile eğitilen nesillerin neticede toplumsal sorun haline gelme tehlikesine her zaman işaret etmiştir.

BİZ MALAZGİRT ZAFERİNİ SİLAHTA ÜSTÜN OLDUĞUMUZ İÇİN DEĞİL İMANIMIZ, MANEVİYATIMIZ ÜSTÜN OLDUĞU İÇİN KAZANDIK

“(…) Muhterem kardeşlerim. İşte bu çeşit tutumların neticesi olarak çocuklarımız Millî şuur ve şahsiyetten uzak kaldı. Erkek oldukları halde omuzlarına kadar saç bırakan evlâtlarımız o kadar çıkmaya başladı. Papazlara benzeyen acaip sakallar favoriler sahibi evlâtlar ortada türemeye başladı. Babalarına kendi babalarına moruk analarına koca karı diyen çocuklar ortalığı kaplamağa başladı. Ve bütün bunların neticesi olarak da en büyük ilim yuvası olması lâzım gelen müesseselerimizin içerisi geldi geldi bomba ve dinamite dayandı. Önce bizim büyük tarihimiz; bir Ulubatlı Hasan, bir Seyyit Çavuş, memleketimiz bu materyalist planlarla yürütüldüğü için çıkmamıştır. Biz Malazgirt Harbini düşmana karşı silahta üstün olduğumuz için kazanmadık. İmanımız, maneviyatımız üstün olduğu için kazandık. Böyle bir milletin elbette bu kadar önemli bir noktasında, hele şu anarşik olaylar içerisinde kıvranırken plana en büyük ihtimamla yerleştirmeye mecbur olduğu husus, elbette manevi kalkınma olmak lazım gelir. Tarihimizi inceleyiniz, büyük kahramanlıklarla övünüyoruz. Ancak bir Ulubatlı Hasan, Ulubatlı Hasan nasıl olmuştur? Onun köyünde, onu Ulubatlı Hasan yapan bir din âlimi vardır, bir hocası vardır. Oradan Ulubatlı Hasan yetişmiştir, kendi kendisine yetişmemiştir. Bu gerçekleri gözden uzaklaştıramayız. Erbakan Hocamız eğitim müfredatı hazırlanırken orta yere konulması gereken en önemli hususun meseleye yaklaşımın netleştirilmesi ve bu doğrultuda net adımlar atılması gerektiği olduğunu söylemektedir. “(…) Manevî ilimlerdeki dünyaya ışık saçan müstesna yerimiz yanında müsbet ilimlerinde kurucuları biz olmuşuz. Cebirin, Logaritmanın, sıfır mefhumunun, Hendesenin, Fiziğin, Kimyanın, Astronominin, Tıbbın, Tarihin, Coğrafyanın kurucusu Müşahede ve İstatistik, İstikrar ve Tahlil metodlarının bulucusu ve bunların Avrupa’ya öğreticisi bizim milletimiz olmuştur. Yeni maarifte daha ilk okulun birinci sınıfından yüksek tahsilin son sınıfına kadar bugün gelip kaplamış olan maddeci zihniyet orta yerden kalkacak ahlâkî ve manevî zihniyet temel olacaktır. Bugün maarifimizin ilkokulun birinci sınıfındaki alfabesi “Kaya uyu uyu, top oyna” diye başlıyor. Millî Selamet Partisi’nin maarifinin ilk okulunun birinci sınıfındaki alfabesi dahi önce bu vatanın evlâtlarına her şeyden evvel kainatın yaratıcısını tanıtacak ve ondan sonra da “uyu uyu yat uyu” yerine “MEHMET KALK UYAN ÇALIŞ” diye yola çıkacak.”

Kaynak: Milli Görüş

Haber Tarihi: 19 Şubat 2017 Pazar 00:55
  • Ali YILMAZAli YILMAZ7 ay önce
    ... ERBAKAN HOCAYI KULLANIYORSUNUZ.ERBAKAN HOCA SİZİN ALGILARINIZ İÖİN KULLANACAĞINIZ SOS DEĞİLDİR