Sorularımıza cevap yok, göreve devam...

Hasan Karakaya’ya hakaret eden, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AK Parti’nin oylarının düşmesine neden olduğunu öne süren, Sezgin Tanrıkulu’nun PKK yanlısı paylaşımlarının takipçiliğini yapan Eyüp Belediyesi Basın Danışmanı Ali Yiğit, Akit’in sorularına cevap veremedi.

12 Ağustos 2017 Cumartesi 06:36
Sorularımıza cevap yok, göreve devam...

HABER MERKEZİMerhum Genel Yayın Yönetmenimiz ve yazarımız Hasan Karakaya’ya hakaret eden, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AK Parti’nin oylarının düşmesine neden olduğunu öne süren, CHP’li Sezgin Tanrıkulu’nun PKK yanlısı paylaşımlarının takipçiliğini yapan Eyüp Belediyesi Basın Danışmanı Ali Yiğit, Akit’in sorularına cevap veremedi. Tayyip Erdoğan’ın miting yapmasına itiraz eden, ama aynı Erdoğan’ın partisinin belediyesinde çalışmayı sürdürebilen Ali Yiğit’in rahatsız olduğu Hasan Karakaya’nın söz konusu yazısını tekrar yayınlıyor ve soruyoruz: “Bu yazının neresi oksijenini kesti Ali Yiğit?”

SESSİZLİĞE GÖMÜLDÜ

Gazetemizin “Yiğit’sen cevap ver” başlıklı sürmanşeti karşısında sessizliğe bürünen Ali Yiğit, hiçbir açıklama yapmadı. Eyüp Belediyesi ise Yiğit’in “Evet yazdım ama sonradan sildim” dediği çirkin paylaşımlara ilişkin haberimizin “iftira” olduğunu öne süren tuhaf açıklamayla yetindi. Yiğit’in herhangi bir özür veya sorularımıza cevabı, Eyüp Belediyesi’nin internet sitesinde yer almadı. 

İşte Yiğit'in oksijenini kesen yazı...

Ali Yiğit, 3 Haziran 2015’te Facebook hesabından yaptığı paylaşımda Hasan Karakaya’nın Can Dündar’ı eleştiren yazısını paylaşarak “Böyle iğrenç bir yazı yazacak kadar seviyesizleşen Akit yazarı... Seninle aynı havayı soluduğum için utanıyorum.” ifadelerini kullanmıştı. MİT TIR’ları ile ilgili attığı provokatif manşet sebebiyle casuslukla suçlanan  ve yargıya hesap vermek yerine Almanya’ya kaçan Can Dündar’ı deşifre eden Hasan Ağabeyin, Yiğit’i kudurtan yazısının bir bölümü şöyle:

Karısını satan, ülkesini de satar!   

Bir Can Dündar portresi... Karısını satan, ülkesini de satar!   

Biliyorsunuz, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, dün, Genel Yayın Yönetmenliği’ni Can Dündar’ın yaptığı Cumhuriyet gazetesi hakkında “suç duyurusu”nda bulundu...

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmek üzere verilen “suç duyurusu” dilekçesinde; Cumhuriyet gazetesinin 29 Mayıs 2015’teki nüshasında; geçen yıl Hatay  ve Adana’da, MİT’e ait yardım TIR’larının durdurulmasıyla ilgili “gerçeğe aykırı bazı görüntü ve bilgilere yer verildiği” belirtildi.

Dilekçede, ayrıca denildi  ki:

• Can Dündar; kendisine “Paralel Örgüt tarafından sızdırılan” sahte görüntü ve bilgileri yayınlayarak, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin terör örgütlerine yardım ettiği algısı oluşturmak” istemiştir!..

• Can Dündar; “sahte ihbar ve sahte deliller”le “tuzak” kurarak tamamen hukuka aykırı biçimde “TIR’ları arayan örgüt mensuplarının eylemi”ne iştirak etmiştir!..

• “Devletin ve milletin milli menfaatlerini paralel örgüt ile birlikte hareket ederek, gerçeğe aykırı görüntü ve bilgileri yayınlamak suretiyle hedef alan şüphelinin bu eylemi kesinlikle gazetecilik olarak değerlendirilemez.”

