Tam bir fiyasko! Sözde barış getireceklerdi

2014 yılında kurulan DEAŞ karşıtı koalisyonun Suriye ve Irak’taki faaliyetleri tam bir fiyasko.

30 Ekim 2017 Pazartesi 10:15
Tam bir fiyasko! Sözde barış getireceklerdi

1173 gündür süren operasyonlarda uçaklar 28 bin 181 sorti yapıp 102 bin 82 füze ve bomba attı. Sonuç DEAŞ bitirilemedi. Ama yeni aktörlere kapı aralandı. Suriye ve Irak’ı şehir şehir gezen DEAŞ ile mücadale bahanesi ile iki illegal örgüt YPG ve Haşdi Şabi, Orta Doğu’da sahneye sürüldü. Petrol rezervleri el değiştirdi, demografik yapı bozuldu, milyonlarca sivil yerlerinden oldu, yüzbinler can verdi.

ABD’nin Irak’a özgürlük vaadiyle 2003 yılında gerçekleştirdiği operasyon sonrası başlayan isyan hareketlerini kontrol altına almak üzere birçok örgüt üretildi. Şüphesiz bunlardan en etkili olanı çeşitli isimler aldıktan sonra El Kaide artığı olarak mutasyona uğrayan DEAŞ oldu. Arab baharı olarak Orta Doğu’yu kasıp kavuran halk hareketlerinin yaşandığı günlerde 2011 yılında Hollywood benzeri tanıtım filmleriyle Irak’ta üretilip Suriye’de kullanışlı hale getirilen örgüt, özgürlük peşindeki halkın esaretine sebep oldu.

EN BÜYÜK ZARARI İSLAMİYETE

Adı, sözde bayrağı, uygulamaları ile güya İslamiyeti savunduğunu iddia eden örgüt en büyük zararı ise İslamiyete verdi. Kurulan köle pazarları, satılan kadınlar, adam yakmalar... Akla gelebilecek her türlü rezaleti Şeri kural diyerek dünyaya lanse eden örgüte karşı ne yazık ki İslam ülkelerinden de yeterince tepki gelmedi. Bir Müslüman kadının asla cariye olamayacağını, bir canlının asla yakılamayacağını, savaşta dahi gözetilmesi gereken hakları kimse çıkıp söylemedi. Dünya genelinde islamafobya’yı tetikleyen DEAŞ, Orta Doğu’daki Müslümanların geleceğini de ipotek altına aldı.

DEAŞ’ın en büyük terör örgütü olduğu konusunda dünyayı ikna etmek ise tabii ki batıya düştü. DEAŞ yapımı 4K videolar, sosyal medya hesapları, çağrı ilanları terör hassasiyeti olan batı medyasında bol bol yer aldı. Bu da yetmezmiş gibi birçok gencin cihat bahanesiyle Suriye ve Irak’a gitmesine göz yumuldu.

HAŞDİ ŞABİ’NİN MİMARI

DEAŞ’ın terör duayeni olarak kabul edilmesine sebep olan olay ise, Haziran 2014 tarihinde Musul’da yaşandı. Örgüt tek bir kurşun dahi atmadan Musul’u ele geçirdi. Bugün Irak’ta Peşmerge ile dişe diş mücedele veren Irak Ordusu ardına bile bakmadan şehri terketti.

Küresel müteahitlerin taşeronu DEAŞ’ın Musul operasyonunun perde arkasındaki niyet ise çok geçmeden ortaya çıktı. Sincar, Felluce, Tikrit, Havice, Ramadi hatta Kerkük’te sahaya sürülen DEAŞ, 2003 sonrası Irak’ta otorite kurmaya çalışan İran’ın Haşdi Şabi ismiyle ortaya çıkmasına, Şiilerin Sünnilere yönelik akıl almaz işkence ve cinayetlerine vesile oldu. Irak’ta kendisine biçilen rolü yerine getirdiği anda DEAŞ Karşıtı Koalisyon oluşturuldu. DEAŞ’ı yok etme bahanesiyle kurulan yapı, teröristleri imha etmek yerine üç koldan abluka altına alarak Suriye’ye tahliye etti.

YPG’NİN TESCİL UZMANI

Suriye’ye girer girmez de bir süredir Suriye’de atıl bir şekilde bekleyen terör örgütü PKK’nın aktifleşmesine önayak oldu. Kobani’ye saldıran DEAŞ, burada bir süredir görev bekleyen PKK’nın YPG ismiyle piyasa çıkmasına hatta ABD ve Rusya ile müttefik olmasına aracılık etti.

