İşte CHP'nin 'şeddeli' ihanetleri

Türkiye içten ve dıştan ihanet sarmalına karşı tüm gücüyle mücadele verirken CHP’nin milli olmayan tavrı ‘CHP kime hizmet ediyor?’ sorusunu akıllara getiriyor.

04 Kasım 2017 Cumartesi 11:21
İşte CHP'nin 'şeddeli' ihanetleri

Türkiye geçen gün teröristlerle çıkan çatışmada şehit düşen 10 vatan evladını tekbirlerle toprağa verirken FETÖ’cü, PKK’lı, DHKP-C’lilere kol kanat geren CHP milletvekilleri, bölücü örgütü lanetlemekten kaçınarak, sorumluluğu yine AK Parti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yüklemeye çalıştı. Teröristlerin ‘haklarını’ sonuna kadar savunan CHP’lilerin FETÖ-PKK ağzıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan’a attıkları ‘Şeddeli diktatör’ iftirası, dönüp kendilerini buldu.

İşte Kılıçdaroğlu’nun başındaki CHP’nin ‘Şeddeli İhaneti’lerinden örnekler:

TERÖRÜ KINAYAMADI

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin bütünlüğünü ve anayasal düzenini hedef alan PKK, DHPK-C ve FETÖ’ye bir türlü ‘terör örgütü’ diyerek kınayamadı. Kılıçdaroğlu, Şemdinli’de 8 şehit verdiğimiz gün twitter hesabından sadece “Güne şehit haberiyle, anaların gözyaşıyla uyandık. Şemdinli’de şehit düşen asker ve korucularımıza rahmet, milletimize sabır diliyorum” paylaşımı yaptı. Hain terör örgütünü ise yine hedef alamadı.

PYD TERÖRİST DEĞİL

Kılıçdaroğlu, Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’yi öldüren PKK’lılara da “Hendek kazan arkadaşlar” diye hitap ederken, Kocatepe’de kendisine tepki gösteren şehit yakını için “Ankara’daki savcılara açık ve net çağrıda bulunuyorum. Bu teröristleri yakalamak ey savcı senin görevindir. Ey emniyet senin görevindir. Bu alçaklara hesabını sormak zorundasınız” diye hakaret etti. HDP’li Figen Yüksekdağ’ın “Biz sırtımızı YPG’ye ve PYD’ye yaslıyoruz. Bunu söylemekte ve savunmakta hiçbir sakınca görmüyoruz”sözlerine Kılıçdaroğlu’ndan “YPG terör örgütü değil, vatanını kurtarmak için örgütlenmiş bir oluşumdur” sözleriyle de destek geldi.

PKK’LILARI ZİYARET ETTİLER

Kılıçdaroğlu, terör örgütü PKK’nın İstanbul’da 6 polisi şehit ettiği gün “Biz hapiste hasta yatan PKK’lıya da gittik, DHKP-C’liye de gittik. Hiç ayrım yapmadık” dedi. Ertesi o şehit polislerin cenazesine giderek provoke ettiği şehit yakınları tepki gösterince “Artık ne polise ne de askere güvenmiyoruz. Bize ‘kendi önlemlerinizi kendiniz alınız’ diyorlar. Bundan sonra görecekler, kendi önlemlerimizi kendimiz alacağız” dedi.

7 HAZİRAN'DA HDP İLE İTTİFAK ETTİLER

 Kılıçdaroğlu, terörist cenazelerine giden milletvekili Gamze İlgezdi ve Sezgin Tanrıkulu gibi milletvekillerini parti disiplin kuruluna sevk etmeyerek, terör örgütüyle işbirliği yapanları koruma altına aldı. HDP’li vekillerin dokunulmazlığının kaldırılması talebini de ‘Tüm vekiller için dokunulmazlıklar kalksın’ diyerek engellemeye çalıştı.

CHP sözcüsü Selin Sayek Böke, “HDP’ye AK Parti’ye karşı cephe çağrısı yapıyorum”dedi. 7 Haziran’da AK Parti tek başına iktidar olamayınca, CHP’li Şafak Pavey, HDP’li Demirtaş’a “Birlikte iyi salladık” diyerek işbirliğini deşifre etti. Genel seçim sürecinde, CHP ve HDP mitinglerinde Atatürk ve Öcalan posterleri aynı anda açıldı. Kılıçdaroğlu, SSK Genel Müdürlüğü yaptığı zamanında da çok sayıda yasadışı örgüt mensubunu kurumda işe başlattığı raporlandı.