VELEV Kİ SİLAH OLSUN!

Gerçekten de;

Can Dündar’ın bu eylemi, asla “gazetecilik” değil, tam aksine “ajanlık”tır, “casusluk”tur ve “ülkeye ihanet”tir!..

Türkiye’nin “Bayırbucak Türkmenleri”ne ya da “zalim Esed yönetimi”ne karşı savaşan “Özgür Suriye Ordusu”na gönderdiği “yardım”lar arasında velev ki “silah” da bulunsun!.. Bunu “ifşa” etmekle kimin eline ne geçecek?.. Bunun Türkiye’ye ne faydası olacak?..

Dedim ya;

O TIR’larda velev ki, “silah” da bulunsun!.. Bunu “ifşa” etmek, bir “gazetecilik faaliyeti” midir, yoksa “Türkiye’yi ispiyonlamak ve gammazlamak” mıdır?.. Bu “ifşaat”tan dolayı “Türkiye Cumhuriyeti Devleti” zor durumda kalır ise; Can Dündar, bir yerlerine “kına” mı yakacaktır?..

“Paralel İhanet Çetesi”nin amacı, “TIR’ları durdurarak, orada silah bulunduğu algısı oluşturmak” ve böylece “Hükümet’ten intikam” alıp, “Türkiye’yi Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde yargılatmak”tı!..

Ne var ki;

Dönemin Adana Valisi Hüseyin Avni Coş ve Adana Emniyet Müdürü Cengiz Zeyrek’in yoğun çabaları ile “ihanet plânı” boşa çıkartıldı...

Paralelci hainler, amaçlarına ulaşamadılar.

Aradan bir yıl geçtikten sonra, “Su Samuru”nu devreye soktular ve çok usta oldukları “montajlanmış görüntü”leri Can Dündar’ın eline verip, Cumhuriyet’te yayınlattılar!..

Üstüne basa basa ve altını çizerek tekrar ediyorum ki;

“O TIR’larda velev ki silah olsun!.. Bundan dolayı Türkiye’yi suçlamak mı gerekir, yoksa alkışlamak mı?”

Ne yani;

Türkiye, “Suriye’deki zalim Esed rejimi”ne karşı “var olma-yok olma savaşı” veren Bayırbucak Türkmenleri ve Özgür Suriye Ordusu’na “silah” göndermeyecekti de, “havuç” veya “hıyar” mı gönderecekti?..

Bugün, Bayırbucak Türkmenleri’nin komutanı Beşar Molla ve yardımcısı Yusuf Bozoğlan, diyorsa ki;

“Suriye savaşı başladığından beri Suriyeli Türkmenlere tek düzenli yardımı yapan Türkiye oldu. Suriyeli Türkmenlere ilaç, gıda ve askeri yardım yapan tek ülke Türkiye. Bayırbucak Türkmenleri ve Suriyeli mazlumların direnmesi Türkiye’nin sayesindedir. Ayakta kalışımızı Türkiye’ye borçluyuz.”

İşte burada, “bu ülkeyi seven” herkese, Türk Hükümeti’ni “takdir” etmek düşer!..

“Sahte bilgi, belge ve fotoğraf” yayınlayıp, “Türkiye’yi Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde yargılatmayı plânlayanlar” ise sadece “Tayyip Erdoğan ve AK Parti Hükümeti’ne düşmanlık” değil, aynı zamanda “Türkiye’ye ihanet” etmektedir!..

Bu ihanetin başında “Paralel Çete” vardır, “piyon” olarak da Can Dündar’ı kullanmaktadırlar!..

 

 

Yeni Akit Gazetesi

Haber Tarihi: 12 Ağustos 2017 Cumartesi 06:36
  • ÖzgürÖzgür10 gün önce
    Kendisi kaç oy getirdi veya kendisi ak partiye oy verdi mi acaba herhalde ak partinin kendisine miras kaldığını, erdoğan'ın kendi çalışmasını,bu zavallı malı olarak gördüğünden olsa gerek,bir daha ak partiyle asla ilgilenmemesini istiyordu anlaşılan... Mafya vari bir mala çöktüm mal sahibi karışamaz demiş,arkadan vuran kalleş gibi.