Rahmetle anıyoruz

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suudi Arabistan temaslarını takip eden heyette yer alan ve Mescid-i Nebevi ziyaretinin ardından otele dönerken yolda kalp krizi geçirerek, Hakk’a yürüyen usta gazeteci Hasan Karakaya Ağabey, vefatının birinci yılında hayırla ve özlemle anılıyor.

31 Aralık 2016 Cumartesi 07:06

HABER MERKEZİCumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suudi Arabistan’a yaptığı geziye katılan ve umre yapıp Cennet Bahçesi’nde namaz kıldıktan sonra Hakk’a yürüyen Yayın Koordinatörümüz ve yazarımız Hasan Karakaya’nın vefatının üzerinden tam bir yıl geçti. Müslümanların çeşitli zulümlere tanıklık ettiği 28 Şubat’ta mazlumların sesi olan, tehditlere, baskılara rağmen inandığı çizgiden asla taviz vermeyen, kendisini ve dava arkadaşlarını mahkemeye verme kuyruğuna giren cuntacılara karşı boyun eğmeyen ümmetin ‘Hasan Ağabey’i, sene-i devriyesinde hayırla ve rahmetle anılıyor. Dik duruşu, cesareti ve mütevazılığıyla tanınan, 63 yaşında ebediyete yürüyen usta gazeteci Hasan Karakaya Ağabey’in hayatı mücadele ve kıyam örneği olarak tarihe altın harflerle yazıldı. Son namazını Cennet Bahçesi’nde kılan Hasan Ağabey ile yıllarca yol arkadaşlığı yapanlar, dostları, arkadaşları ve en yakınındaki isimler, vefatının ardından geçen bir seneyi gazetemize anlattılar. 

KARAHASANOĞLU: HASAN’IN İŞ AHLAKI ÖRNEK OLDU 

Akit Medya Grubu İcra Kurulu Başkanı Mustafa Karahasanoğlu, uzun yıllar omuz omuza yol arkadaşlığı yaptığı merhum Hasan Karakaya’nın en karakteristik özelliğinin iş ahlakı olduğunu söyledi. Hasan Ağabey’in mesainin değil işin bitmesini esas alan bir anlayışa sahip olduğunu belirten Mustafa Karahasanoğlu, “Onun lakaplarından biri de ‘Atom Karınca’dır. 36 senelik tanışıklığımızın 28 senesinde birlikte çalıştık. Sevenleri çok olduğu kadar düşmanları da vardı. O ve Akit birbirini tamamlıyordu. Onu Akit’ten başka bir gazete taşıyamazdı” ifadelerini kullandı. 

MÜMİNLERE KARŞI MÜŞFİK, KÂFİRLERE KARŞI DİK

Merhum Hasan Karakaya Ağabey’in, yazılarını tam bir iman asabiyesi ile kaleme aldığını ifade eden Karahasanoğlu, “Hasan tam bir dava adamıydı. Onun için de yazılarını eğip bükmeden kaleme alıyordu. Açılan davalarda hep yazdıklarının arkasında durdu, hiç kıvırmadı. İslam’a saldıranlara hoşgörü ile yaklaşan bizim cenahın bazı kalemleri kartel medyası ile ağız birliği yaptılar. Biz ise ta baştan beri müminlere karşı müşfik olacağımıza, kafirlere karşı dik duracağımıza söz vermiştik. Öyle de yaptık. Hasan, yazılarını sadece fikir planında değil aynı zamanda araştırma yaparak da zenginleştiriyordu. Onun o ihlasını Cenab-ı Hak tavaf ve sayını yapıp tertemiz bir hale getirdikten sonra Peygamber Efendimiz’i (S.A.V) ziyaret edip Mevla’sına tertemiz kavuşturdu. İstanbul’daki cenaze de öyle muhteşem oldu. Paltosunu karların üzerine seren on binler onunla helalleşerek Mevla’sına uğurladılar. Mekânı cennet olsun inşallah” açıklamasında bulundu.

