TEOG iyi ki kalktı şu sistem işini de boş verin

Gazetemiz Yazarı Yaşar Baş, kaldırılan TEOG sınavı ve son günlerdeki tartışmaları gündemine aldığı yazısında çarpıcı tespitlere yer verdi. İşte o yazı...

22 Eylül 2017 Cuma 12:40
TEOG iyi ki kalktı şu sistem işini de boş verin

Eğitimci değilim. O bakımdan benden derinlikli bilimsel analizler beklemeyin.

Ömrünün yarısı öğrenci olarak geçmiş biri olarak uzman eğitimcilerin ne demek istediklerini anlayabilmiş de değilim.

Onlar yirmi yıllık sürücüler gibi kendilerinde bir uzmanlık görüyor olabilirler ama bizim de elli yıllık yaya olarak trafik konusunda bir görüşümüz var.

Modern dönemlerin paradigması sınıflandırma kategorize etme ve en nihayetinde tek tipleştirecek üretimin sayısal olarak artırılmasıdır. 

Üretimi hızlandırmak ve artırmak için kalıp ve sistem kullanmak gerekiyor.

Sonrasında da elinizdeki sistem ve kalıp için hammadde eleklerden geçirilip kalibrelerine göre gruplandırılıyor.

Hammadde grupları kalıplara yerleştiriliyor fazlalıkları törpüleniyor eksiklikleri plastik malzemelerle dolgulanıyor üzerine de baskı uygulayıp birbirinin tıpa tıp aynısı çok yüksek sayıda ürün kısa zamanda üretilmiş oluyor. 

Bunun adına endüstrileşme diyoruz.

Bir zaman sonra gördük ki, endüstriyel üretim sağlık problemlerine neden oluyor.

Tamam, endüstrileşme bir dönemin paradigmasıydı ama şunu da görüyoruz ki; insanlık endüstriyel üretimden uzaklaşmaya ve kişiselleşmiş el yapımı ürünlere geri dönmeye başladı.

Eleme ve kategorize etme için yapılan merkezi sınavlar eğitimin endüstrileşmesinin sonucudur.

Bütün çalışkan öğrencileri bir sınıfa, bütün tembel öğrencileri bir başka sınıfa, hatta kapasitelerine göre bir birine benzetilmiş birçok kategori halinde sınıflara yerleştirerek bir endüstrileşme yaratıldı. 

Bizim zamanımızda bu ayırımlar yoktu.

Çalışkan öğrenciler ile tembel öğrenciler aynı sınıflarda mutlu mesuttuk.

İddia ediyorum, bundan kırk yıl önceki eğitimin kalitesi onca yokluğa rağmen bu günden daha iyiydi.

İlkokuldan mezun olup da Türkiye’nin bütün illerinin adını ve haritadaki yerini, dünyanın bütün başkentlerini bilmeyen yoktu. Temel matematik işlemlerinin tamamı kafadan yapılırdı. 

Şimdi üniversite mezunlarına soruyorum, Türkiye›nin bütün illerini isim olarak bile bilmiyorlar.

Çok zeki çocuklar bir tek sınıfa doldurularak hayattan koparıldı ve tek tipleştirildi.

Ayrıca tamamı yüksek kapasitedeki öğrenciler kendi aralarında daha yüksek bir rekabete sokuldu.

Her elemede eleğin delikleri daha büyütüldü. 

En başarılı olanlar son elemede eleğin üstünde kaldılar ama bizim çocuğumuz olmaktan çıktılar.

Elemeyi geçemeyen öğrenciler ayırımcılığa maruz kalarak aşağılandı ve motivasyonları kayboldu.

Bizim zamanımızda derslerini çok iyi çalışanlarla aylaklık yapan tembeller aynı sınıfta asimetrik ama insanca bir aradaydı.

Aklımızda kalan en sempatik sınıf görüntüsü Hababam Sınıfı.

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN