THY - Kabin Kıyafetleri Lansman

Surda bir gedik açtık

'25. yıl özel büyüyen Türkiye eki' bugün Akit ile birlikte ücretsiz, Surda bir gedik açtık...

29 Aralık 2017 Cuma 08:25
Surda bir gedik açtık

12 Eylül 1980 darbesinin üzerinden 10 yıl geçmiş. Bu yıkımın acı bilançosuna göre; 650 bin kişi gözaltına alındı, 1 milyon 683 bin kişi fişlendi, 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı, 7 bin kişi için idam cezası istendi, 517 kişiye idam cezası verildi. Bunlardan 50’si asıldı. Daha neler neler… İşte bu ağır tahribatın ardından 1990’da CUMA dergisi yayın hayatına giriyor. Gaye, hakları gasbedilen Müslümanların hukukunu korumak… Tarih 12 Nisan 1990. O günlerde bir nisan yağmuru gibi bahçemize yağan CUMA, zaman içerisinde düşmanları korkutan bir tsunamiye dönüşecek ve 12 Eylül 1993’te günlük Beklenen VAKİT gazetesi ile yeni bir cephe açılacaktır.

Bu iki yayın organı da çok mütevazı binalarda yayınlarını sürdürmüşlerdir. Öyle ki, CUMA, bir nalbur dükkânında yayın hayatına başlamış ve devrin Başbakan Yardımcısı Dr. Yıldırım Aktuna, yaptığı ziyarette müjdeli haberi vermiştir:

“Koskoca CUMA ve AKİT bu binada mı çıkıyor? Size uygun şartlarda kredi verelim, kendinize dev bir plaza yapın.”

Hazretin uygun kredi dediği bir daha hiç ödenmeyecek ve tüyü bitmedik yetimlerin hakkından peşkeş çekilerek verilecek bir ulûfedir. Karşılığı ise yapılacak yalan-yanlış haberlerle Müslümanları Tansu Çiller’e oy vermeye teşvik ederek ödenecektir.

Mustafa Karahasanoğlu “Bugün para alan, yarın emir alır” diyerek bu teklifi reddeder. Aktuna, tokat yemiş gibi gazeteden ayrılır. Bugün o plaza 30 yıl sonra helal paralarla yapılmıştır.

Şimdi gelelim, CUMA’nın ardından yayınlanacak gazetenin daha çıkmadan Anadolu’da nasıl bir makes bulduğunu anlatan ilginç anekdota.

CUMA’nın her şehirde temsilcilik ağını kuran Ülkü Kumral, Bingöl’den Erzurum’a giderken Karlıova ilçesinden çıkışta bir yokuşu tırmanmaktadır. Bir taraftan da yanındaki koltuğa koyduğu iade CUMA’ları da Ümmet-i Muhammed’e dağıtmakta… Azığını elindeki sopaya takmış ilerleyen bir Erzurumluya CUMA uzatır arabanın penceresinden… 20-30 metre gitmiştir ki köylünün sedası ile adeta bir rüyadan uyanır:

- Gazeteyi ne zaman çıkarıyorsunuz?

Kumral, bu olayı her hatırladığında titrediğini söyleyecektir. Ve Beklenen VAKİT yayın hayatına girer. Artık CUMA ile birlikte aynı hedefe ateş eden bir mevkutemiz daha olmuştur. Bazı zorunluklar yüzünden zaman zaman adını değiştirmek mecburiyetinde kalan gazetemiz sırat-ı müstakim çizgisinden hiç taviz vermeyecek ve bugün de anaların ak sütü gibi olma vasfını koruyacaktır.

Bazı dostların Hakk’ı müdafaa yolunda verilen mücadeleyi “canım, bu gazetede fazla ileri gidiyor” diyerek serzenişte bulundukları günlerde bile umutsuz insanlar onun gölgesine sığındılar.

O dostlar da “Bunlara en iyi cevabı AKİT verir” demekten kendilerini alamadılar. İşte o iman tezahürü manşetlerden bazıları:

* İhanetin adı 28 Şubat

* Susturamazsınız

* Bellendiniz paşam

* Paşaya yargı tokadı

* Neredesiniz paşalar

* Sermaye paşaları kullanıyor

* Brifingler kabak tadı verdi

* Allah’tan korkun

* Vicdanlar isyanda

28 Şubat zulmünden en yüksek payı alan yayın grubu CUMA ve AKİT olacaktır. CUMA ağır bir tazminatla kapatılmaya mecbur bırakılacak. AKİT’e ise yayın kurulu üyeleri üzerinden bir kumpas kurulacaktır. Mahkemede yargılanan mafya babası Kasım Gençyılmaz’a, Ankara DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel tarafından AKİT’e kumpas karşılığında önemli bir ceza indirimi uygulanması teklif edilecektir. AKİT gazetesi yayın kurulu üyeleri Hasan Karakaya ve Hasan Maden, Kasım Gençyılmaz’a Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Özden’i öldürmesi karşılığında 2 milyon TL teklif etmiştir. Ankara Emniyeti’nde yapılan yüzleştirmede Gençyılmaz kendisine gösterilen 10 kişi arasından Hasan Karakaya ve Hasan Maden olarak yanlış kişileri gösterecek ve iftira ters tepecektir. Yıllar sonra Kasım Gençyılmaz, Hasan Karakaya’ya mektup yazarak helallik isteyecektir. Bir de AKİT’e, Siyonist İsrail’in kucağında oturan Almanya’dan bir yasaklama gelecektir. Siyonist aleyhtarı yayın yapılması kanunla yasaklanan Almanya’daki AKİT’in baskısı kanunsuz bir şekilde durdurularak susturulmuştur. Yine içimizdeki Almanlar, 28 Şubat döneminde Batı Karıştırma Grubu eli ile düşman ilan edilmiş ve baskı saatinde binanın elektriklerinin kesilmesi, elemanlarının darp edilmesi, dağıtım kamyonlarının engellenmesi dahil pek çok kanunsuz fiil Jandarma Genel Komutanlığı’nın arşivlerine girmiştir. AKİT bütün bu kanunsuz uygulamalardan Allah’ın yardımı ile kurtulmuş, örnek bir mücadele destanı yazmıştır. Bu yolda rehberimiz Üstad Mehmed Akif Ersoy’dur:

