‘O gece asker kılığına girmiş teröristler’

Başbakan Yıldırım, "O gece asker kılığına girmiş teröristlerin ülkemize yaşattığı acıların, bir daha tekrar etmemesi için bu tedbirleri aldık" dedi.

02 Kasım 2017 Perşembe 08:57

Başbakan Binali Yıldırım, Milli Savunma Üniversitesi 2017-2018 Akademik Yıl Açılışı ve Harp Enstitülerinin Eğitime Başlaması töreninde, bilim ve teknolojide sağlanan gelişmelerin, askeri alana da yansıyarak, harp sanatına yeni bir boyut kazandırdığını anlattı. 

Törene, Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli, İstanbul Valisi Vasip Şahin, 1. Ordu Komutanı Orgeneral Musa Avsever, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal, Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu ve diğer ilgililer katıldı.  

Harp okullarının, Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren gelişimini sürdürdüğünü, Cumhuriyetin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere pek çok komutan, subay yetiştiren bu kurumun, Türk Silahlı Kuvvetlerinin en üst düzey ihtisas ve eğitim kurumu olduğunu dile getiren Yıldırım, "Ülkemiz, medeniyetlerin buluşma noktasında yer alan, Doğu ve Batı medeniyetlerini buluşturan, stratejik önemi en üst düzeyde ülkelerden biridir. Bu coğrafyada güçlü olmak, kalıcı olabilmek, istikrarlı ve refah içinde bir devleti sürdürebilmek için önemli hususlardan bir tanesi askeri olarak güçlü olmaktır. Tarih boyunca bu kural hiç ama hiç değişmemiştir. Bugün de bölgemizde tarihi bir dönüşüm sürecini birlikte yaşamaktayız." diye konuştu. 

Her zaman teyakkuzda olunan sorunların yanı sıra Türkiye'nin son yıllarda ortaya çıkan yeni risk ve tehditlerle karşı karşıya olduğunu aktaran Yıldırım, "İstiklal mücadelemizi, 94. yılında olduğumuz Cumhuriyetimizin kuruluş hikayesini ve daha geçen yıl 15 Temmuz'da maruz kaldığımız saldırıyı hatırlamak, istiklalimize ve demokrasimize yönelik tehditlerin ne seviyede olduğunu anlamak için kafidir. Bu sebeple ekonomik ve askeri yönden güçlü olmanın yanı sıra nitelikli ve eğitim düzeyi yüksek personele sahip olmanın önemi aşikardır." diye konuştu. 

Türkiye Cumhuriyeti'ni, demokrasiyi, milli egemenliği ve milletin kendisini hedef alan ancak kahraman milletin, vatansever askerin, cumhurbaşkanının ve hükümetin kararlı duruşuyla durdurulan 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra tabiatıyla bir çok tedbirlerin alındığını hatırlatan Yıldırım, konuşmasına şöyle devam etti: 

"Bu tedbirlerden bir tanesi de Türk Silahlı Kuvvetleri ve Milli Savunma Bakanlığının yeniden yapılandırılmasıdır. O gece asker kılığına girmiş teröristlerin ülkemize yaşattığı acıların, bir daha tekrar etmemesi için bu tedbirleri aldık. Gereken adımları titizlikle attık ve bugün akademik yıl açılışını yaptığımız Milli Savunma Üniversitesi de bu alınan kararlardan bir tanesidir. Burada harp enstitüleri, harp okulları, astsubay meslek okulları, araştırma enstitülerini yani bütün askeri eğitim kurumlarını bir çatı altında topladık. Bu eğitim kurumlarımız, ülkemizin savunma ve caydırıcılık kabiliyetini en üst noktaya taşıyacak olan gerekli donanıma sahip insan gücümüzü yetiştirecek kurumlardır. Gururla ifade etmeliyim ki Türk Silahlı Kuvvetlerinin subay ve astsubay kaynağını oluşturan bütün okullarımızda fiziki ve teknik ihtiyaçlar eksiksiz karşılanmıştır." 

Yıldırım, 15 Temmuz'da bu kurumlara verilen tahribatın ve buradaki insan, öğrenci kaybının hızla telafi edildiğini belirterek, "Az önce rektörümüzün bana verdiği bilgilere göre, harp akademileri, harp okulları, astsubaylar ve akademilerde 15 Temmuz öncesi, Jandarma'yı, GATA'yı ve Sahil Güvenliği çıkardıktan sonra toplam sayı 9 bin 828. Bugün bu sayı 9 bin 832'dir. Dolasıyla bu konuda hiçbir zafiyet kalmamış ve süratle buradaki açık kapatılmıştır. Tabii buna Jandarma'yı, Sahil Güvenliği, GATA'daki öğrencileri koyarsanız daha önceki 16 bin seviyesi neredeyse yakalanmış gibi gözüküyor." ifadelerini kullandı. 

Günümüzde tehdit algılarının gittikçe değiştiğini dile getiren Yıldırım, şöyle devam etti: 

"Artık 50 yıl önceki, 50 yılı bir kenara bırakın, 10 yıl önceki tehdit algısıyla bugünkü tehdit algısı aynı değil. Ülkeler savunma ağırlıklı hazırlık yaparken bugün caydırıcı ağırlıklı hazırlıklar daha da önem kazanıyor. Önceden tankla, topla, uçakla bir harp icra edilirken şimdi bilişimle, siber saldırılarla harpler yapılıyor. Dolayısıyla bilgi artık en büyük güç haline geliyor. Çok büyük paralarla oluşturduğunuz savunma ve caydırıcılık kabiliyetiniz bazen işe yaramaz hale geliyor ve çok kolay elde edilebilen siber araçlarla daha büyük tahribatlar yapan saldırılarla karşı karşıyayız. Bunun için birçok ülke siber kuvvetler adı altında komutanlıklar kurdu. Bu konuda Türk Silahlı Kuvvetleri de gerekli adımları attı. 2011'den itibaren siber tehdidi bir önemli tehdit kabul ederek bu yönde gerekli alt yapıyı oluşturdu. Dolayısıyla bölgemizin stratejik konumunu da göz önüne aldığımızda Türkiye'nin hem savunma sanayisine hem caydırıcılık kabiliyetine yönelik adımlarını artan bir tempoda sürdürmesi kaçınılmaz."