YARGI FAİLİ MEÇHULÜ

250 sivilin katledildiği 15 Temmuz darbe girişimi ve Gezi darbesinin organizatörü ve terör örgütlerenin aktif katılımcısı ve destekçisi olduğu iddiasıyla tutuklanan Osman Kavala’ya ilk destek yine CHP milletvekili Sezgin Tanrıkulu’ndan geldi. Tanrıkulu,  tutuklanan Kavala için ‘Yargı faili meçhulüne uğradığı’ propagandası yaptı. Tanrıkulu “Yargıda faili meçhul dönemi: Osman Kavala, bir arabaya bindirilip götürüldü, günlerce gözaltında kayıp gibi sır edildi, sabaha karşı tutuklandı” dedi.

ELİ KANLI TERÖRİSTLERE ‘PİKNİKÇİ’ DEDİ

CHP’li Tanrıkulu, kısa süre önce de tek bir askerin burnu kanamadan binlerce PKK’lıyı etkisiz hale getiren silahlı insansız hava araçlarına (SİHA) dair ‘JİTEM’ benzetmesi nedeniyle hakkında soruşturma açılmıştı. Tanrıkulu, yıllardır halka ve güvenlik güçlerinin canına kasteden terör örgütleri davalarında sanıklara yönelik TBMM’de ve Adliye koridorlarında yaptığı destek açıklamalarıyla da kamuoyunun tepkisini topladı. Tanrıkulu, kimi zaman tutuklu DHPK-C sanıklarının davasında, kimi zaman FETÖ’cülerin, kimi zaman PKK’lıların davalarında onlara destek için boy gösterdi. Hatta terör örgütlerinin paçavralarının yer aldığı cenaze törenlerine dahi katılmaktan çekinmedi.

‘KATİL DEVLET’ DEDİ

CHP Milletvekili Mustafa Akaydın’ın, 15 Temmuz FETÖ darbesine ilişkin ‘tiyatro’ ve ‘Katil devlet’ iftiraları söylemleri başta şehit ve gazi yakınları olmak üzere toplumda infial yaratırken, Kemal Kılıçdaroğlu suskunluğunu korudu. Akaydın, Kılıçdaroğlu ile görüştükten sonra da küstahça “Sözlerimin arkasındayım” açıklaması yaptı. Bu durum, Akaydın’ın “Katil devlettir” sözünün, CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun “15 Temmuz kontrollü darbedir”sözünün tercümesi ve “Kılıçdaroğlu destekli küstahlık” olarak algılandı.

FETÖ’NÜN AVUKATLIĞINA SOYUNDULAR

CHP eski Mersin Milletvekili İsa Gök, FETÖ’den tutuklanan Mersin Büyükşehir Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Özgür Sanal’ın avukatlığını üstlendi. FETÖ’den tutuklanan İlhan İşbilen’in avukatlığını ise CHP eski Konya Milletvekili Atilla Kart’ın yaptığı ortaya çıktı. Mahmut Tanal ile FETÖ’ye destek için yapılan her gösteride boy gösterdi.

EDEPSİZLİĞE ARKA ÇIKTILAR

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan, halkın seçtiği Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ‘Şeddeli diktatör’ demesinin ardından, hakkında savcılık soruşturması açıldı. Normalde böyle bir durumda, bu ismin parti disiplin kuruluna göndererek cezalandırılması gerekirken CHP MYK’sında Tezcan’a sahip çıkan CHP lideri Kılıçdaroğlu kurmaylarına “Bu yapılan itham değil durum tespiti. Bunun üzerine gidilmesi gerekiyor. Bütün arkadaşlarımız da bu tanımı kullanmaktan imtina etmemeli” dedi. Terörle örgütleri ve onların arkasındaki üst akla karşı topyekün mücadele veren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türkiye’nin çıkarlarına destek vermek yerine, onu yıpratmaya yönelik kampanyalara hız verdi. Kılıçdaroğlu’nun, terör örgütleri PKK, FETÖ, DHKPC’nin kanlı terör eylemlerinin ardından bugüne kadar bu  örgütlerin isimlerini vererek de hiç kınamamasıyla da halklın tepkisini çekti.