“Allah’a dayan, saye sarıl, hikmete ram ol,

Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol..”

Zulmün tavan yaptığı günler… Kalleşnikoflar yakından gazeteyi taradılar ve güya korkuttukları adamların perişan halini görüp sevinmeye geldiler. Gazetenin sahibinin umursamaz tavrı karşısında öfkelenip;

“Buraya dinamit döşeyip başına yıkarız” tehdidini savurdular. Bu eşkıyalığı yaparken binayı kuşatan 400 polise güveniyorlardı. Oysa tehdit edilen adamın güvendiği yer sağlamların sağlamı bir yerdi. Defolup gittiler.

Aynı günlerde 312 general, AKİT’e dava açarak yeni bir zulmün kapısını araladılar. AKİT dik duruşu ile onları da kendi silahları ile vuracak ve mahkemeden bir şekilde yüzgeri olacaklardır. Kazanan yine sırtını Hakk’a yaslayan AKİT olmuştur.

Bu arada Emr-i Hakk vaki olup mücadeleden ayrılan kardeşlerimiz oldu. Onlar da alınlarının akıyla emaneti teslim ettiler. Hepsi de zor zamanlarda konuşmanın, yazmanın fütursuzca Hakk’ı söylemenin onurunu taşıdılar.

AKİT, bu mücadeleyi yürütürken bir yandan da Bab-ı Alî’ye eleman yetiştiren bir cihat mektebi görevini de yerine getirecektir. Bugün pek çok gazete, dergi televizyon kanalı ve internet sitesinde aynı ruh ve heyecanı yaşayan, yaşatan, aynı hedeflere birlikte yürüdüğümüz onlarca genç yetiştirmiştir.

Bu durum bir diğer sevinç kaynağımızdır. Ayrıca çağın gereklerine uygun olarak yayına soktuğumuz AKİT TV ve yeniakit.com.tr adlı internet sitemiz de aynı güzel kokuları yayan merkezler olarak sahada yerlerini aldılar.

Bu mektebin mezunları adeta Kaf Dağının yükünü omuzlarında taşıyorlardı. Bosna’dan Kafkasya’ya, Arakan’a, Yemen’e, Doğu Türkistan’a, Suriye’ye, Irak’a, Somali’ye, Sudan’a, Libya’ya ezcümle tüm İslam coğrafyasının vebalini yüreklerinde hissediyorlardı. Bu şuurla geçen koskoca bir 25 yıl.

Bu bir bayrak yarışı. Bayrağı Mustafalar, Aliler, Mehmetler, Nuriler, Hasanlar, Ülküler, Yalçınlar, Fatihler ve daha niceleri taşıyacaklar; sonra düşenin elinden bir başkası alıp hedefe koşacak. Surda bir gedik açabilmişsek ne mutlu bize.

Selam ve dua ile…

Haber Tarihi: 29 Aralık 2017 Cuma 08:25

YORUM YAZ

  • OsmnshnOsmnshn8 ay önce
    Allahım doğru yoldan ayırmasin.Toprak olana kadar devam. .
  • Rabia Zafer Rabia Zafer 8 ay önce
    Gerçekler Asla Susturulamaz . İyi Yayınlar.
  • Oğuzsoylu Oğuzsoylu 8 ay önce
    Hasan Abinin makamı Cennet, Yeni Akit'imizin yolu açık olsun ALLAH cc Yâr ve Yardımcınız olsun, 28 Şubat ta iyiki vardınız , bundan sonra da İnşaallah hep var olursunuz, kimsesizlerin garibanların sesi AKİT .
  • İsmailİsmail8 ay önce
    Allah razi olsun emeği geçenlerden,Cuma dergisinin sayılarını hala saklıyorum, Cuma dergisi gibi bir dergi bekliyoruz,Hasan Karakaya yı da rahmetle anıyorum. Cümlenizden Allah razi olsun...
  • Salih Salih 8 ay önce
    Allah kaleminizi hak yolda daim eylesin ....
  • AliAli8 ay önce
    Surda demek Teror olaylarina karistiniz demek..."surda"...hatirladiniz mi biri bu cumleyi olurdu diye ne taslamistiniz....Allah aynisini yasatmadan oldurmuyor bu dunyada
  • Muhammed RaşitMuhammed Raşit8 ay önce
    Hayırlı haberlerle İnşallah Merhum Hasan abiyide Unutmamak lazım Allah Rahmet eylesin
  • Kaybedenler müslümanlarKaybedenler müslümanlar8 ay önce
    28 şubat 12 eylül laiklerin müslümanlara asasıydı.Şimdi müslüman müslümana eza ediyor bunun adı ne

Günün Karikatürü

19 Eylül 2018