YALÇINER: ÖLÜM, GÖNÜL HAFIZAMIZ İÇİN DAHA BİR VUSLAT

 Gazetemiz Akit’in emektarlarından Yılmaz Yalçıner, merhum Karakaya ile olan 40 yıllık dostluğunu ve onsuz geçen günlerini şöyle dile getiriyor: “Hasan, Ankara’da Rüzgarlı Sokak’ta Medeniyet isimli gazetede çalışıyordu. Ben ise sonradan FETÖ’nün satın alıp adını Zaman olarak değiştirdiği Adalet gazetesindeydim. Aramızda bir sokak mesafe vardı. Birkaç ay geçti geçmedi, birlikte bir başka gazetede çalışmaya başladık. Ben cezaevine girip çıktıktan sonra Cuma dergisinde buluştuk. Vakit’le, Akit’le devam ettik. Kaderde ölümle ayrı düşmek varmış diyeceğim ama ‘ölüm’ ayrılık değil bilhassa gönül hafızamız için daha bir vuslat; kavuşup kucaklaşma oluyor.  Mekânı cennet olsun”. 

ALBAYRAK: HASAN ABİ ŞEHİTTİR

Star Gazetesi Genel Yayın YönetmeniNuh Albayrak, Hasan Karakaya’nın kalemiyle mücadele eden bir cengaver olduğunu belirterek, “Hasan abi kalemiyle mücadele eden bir cengaverdi. O bakımdan kendisi de bir şehittir. Vermiş olduğu mücadeleyi unutmak mümkün değil. Allah tüm şehitlerimizle birlikte ona da rahmet etsin” dedi.  

ALAN: KENDİSİNE YAKIŞIR BİR ŞEKİLDE YAŞADI VE ÖLDÜ

Haber Müdürümüz Murat Alan ise, “Hasan Ağabeyim” diye bahsettiği Karakaya hakkında şöyle konuştu: “Hasan Karakaya ağabeyimiz ile 10 yıldan fazla bir süre birlikte çalıştık. Ondan çok şey öğrendim. Ben ona usta, o bana çırak derdi. Kutsal topraklarda vefat etmek isterdi öyle de oldu. Kendine yakışır şekilde yaşadı, kendine yakışır şekilde vefat etti. Mesleğin zirvesinde, en verimli döneminde Efendimizin evinde vefat etti. Allah herkese böyle bir başlangıç nasip etsin. Allah hepimize Karakaya gibi bir meslek bilinci, Karakaya gibi bir memleket sevdası nasip etsin.”

CÖMERT: 15 TEMMUZ’U GÖRSEYDİ TANKIN ÜSTÜNE ÇIKARDI

Gazeteci yazar Yusuf Ziya Cömert de, Hasan Karakaya’nın eksikliğinin her daim hissedildiğini kaydederek, “Hasan ağabeyin eksikliğini birçok ortamda hatırlıyoruz. ‘O olsaydı ne söylerdi, o olsaydı nasıl karşılardı’ diye çünkü o bizim gündelik hayatımızın bir parçasıydı. 15 Temmuz’u görseydi darbecilere karşı en önde mücadele edenlerden olurdu. Eminim bir televizyon ekranından alabildiğine sert ifadelerle mücadele edecekti. Sonunda kimin galip geleceğini falan hiç hesaba katmadan. Ya da bir tankın üstünde olacaktı” ifadelerini kullandı.

OCAKTAN: İSLÂMİ DUYARLILIĞI OLAN BİR GAZETECİYDİ

Gazeteci yazar Mehmet Ocaktan ise,Karakaya’nın İslami bir duyarlılığa sahip olduğunu belirterek, “Hareket eden bir insandı; ama aynı zamanda İslami duyarlılığa sahip bir gazeteciydi. Gazeteciliği hiçbir zaman kendi inancından kendi düşüncelerinden ayrı konumlandırmadı” ifadelerini kullandı. Türk basınının Hasan Karakaya’nın bakış açısına ihtiyacı olduğunu ifade eden Ocaktan, “Evet kalemi keskindi, ifadeleri sertti; ama bu hiçbir zaman haksızlığa yol açmamıştır. Bu tür vicdanlı, adaletli davranan gazetecilere çok ihtiyaç var” ifadelerini kullandı.