Sözde Suriye’de rejime karşı mücadele eden DEAŞ, rejimle herhangi bir çatışmaya girmeyen Halep ve İdlib’i savaşın ortasına çekti. Milyonlarca Sünni’nin evlerinden olmasına, hayatlarını kalbetmesine yol açtı. Dahası burada rejime karşı direnme kararı olan yapıları hedefe oturttu. Palmira’da tarihin yağmalanması, Deyrezzor’daki petrol kuyularının ABD kontrolündeki YPG’ye devredilmesi, Sünni bir şehir olan Rakka’nın Sünnilerden arındırılmasına kadar birçok vahim sonucun baş faili olarak görevini hakkıyla (!) yaptı.

PETROL KOALİSYONU

Peki bütün bunlar olurken DEAŞ Karşıtı Koalisyon ne yaptı? Koalisyon’da görev alan ülkelere baktığımızda meselenin DEAŞ değil petrol olduğunun ipuçları ortada. Suriye’nin Akdeniz kıta sahanlığı içindeki zengin doğal gaz ve petrol yatakları, Deyrezzor’daki petrol sahaları, Irak’ın Kerkük ve Musul petrolleri malum. Zira hava saldırılarında aktif olarak yer alan ülkelerden ABD, İngiltere, Almanya, Fransa’nın karada petrol arama; Danimarka, Norveç, Kanada, Avustralya ve Belçika’nın ise denizde doğal gaz arama ve ilgili rafinerileri kurma konusunda dünyanın en iyileri olduğunu söylemeye gerek bile yok. Peki ya Rusya? O zaten baştan itaberen tavrını net olarak ortaya koyanlardan. Zira Suriye ile yarım asra dayanan savunma müttefikliği anlaşmaları, silah hibe anlaşmaları ve son dönemde Norveç’ten alınıp kendilerine verilen Humus, Hama doğal gaz rezervlerini işletme anlaşması Rusların Suriye’deki varlık sebeplerinin başında geliyor.

RAKKA’NIN 92 GÜNLÜK HASILATI UÇTU

Suriye ve Irak’taki hava saldırılarını ağırlıklı olarak yerel kaynaklardan izleyen Airwars adlı haber sitesinde ise koalisyonun göreve başladığı günden bu yana olan faaliyetleri en ince detaylarına kadar rapor edilmiş. Koalisyonunu oluşturulduğu 2014’ten itibaren 1173 gündür faaliyette olduğunun belirtildiği raporda, bugüne kadar 28 bin 181 defa koalisyon uçak ve helikopterleri havalanmış. 102 bin 82 bomba ve füze atılmış. Bu operasyonların 14 bin 1’i Irak’a, 14 bin 180’i ise Suriye’ye yönelik. Koalisyonun “yanlışlık oldu” ya da “dost ateşi” olarak tanımladığı sivil ölümlerin sayısı ise 5 bin 637. Büyük başarı olarak sunulan koalisyon operasyonlarıyla ilgili ABD Hava Kuvvetleri Merkez Komutanlığı’nın paylaştığı verilerde de çarpıcı sonuçlar var. Koalisyonun hava operasyonu süresince kullandığı yakıt, günlük 70 bin varil petrol çıkarılan Rakka’daki kuyuların 92 günlük toplamına eşit. Irak ve Suriye’de DEAŞ’a yönelik olarak 35 bin 518 istihbarat, keşif ve gözlem uçuşu yapılmış. Rusya’nın uçuş sayısı ise 6 bin civarında...