TEZCAN FETÖ'CÜLERLE BERABER AYNI MASADA

Halkın seçtiği Cumhurbaşkanına ‘Şeddeli diktatör’ iftirası attığı için hakkında soruşturma açılan CHP Sözcüsü Bülent Tezcan’ın, firari FETÖ’cü Saim Topaloğlu ile gerçekleştirdiği gizli buluşmalara dair görüntüler ortaya çıktı. FETÖ’nün Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında başlattığı ‘diktatör’ algısı yaratma amaçlı kara propagandaya katılan Tezcan’ın, FETÖ’nün 17-25 Aralık darbe girişiminden sonra çekildiği iddia edilen bu fotoğrafta,Topaloğlu ve kapatılan bir FETÖ okulunun müdürü A.A. ile Aydın yakınlarında buluşarak 2014 seçimlerinde FETÖ’den CHP’ye destek istediği iddia edildi. (Star)

Haber Tarihi: 04 Kasım 2017 Cumartesi 11:21
  • Tekrar Osmanlı Devleti 2099Tekrar Osmanlı Devleti 209915 gün önce
    Yavuz BahadıroğluTüm Yazıları »Atatürk olmasaydı halimiz ne olurdu?20 Mayıs 2015 Çarşamba19 Mayıs münasebetiyle yine esip savurdular. Ciddi görünümlü adamlar, yine “Atatürk olmasaydı biz olmayacaktık!” türünden “komik” nutuklar attı!İçimden sormak geldi: “Şimdi Atatürk yok diye biz de mi yokuz?” Bu nasıl bir yaklaşımdır, büyük bir milletimize ne korkunç iftiradır? Hem “Tarihten önce vardık, tarihten sonra varız” (Behçet Kemal Çağlar ve Faruk Nafız Çamlıbel’in ortaklaşarak yazdıkları meşhur “Onuncu Yıl Marşı”nın bir mısrası) diye şiirler yazıp ders kitaplarına geçireceksiniz, milli bayramlarda ilkokul çocuklarına bas bas okutacaksınız; hem de “Atatürk olmasaydı biz olmayacaktık” deyip kendi varlığınıza “iftira” atacaksınız!Bir milletin varlığını tek kişiye endekslemek, ancak hastalıklı akılların ürünü olabilir: Saçma sapanlığın endazesiz biçimidir! Yağcılığın en damıtılmış şeklidir!Hiçbir millet, birini övmek için kendini böylesine yerle bir etmez!Atatürk olmasaydı, biz millet olarak yine var olurduk, ama meselâ bugün giydiğimizi giymezdik belki...Yabancı kıyafetlere bürünmez, “moda”nın arkasına takılmaz, “Anneler Günü”, “Babalar Günü”, “Sevgililer Günü” gibi kapitalist mantığın ürettiği “tüketim” sarmalına düşmezdik...Alfabemiz değişmez, kültür kaynaklarımız diken tarlasına, kütüphanelerimiz türbeye dönmez, böyle kültürsüzlüğe mahkum olmazdık...Onca cami satılmaz, kiralanmaz, yıkıma bırakılmaz, “devrim” uğruna onca insan sehpalara sürülmez, Dersim acımasızca bombalanmaz, İskilipli Atıf Hoca gibi nice hocalar çeşitli bahanelere kurban edilmez, Ayasofya Müze yapılmazdı...Yok şapka giymedi, yok ezanı Türkçe okumadı diye insanlara zulmedilmezdi...Hac ve umrenin yanı sıra, Türk müziğinin radyolarda çalınması yasaklanmazdı...Başta Milli Mücadele kahramanları olmak üzere, sayısız insan “hain” ilân edilmez, sürgünlerde hayat sürmek zorunda kalmazdı...Tekkeler, zaviyeler, dergâhlar, medreseler kapanmaz, şimdiki gibi yürek bağlarımız kopmazdı...Kimsenin soyuna-sopuna, dinine-imanına, diline-ırkına, vicdanına-namusuna,dinine, tekkesine- medresesine, dergâhına-divanına karışılmayacağından, muhtemelen Şeyh Said, Dersim, Koçgiri, Düzce, Yozgat, Menemen