'Orta Doğu senaryosunda üçüncü aşamaya girdik'

Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Yiğit Bulut, Orta Doğu’da yaşananlarla ilgili emperyalist güçlerin planları hakkında çarpıcı analizlerde bulundu.

08 Kasım 2017 Çarşamba 09:31
'Orta Doğu senaryosunda üçüncü aşamaya girdik'

Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Bulut, Amerika'daki NOE-CON yapı ve buna dayalı emperyalist planlara tarihsel perspektiften dikkat çekerek Orta Doğu hatta Afrika’yı da içine alan aşama aşama işgale giden süreci anlattı.   

Yiğit Bulut'un konuya ilişkin yaptığı değerlendirmeler şöyle...

“ÜÇÜNCÜ DALGAYA GİRDİK”

Suudi Arabistan’da neler oluyor? Bunu gerçekten net olarak anlayabiliyor muyuz? Net olarak sebep-sonuç ilişkisini kurabiliyor muyuz? “Suudi Arabistan’da neler oluyor” sorusunun cevabı bence çok önemli; Orta Doğu’da özellikle 11 Eylül saldırısında sonra başlayan süreç, kurulan diyalekti yapı; (onların deyimiyle) Amerika ve onun karşısındaki Orta Doğu kaynaklı terör diye kurdular. Ve bu kurguyu 10 sene boyunca götürdüler. İki körfez savaşında 38 doları geçemeyen petrol onların kurmaya çalıştığı bu kurguyla 147-150 dolar aralığına kadar geldi. Bu birinci dalgaydı. İkinci etap Orta Doğu’da Arap Baharı dediğimiz kavramla birlikte Arap ülkelerinde Orta Doğu ülkelerinde hatta Afrika’ya sıçrayan bir şekilde ikinci bir dalganınyaşanmasıydı. Şimdi bu yaşadığımız Suudi Arabistan’da artık iyice görünür hale gelen hareket üçüncü dalgaya girdiğimiz gösteriyor.

Burada önemli olan şu; bu işin içinden Suudi Arabistan çok daha güçlü çıkabilir veya emperyalistlerin kendisine kurduğu tuzaklara düşerse çok daha güçsüz de çıkabilir.

Bizim kurguyu çok iyi anlamamız gerekiyor, ne yapılmaya çalışılıyor. Katar’a kurulan tuzağın amacı neydi, Orta Doğu’da binlerce TIR silah neden terör örgütlerine dağıtılıyor. 11 Eylül saldırısından sonra başlayan süreç nasıl üçüncü evreye girdi. Türkiye’de bu soruları herkesin sorması gerekiyor.

“AMERİKAN HALKIYLA BİR DERDİMİZ YOK”

İngiliz ve Almanların sırtını okşadıkları bu ülkeye ihanet etmediler mi? Milli bir duruş mu sergilediler? Onun için Amerika’nın içimize yerleştirdiği, Amerika’nın diyorum çünkü ABD FETÖ liderini vermiyor, böyle bir şey olabilir mi? Bir terör örgütünün lideri orada Amerika’da duruyor. Türkiye’de sokaktaki insanın Amerikan halkıyla bir derdi yok. Geçmişten gelen müttefik olma duygumuz var. Geçmişten gelen alyanslarımız var. Geçmişten gelen birlikteliklerimiz var. Bizim Amerikan devletiyle de bir derdimiz yok. Amerikan devletinin Türk devletiyle bir derdi yok.

NEO-CON YAPILAR

Ama içeri sızmış çeteler 200 yılından itibaren, Beyaz Saray’a verilen raporu ben burada açıklamıştım yıllar önce. 1997 yılında Beyaz Saray’a bir sivil toplum kuruluşu görünümünde bir rapor sunuluyor: "Yeni Bir Yüzyıl için Amerikan Strateji Belgesi.” O NEO-CON yapılar bu raporu Beyaz Saray’a sunuyorlar ve Beyaz Saray 1997’den sonra bu rapordan kurtulamıyor. Bu raporda aynen şunlar yazıyor “Orta Doğu’yu işgal etmemiz gerekirse bunu yapmak zorundayız” öz bu. Hatta o kadar ileri gidiyor ki Türkiye’nin bazı bölgelerini bile ağzına alıyor yazıda.