157 BİN 885 BELİRSİZ YOLCU

Koalisyonun hava operasyonları ile ilgili verilen şüphesiz ki bunlarla sınırlı değil. Ancak Rusya’nın bir süre önce ortaya attığı “ABD Hava Kuvvetlerinin, Suriye’nin Deyrizor kentinde bulunan terör örgütü DEAŞ’ın bazı saha komutanlarını bölgeden tahliye ettiği” yönündeki iddiayı güçlendiren bir bilgi mevcut. Zira verilerde 2014-2017 yılları arasında 157 bin 885 yolcunun havadan bir yerden başka yere nakledildiği yer alıyor. Rus haber ajansı RIA Novosti’nin, adı açıklanmayan askeri ve diplomatik bir kaynağa dayandırdığı haberine göre, DEAŞ’lı komutanların ve bazı militanların, ABD tarafından “başka bölgelerde” kullanılmak için tahliye edildiği öne sürüldü. Haberde, tahliye edilen DEAŞ’lı komutanlardan 2’sinin Avrupa kökenli olduğu da belirtilmiş, teröristlerin tahliyesinin Suriye’de ilk defa gerçekleşmediği vurgulanmıştı. Ayrıca haberde, mayısta da Deyrizor’dan DEAŞ’lı saha komutanlarının ve bazı Avrupalı paralı askerlerin de tahliye edildiği, Haziran-temmuz aylarında ise Rakka’da benzer tahliye operasyonlarının yapıldığı ileri sürülmüştü

TÜRKİYE 53 BİN 781 DEAŞ’LI TESPİT ETTİ

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Haziran ayında ABD’li yönetmen Oliver Stone’a verdiği demeçte, DEAŞ saflarında 30 bini yabancı ülkelerden paralı olarak tutulmuş 80 bin terörist olduğunu açıklamıştı. Bu ve benzer söylemler birçok platforma dile getirildi. ABD merkezli strateji kurumu The Soufan Center ise DEAŞ meselesini bir rapor halinde dünya kamuoyuyla paylaştı. 24 Ekim’de hazırlanan “Beyond The Caliphate:Foreign Fighters and the Threat of Returnees” ( Hilafet Ötesi: Yabancı Savaşçılar ve Geri Dönenlerin Tehdidi) başlıklı raporda 33 ülkeden en az 5 bin 600 kişinin ülkelerine geri döndüğü açıklandı.

Raporda eski SSCB topluluklarından 8 bin 717, Orta Doğu’dan 7 bin 54, Batı Avrupa’dan 5 bin 718, Kuzey Afrika’dan 5 bin 319, Güney Asya’dan bin 568, Balkanlardan 845, Kuzey Amerika’dan ise 439 kişinin DEAŞ adına Suriye ve Irak’ta çarpıştığını yazdı. Ve belki de en önemlisi Türkiye’nin 146 ülkeye 53 bin 781 kişinin ismini DEAŞ mensubu olarak verdiği belirtildi.

Sonuç olarak;

* Küsürlü sayılarına, milliyetlerine kadar bilinen bu adamlar en son teknolojiye, bu kadar hava desteğine rağmen nasıl oluyor da halen varlıklarını sürdürebiliyor?

* Ülkelerine dönen DEAŞ militanları kısa bir sorgunun ardından neden serbest bırakılıyor?

* Türkiye’nin birkaç haftada aldığı sonuçları NATO desteğine rağmen Koalisyon güçleri neden başaramıyor?

* DEAŞ adı altında bölgede terör estiren güçlerden kaçı paralı asker?

* Eski DEAŞ’lılardan bir kısmının YPG saflarına geçtiği doğru mu?

* Trump’ın dediği gibi DEAŞ’ı Obama kurdurduğu için mi bütün operasyonlar fiyasko ile sonuçlanıyor?

* Zira bütün bu sorular Nasrettin Hoca’nın o meşhur, “Kedi buysa ciğer, ciğer buysa kedi nerede?” fıkrasını akıllara getiriyor.

Koalisyon uçuş sayısı: 28181

Irak’taki uçuş sayısı: 14001

Suriye’deki uçuş sayısı: 14180

Operasyondaki gün sayısı: 1173

Koalisyon tarafından öldürülen sivillerin sayısı: 5637

Atılan bomba ve füze sayısı: 102082

TÜRKİYE GAZETESİ

Haber Tarihi: 30 Ekim 2017 Pazartesi 10:15
  • abdoabdo24 gün önce
    dünyadaki silahlı olayların ve terörün esas baş çıbanı siyonist ısrael vesömürgesi ve yahudilerin yönetimi altında bulunan abd (genelde yöneticileri vede başkanları hep yahudidir), england ve bazı ab ülkeleridir. içimizdeki zengin yahudilere çok dikkat edilip denetlenmesi gereklidir. gerek daeş , fetöş ,pkk , pyd , ypg , dhkpc vesaire terör örgütleri bunların besleyip tc nin vede orta doğunun başına bela ettikleri p..çleridir.

Günün Karikatürü

Yeni Akit Gazetesi - Günün Karikatürü 24.11.2017