olayları gibi karışıklıklar çıkmaz, kardeş kardeşe kurşun sıkmaz, kin tortusu birikmez, bugün PKK’yı besleyen Türk-Kürt ayırımı yaşanmazdı... Batı’nın tüm kirli suları üzerimize boşalmaz, böylesine ruhsal ve yüreksel kirlenme olmazdı...Bediüzzaman’ın ve diğer âlimlerin kadr-u kıymeti bilinir, değerli vakitleri zindanlarda, hicranlarda tüketilmezdi...Laiklik uğruna ocaklar sönmez, mazlum insanlar hapishanelere sürülmez, başörtüsü zulmü yaşanmazdı...İnancımıza ve geleneklerimize aykırı olarak, Türkiye’nin heryerine heykeller dikilmez, onca masraf yapılmaz, çocuklarımızın beynine ecdad düşmanlığının yanısıra, din düşmanlığı tohumları da ekilmezdi...Çerkez Edhem, Rauf Orbay, Kâzım Karabekir gibi, şahsa biat etmeyen vatanseverlere “hain” yaftası yapıştırılmaz, yanlış tarih yazılmaz, beynimiz keşmekeşe dönmez, Selçuklu-Osmanlı eserleri yağmalanmaz, belgeler satılmaz yahut yakılmaz, nesiller kendi ninelerine ve dedelerine böylesine yabancılaşmazdı...Hars ve irfanımızda kesiklik yaşanmayacağından, kitleler cehalete mahküm bir duruma düşmez, kitap okuma oranı böylesine düşük olmaz, saçma sapan şiirler yazılmaz, bunlar milletin çocuklarına cebren ezberletilmez, öğrencilere “Atatürk’ün sevdiği şarkılar” öğretilmez, “sevdiği yemekler”den söz edilmezdi...Bir hayat hikâyesi (Nutuk) tarihi kaynak sayılmaz, nesiller yanlış tarih bilgisi almak gibi tüm hayatlarını etkileyecek böylesine büyük bir hataya sürüklenmez, CHP’nin bugün de amblemini teşkil eden altı ok, devletin temeline saplanmaz, devlet bir partinin eksenine girmez, “tornadan çıkma insan” yetiştirme uğruna yıllar ve nesiller heba edilmezdi...Hilafet kalkmaz, İslâm dünyası bugünkü perişanlıkta savrulmazdı...“Atatürk ilkelerine sadakat” diye bir şey olmaz, kişiye özel kanun çıkarılmaz, tüm partiler “Atatürkçü” görünmek zorunda kalmaz, tarihi belgeler yıllar boyu saklanmaz, milletin gerçeği öğrenme hakkı gasp edilmez, millet, “demokrasi” yerine, 27 sene “Şefokrasi”ye talim etmez, sosyal, siyasi ve ekonomik anlamda hiçbir iyileşme sağlayamayan tek partiyi kesintisiz 27 yıl sırtında taşımazdı...Tercüme kanunlar yerine kendi kanunlarımız yürürlükte olur, adli mekanizma güven kaybetmez, bir sürü “vasat zekâ”, “üstün zekâ” gibi yutturulamaz, Osmanlı’yı aşağılayan diziler yapılamaz, şanlı geçmişimize dil uzatılamazdı...Çeşitli ülkelerde Efendimizle dalga geçen karikatürler çizilemez, kitaplar yayınlanamaz, dergiler çıkarılamaz, filmler yapılamazdı (ki, Sultan II. Abdülhamid’in bu tür yayınlara anında müdahale ederek tepki gösterdiğini, başta Amerika olmak üzere İngiltere, Fransa ve Hollanda gibi ülkelere sahnelenecek oyunları kaldırttığını, bunun için de hilâfet gücünü kullandığını biliyoruz)...Lozan da olmayacağından, Ege Adaları, Musul, Kerkük, Batı Trakya, Batum belki kaybedilmez, Ortadoğu belki elimizden çıkmaz, tabiatıyla baş belâsı İsrail kurulamazdı...Bizden bu kadar: Artık gerisini siz getirin!

Günün Karikatürü

Yeni Akit Gazetesi - Günün Karikatürü 16.11.2017