ÖZKAN: O KENDİNİ İŞİNE ADAYAN BİRİSİYDİ

Hasan Karakaya’nın dâvâ arkadaşlarından Milli Gazete yazarı Abdülkadir Özkan, “Hasan son zamanlarda yazılarıyla gündeme geldi; ama benim nazarımda Hasan, işinin delisi bir gazeteciydi. Hasan’la çalışıyorsanız, gazeteyi ona bıraksanız da gözünüz arkanızda kalmaz. Kendisini böyle işine adayan birisiydi. Uyku saatleri hariç bütün vakti onun mesleği ile ilgiliydi. Biliyorum ki, gece birlere ikilere kadar ertesi günki yazısı için çalışan bir insandı Hasan Karakaya” dedi. 

SİYASETÇİLERİN VE STK’LARIN GÖZÜYLE...

62’nci Hükümet Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız: Hasan Karakaya, basın dünyasına çok şey katmış bir arkadaşımızdı. Her zaman dürüst, açık ve şeffaftı. Allah rahmet eylesin. Onun yokluğu hissedilmiyor değil...” 

AK Parti İstanbul Milletvekili Hüseyin Bürge: Hasan Karakaya, vatanını ve milletini seven bir ağabeyimizdi. Allah rahmet etsin. Haber peşinde koşarken, Rahmet-i Rahman’a yürüyen biridir. Akit ailesine ve sevenlerine yeniden başsağlığı diliyorum” 

AK Parti İstanbul Milletvekili Harun Karaca: “Rabbim mekanını cennet eylesin. Ömrünü hayırla yad ettiğine biz şahidiz. Hasan abinin kalemi sertti ama hiçbir zaman doğrudan ve haktan şaşmazdı.” 

AK Parti MKYK Üyesi Yaşar Karayel: Hasan Karakaya, doğumundan ölümüne kadar bu davanın eri olmuş, fikri haysiyetiyle yaşamış bir arkadaşımızdı. Onun hayatı davası olmuştu.  Bütün ömrü Hak uğrunda geçti.”

Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın “Vefatının üzerinden bir yıl geçen Hasan Karakaya’ya Allah’tan rahmet, ailesine, sevenlerine ve Yeni Akit ailesine başsağlığı dileriz. Karakaya, haklı mücadelesinde hiç yılmayan, vesayetin ve her türlü illegal yapılanmanın karşısında dimdik duran, mesleğinin hakkını veren değerli bir ağabeyimizdi.

KIZILTAŞ: VEFATININ ARDINDAN ANLADIK

Merhum Hasan Karakaya’nın ebediyete intikal ettiği kutsal topraklarda kendisine yol arkadaşlığı yapan isimler arasında yer alan Takvim Gazetesi yazarı Ekrem Kızıltaş, “Mescid-i Nebevi’nin hemen yanında, Peygamber Efendimiz’in kabrine birkaç yüz metre yakın yerde, yoğun bir ibadetin akabinde vefat etmiş olmasını inşallah Hasan kardeşimin cennette Cenab-ı Hakk tarafından misafir edileceğinin işareti olarak kabul ediyorum.” diye konuştu. 

Karakaya’nın üslubunun ne kadar doğru ve yerinde olduğunu vefatının ardından belirginleştiğine değinen Kızıltaş, “Üslubu nedeniyle ne diyelim hafif sıkıntılı bakan insanlar vardı. Bir umrenin ardından, Mescid-i Nebevî’de yaptığı ibadetin ardından, daha ilk adımını attığı otelde kalp krizi geçirip, vefat eden insanla alakalı edepsizce mesajlar gönderenler olunca onlara verilecek cevap konusunda Hasan’ın kültürünün çok daha iyi olduğunu bir vesileyle anlamış olduk” ifadelerini kullandı.

