Sömürgecilerin paylaşamadığı cennet: Zanzibar Adası

Afrika'daki Zanzibar Adası hem kültürü hem de mimarisiyle Afrika, Arap, Hint ve Avrupa medeniyetlerinin izlerini taşıyor.

13 Mayıs 2017 Cumartesi 11:32
Sömürgecilerin paylaşamadığı cennet: Zanzibar Adası

Afrika'daki Zanzibar Adası hem kültürü hem de mimarisiyle Afrika, Arap, Hint ve Avrupa medeniyetlerinin izlerini taşıyor.

İranlı göçmenler tarafından kurulan ve adını "zenciler sahili" anlamındaki Farsça "zengi bar"dan alan Zanzibar, Arap ve Fars toplumunun derin izler bıraktığı, Portekizlilerin, Ummanlıların ve İngilizlerin yıllarca hüküm sürdüğü büyük bir ada.

Bugün Tanzanya'nın bir parçası olan Zanzibar Adası'nın en eski yerleşim yeri ise 2000 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi'ne giren Stone Town.

Zanzibar'ı dünyadaki diğer şehirlerden ayıran özellikleri arasında ilk sıralarda mimari yapısı ve kültürüyle Afrika, Arap, Hint ve Avrupa medeniyetlerinin izlerini bir arada taşıması geliyor.

Çok sayıda binanın restorasyonuna devam edilen şehirde ziyaretçiler adeta tarihte yolculuğa çıkıyor.

Otomobil girişinin imkansız olduğu daracık sokaklarda Zanzibar sıcağı altında yürüyen ziyaretçiler, taş yapılı evlerin gölgesinde başka bir ihsan aramıyor. 19'uncu yüzyıl ve öncesinde kölelerin dolaştırıldığı bu sokaklarda yerlilerin deyimiyle artık "Mzungu"lar yani beyaz adamlar, tarihten ders çıkarmak için dolaşıyor.

Zanaatın sanata dönüştüğü yer

Şehirdeki hemen hemen tüm evlerin kapı önlerinde ve yanlarında basamaklar bulunuyor. Eve gelen misafirlerin karşılanması için yapılan bu basamaklar aynı zamanda gelenlere kahve ve tatlı gibi ikramların sunulduğu kısım.

Bugün geleneksel işlevini devam ettiren bu basamaklar ayrıca mahallelilerin "Bao" oyununu oynadıkları alanlar. Kadınlar komşularıyla bu basamaklarda oturup sohbet ediyor, yağmurlu havalarda bu basamakları kullanarak yandaki eve geçiyor.

Şehrin mimarisinde dikkati çeken detaylardan birisi de işlemelerle hayat bulan kapılar. Dünyada "Zanzibar kapısı" olarak ün salmış işlemeli kapıların birçoğu aslında Hint kültürünün parçası. Saplamalı yuvarlak çivilerin işlendiği bu kapılardan bazılarının üzerine Kur'an-ı Kerim'den ayetler işlenmiş.

Taş binalarda ayrıca ince uzun ahşap balkonlar ve dışarıya doğru açılan pencereler de dikkati çekiyor.

Sahraaltı'nın en eski eserleri adada

Tarihi kaynaklara göre Abbasi Halifesi Harun Reşid döneminde Zanzibar ve Pembe dahil bölge adalarında çok sayıda şehir kuruldu.

Zanzibar'da 8'inci ve 9'uncu yüzyıllara ait biri taş, diğeri ahşap iki cami kalıntısı üzerine 10'uncu yüzyılda inşa edilmiş ve 20'nci yüzyıldaki arkeolojik kazılarla ortaya çıkarılan 70 kişilik caminin, Sahraaltı Afrika'da inşa edilen en eski eser olduğu düşünülüyor.

Ayrıca 1865'te Unguja Ukuu bölgesindeki kazılarda bulunan dinarlardan birinin 797 yılına ait olduğu belirtiliyor.