“AVRUPA BİRLİĞİ ÜZERİNDEN BİR TÜRKİYE ALGILAYAMAZSINIZ”

Bunları neden anlatıyorum; bizim Amerika’yla bir derdimiz yok. 20 yıldır her televizyon programında söylüyorum Washington-Moskova-Anakara üçgeni ancak bu coğrafyayı kurtarır, ancak bu dünya denklemini kurtarır. Ama Amerika’nın geçmişten getirdiği bazı bakış açısı sorunları var. Amerika Türkiye’ye Avrupa Birliği üzerinden bakıyor. Avrupa Birliği üzerinden bir Türkiye algılayamazsınız, daha yüksek potansiyeli olanı daha küçük bir mercekle göremezsiniz.

EMPERYALİZM VE YUNANİSTAN ÖRNEĞİ

Bakın yıllardır anlatıyoruz Yunanistan’la ilgili, bugün çıkan haberi anlatayım “Yunanistan için yolun sonu” buradan okuyorum “Limanlarını Almanlara, demiryollarını İtalyanlara satan Yunanistan'da iflas çanları çalıyor. Yunanistan Parlamentosu Bütçe Ofisi, ulusal borçta ciddi bir rahatlatma olmaması durumunda ülkenin iflas riski ile karşı karşıya kalacağını bildirdi.” 2020 yılına kadar Yunanistan’ın default olması bekleniyor. Her şeylerini sattılar bankaları da Almanların eline geçti. Ellerinde bir şey kalmadı ki. Yunanistan’daki Almanlar Alman mallarını bekliyorlar. Yunanistan’daki insanlar İtalyan mallarını bekliyor. Hani 300 Spartalı diye bir film var. Kahramanca çarpışıyorlar ya, bence 300 Spartalının yeniden gelmesi lazım Yunanistan’a, çünkü hiçbir şeyleri kalmadı. Yunanistan’daki soygunun boyutları o kadar büyük ki Yunan halkı bunu idrak edemiyor. Çipras varmış kravat takmıyormuş da emperyalizme karşı duruyormuş da… Çipras onların en has adamı.  Hatırlar mısınız, bir maliye bakanları vardı, motosikletiyle gezerdi bir akademisyen, milli duruşu olan bir bakandı, koltuğundan ettiler. Programda da bahsetmiştim; Yunanistan maliye bakanını koltuğunda edecekler ondan sonra da IMF Yunanistan’la anlaşma imzalayacak demiştim. Milli duruşu olan maliye bakanını koltuğundan ettiler ardından İngiliz vatandaşı bir tane adam getirdiler, o İngiliz Yunanistan kabinesinde bakan oldu, arkasından anlaşma imzalandı. Biz bunları olmadan önce programda anlattık.

“EMPERYALİZMİN ŞABLONU AYNI”

Emperyalizmin şablonu hiç değişmiyor; ülkeleri borçlandırıyorlar, krize sokuyorlar, halkın varlıklarını transfer ediyorlar sonra da yönetimleri ele geçiriyorlar. Türkiye’de 2001 yılında yapılan da aynı şeydi. Kemal dervişin Türkiye’ye gönderilmesi emperyalist düzenin Türkiye’ye Roma valisi atamasıydı. Sayın Devlet Bahçeli olmasaydı oyunu bozacak kimse yoktu.

Haber Tarihi: 08 Kasım 2017 Çarşamba 09:31

    Günün Karikatürü

    Yeni Akit Gazetesi - Günün Karikatürü 16.11.2017