DEDE: SEVGİLİNİN DİYARINDA EN SEVDİĞİNE KAVUŞTU

Gazeteci Ersoy Dede, Hasan Karakaya’nın Hakk’a irtihalini, “sevgilinin diyarında en sevdiğine kavuştu” diye betimleyerek,“Hasan abi, Hakk’a yürümeden bir gün önce umremizi yapmıştık. Ellerimden kayıp gitti. Ölüm karşısındaki çaresizliğimi gördüm” ifadelerini kullandı. Hasan Karakaya’nın son anlarında yanında bulunduğunu da anlatan Dede, “Efendimizin teheccüt kıldığı yerde iki rekat namazını kıldı. O kadar yoğun duygular yaşıyorduk ki, anlatılacak gibi değil” ifadelerini kullandı. Daha sonra bir restorana gittik. Kafile halinde otele yürümeye başladık. Otele vardığımızda Hasan Abi lobideki koltuğa yığılmış son anlarını yaşıyordu. Allah rahmet eylesin. Mekan-ı Cennet olsun” şeklinde konuştu.

OĞLU FATİH KARAKAYA: ‘BABAM HİÇBİR  ZAMAN SAVAŞINI BIRAKMADI’ 

Merhum Hasan Karakaya Ağabey’in oğlu Fatih Karakaya da, gözünü açtığından beri babasının gazetecilik yaptığını dile getirerek, “Gazetecilikle babalığı eşzamanlı gerçekleşti. Her ne kadar yazarlık yaptığı dönemde sert bir mizaca sahip olsa da aile içinde bir o kadar müşfik, babacan, hoşgörülü, eşitlikçi, özgürlükçü, okumayı çok seven bir babaydı. Çok da iyi bir gazeteciydi. İyi bir analizciydi. Kalbi yüreği çok geniş bir insandı” ifadelerini kullandı. 

Babasının inandığı değerlerin peşinden gittiğini söyleyen Karakaya, “Belki yaşımız nispeten genç olduğu için olayları algılayış biçimimiz daha basitti ama gazeteyi linç etme girişimleri, tazminat davaları, generallerin açtığı davalar, maddi manevi yıkımlar oluşturdu. Evimize haciz gelmeleri, babama iftiralar atmaları, tavuk kesemeyecek adamı, adam öldürmeye azmettirmekle suçlamaları. Bu süreç hepimiz için yıpratıcı oldu. Babam hiçbir zaman savaşını bırakmadı. Fikrinin, inandığı değerlerin peşinden gitmeyi tercih etti. Hiçbir dönemde yılmadı” şeklinde konuştu. 

 AKTAŞ: MÜSLÜMANLARIN DERDİNİ KENDİ DERDİ GİBİ BİLDİ

Hasan Ağabey’in yakın arkadaşlarından Hüsnü Aktaş ise, Hasan Karakaya’nın Müslümanların derdini kendi derdi gibi gördüğünün altını çizerek, Kendisi ‘hidâyete tâbi olan, insanlara iyilikleri emreden ve onları kötülüklerden alıkoymaya çalışan” bir Müslümandı. Ben buna şahitlik ederim. Özellikle 28 Şubat sürecinde mağdurlardan ve mazlumlardan yana kaleme aldığı yazıları hafızalardan silinmeyen kardeşim, Müslümanların derdini kendisine dert edinen salih bir Müslümandı” dedi. Hasan Karakaya’nın birçok zorluğa göğüs gerdiğini belirten Aktaş, “Müslümanların başına gelen her musibeti dert edinen ve hakikatin ortaya çıkması için elindeki bütün imkânları kullanan Hasan Karakaya kardeşim; ‘Bilmiyorsanız zikir ehline sorun’ emr-i ilâhisine riayet etmeyi ahlâk haline getiren ender yazarlardan birisiydi. Muhakkak ki mü’minin niyeti, amelinden daha hayırlıdır. Hasan Karakaya kardeşimin Müslüman vasfını, vatandaş kimliğine tercih ettiği müsellemdir” dedi.

 

Haber Tarihi: 31 Aralık 2016 Cumartesi 07:06
  • İsmail kazuİsmail kazu10 ay önce
    Alahim mekanı cennet olsun inşallah sevilen sayılan bir insandı onun yerini dolduracak kimseyi görmüyoruz esselamunalikum
  • hercaihercai10 ay önce
    Mekanı cennet olsun.

Günün Karikatürü

Yeni Akit Gazetesi - Günün Karikatürü 16.11.2017