Köleliğin izleri adanın her yerinde

Adanın hemen hemen her sokağı ise kölelik döneminden izler taşıyor. Sokaklarda görülen bazı ihtişamlı evlerin ya da bir türbenin eski bir köle tüccarına ait olduğuna şahitlik edilebiliyor.

Bugün üzerinde büyük bir kilisenin olduğu eski "Köle Pazarı" ve "Köle Hapishanesi" ise ziyaretçilerin, tarihte yaşanan acıları az da olsa anlamasına yardımcı oluyor.

Tanzanya ana karasındaki Kilva ve Bagamoyo gibi şehirlerinden Dhow adı verilen yelkenlilere bindirilerek getirilen köleler buradaki zindanlarda hapsediliyordu.

Farklı kültürlerden koparılıp getirilen ve ayrı dilleri konuşan kölelerin bazıları kendi kabilelerinde zanaatkar, bazıları ise müzisyendi. Köleler karşılıklı iki odadan oluşan bu zindanda birbirleriyle konuşamadan aynı kaderi paylaşıyordu.

Yolculukta dostlarını ve ailelerini kaybeden kölelerin cesetleri ise yol kenarlarına bırakılıyordu.

Zanzibar'a ulaşan köle tüccarlarının ilk yaptığı şey gümrük dairesine gidip sağ getirmeyi başardıkları her köle için vergi ödemekti.

Kölelerin en pahalıları kadınlar ve çocuklardı. 19'uncu yüzyılın ikinci yarısında köle pazarlarında büyük bir artış yaşandı. Burada satılan kölelerin son durağı bazen Güney Amerika bazen de Hindistan oluyordu.

"Araplar adayı terk etmek zorunda kaldı"

Zanzibar tarihi uzmanı araştırmacı Amir Muhammed, AA muhabirine ada tarihiyle ilgili bilgi verdi.

Adaya ilk ayak basanların Farslılar olduğunu ve 8'inci yüzyılda buraya yerleştiklerini belirten Muhammed, Arapların gelişiyle ise Zanzibar'da büyük bir değişim yaşandığını vurguladı.

Zanzibar'ın 200 yıl önce bir Müslüman Arap Devleti olarak anıldığını dile getiren Muhammed, dünyada köle ve fil dişi ticaretiyle nam salan bölgeye daha sonra Avrupalıların geldiğini söyledi.

Muhammed, adada toplanan fil dişi ve kölelerin buradan Ortadoğu ve Avrupa'ya satıldığını ifade etti. 1964'teki devrimden önce Zanzibar'da, 60 bin Arap ve 500'e yakın Avrupalının yaşadığını anlatan Muhammed, Arapların çoğunun o tarihten sonra ülkeyi terk etmek zorunda kaldığını belirtti.

Şu an adada sadece 2 bin Arap yaşadığına dikkati çeken Muhammed, anakaradaki çok sayıda Tanzanyalının buraya çalışmak ve yaşamak için geldiğini aktardı.

Muhammed, bugünkü hükümetin bir İngiliz hükümeti olmadığını, Afrika hükümeti olduğunu vurguladı. Muhammed, mevcut hükümetin iki ülkeyi bir kılmayı ise başardığının altını çizdi.

"Tanganika ile birleşmek başkalarının kararıydı"

Zanzibar kırsalında bir balıkçı kasabasında arıcılıkla uğraşarak hayatını sürdüren 65 yaşındaki Amiri Suudi ise adadaki ticaretin ve eğitimin eskisi kadar iyi olmadığını savundu.

Zanzibar Devrimi sonrasında Tanganika anakarasıyla birleşilmesinin başkalarının kararı olduğunu, kendi kararları olmadığını söyleyen Suudi, devrim sonrası tüm eğitimli insanların ülkeyi terk ettiğini dile getirdi.

Kaynak: AA

Haber Tarihi: 13 Mayıs 2017 Cumartesi 11:32