İşler kötü diyenler yalan söylüyor

Ticaret hayatına hırdavatçılıkla başlayan Muammer Ceylan, zorlu geçen hayat mücadelesini ve iş dünyasının şükürle olan imtihanını anlattı.

1953 yılında İstanbul Kasımpaşa’da doğan Muammer Ceylan, gençliğinden bugüne yaşadığı yokluk anlarını ve fırsatları değerlendirerek iş hayatında büyümesini kendi ağzından şöyle anlatıyor: “Gençliğim Kasımpaşa’da geçti. Askerden sonra İETT Genel Müdürlüğünde bir süre çalıştım. Bir süre burada sendika işleriyle uğraştım. İhtilalden sonra 1980’lerin sonunda kendi işimi kurdum, Karaköy Perşembe’de 1994 yılına kadar metal konusunda bayağı güzel işler yaptık. Paramız pulumuz yoktu, iki çocuğum vardı, Fulya’da iki odalı bir gecekonduda oturuyorduk o zamanlar. Kışın yağmur yağdığında evin içinde su basmasın diye leğen dolaştırırdık.

İlk sobamızı alınca mutluluktan uçtuk

Ben erken evlendim, ailemin desteği ile geçindik. İlk iki yıl param olmadığı için evimize soba alamıyorduk. Gün geldi meşhur bir Yunan sobasını satın aldım ama bu defa da odun, kömür alacak param kalmamıştı. O sobayı aldığım zaman sanki dünyalar bizim olmuştu. Bu nedenle elimizdeki nimetlere şükretmenin ne olduğunu bilenlerdenim.

İlk iş tecrübem başarısız oldu

İhtilalden sonra Karaköy’de iş yapan arkadaşlarım bana, ‘Gel, işte sen aklı başında bir adamsın ticaret yapalım’ dediler. Bir arkadaş da hırdavatçıydı, Allah rahmet eylesin genç yaşta vefat etti. Onunla ortak olduk. Hanımın düğünde takılan takılarını sattık. Mecidiyeköy’de oturuyorum, Karaköy’den Galatasaray’a Tünel ile çıkıyordum. Tünel’den Nişantaşı Fulya Mahallesi’ne yürüyerek gidiyordum, çünkü otobüs param yoktu. 1 yıl içinde bu arkadaşımızın çok ciddi borçları varmış. Onunla birlikte benim param da gitti ama bu bir tecrübeydi. Dedik ki; Allah büyüktür, Allah kulun rızkına kefildir. Yeter ki sen çalışmaya devam et. Nasibinde varsa bu olur.

Çalışana Allah veriyor

Elhamdülillah yılmadık, çalışana Allah veriyor. 1994 yılına kadar hiç 1 kuruş param olmamasına rağmen inanılmaz olaylarla karşılaştım ve Rabbim kapılar açtı. 90’lı yıllarda metal konusunda Karaköy Perşembe Pazarı’nın hatta Türkiye’nin 1 numaralı firması oldum. Yabancı bir firmanın Türkiye mümessilliği istedim. Anlaştık ve param olmadığı için 3 ay vadeli senetle mal alıp piyasaya sürdüm, tabir yerindeyse millet deli oldu.”

Hayat bu, kim yarınından haberdar?

‘İnsanların yaşadığı hayatta başına her şey gelebiliyor. Yarın ne olacağını ancak Allah bilir. Biz sadece tedbirli olup bize Allah’ın vaat ettiği şekilde çalışmaya gitmemiz gerekir’ diyen Muammer Ceylan, yaşadığı bir olayı da şöyle nakletti: ‘’Bir gün bir hadise yaşadım hiç unutamam. Yolda gidiyorum yaşlı bir amca gördüm. Hac’dan gelmiş, soğukta üşüyordu, yolunu da kaybetmişti. Ona, ‘Taksi tutsam evini bulabilir misin’ diye sordum, ‘Evet’ dedi. Cebimdeki son parayla taksiyi çağırdım onu evine götürdüm. Daha sonra Rabbime, ‘Allah’ım Sen bana helal yoldan çok kazanç ver’ diye dua ettim. Çok ağladım o gün. ‘Sen bana çok kazanç ver ki, fakire fukaraya dağıtayım’ diye yalvardım. İnşallah da şimdi biz bunu yapıyoruz. Bilmiyorum, bunları söylemek ne kadar doğru. Ben ondan sonraki kazancımı bu duaya ve o ihtiyarın duasına bağlıyorum Allah bana lütfetti.

İnşaatta böyle büyüdüm

1994 yılında metal sektörü bitmek üzereydi biz inşaata yöneldik. İlk işim, inşaat işinden pek anlamama rağmen 45 villa yapmak oldu. Bu projeyi Marmara Ereğlisi’nde gerçekleştirdik. O günden bugüne binlerce konut ürettik. Bazen soruyorlar sen 20 yılda 600 bin metrekare iş yapmışsın, ben 2 yılda 450 bin metrekare iş yapmışım. Onun izahı şu: Biliyorsunuz, 2005 yılına kadar marka projeler yapılmadı, site yaşamları yoktu. Ne vardı mahalle aralarında bloklar vardı, ihtiyaca göre biz de o sistem çalıştık. Fakat ben 95 yılından bugüne kadar çizgimi hiç bozmadım. Bugün 3 bin konut yapıyoruz, 2020 yılında da teslim edeceğiz Allah kısmet ederse. 1 miyar dolar büyüklüğünde bir yatırımımız var şu anda.”

Döviz de neymiş?

Ceylan, “37 yıldır ticaretle uğraşıyorum. Alış verişlerimde dövize hiç sıcak bakmadım. Ben Türk’üm kardeşim, Türkiye’de iş yapıyorum. 94 krizinde zarar görüp bütün kazancını kaybedenlerdenim. 5 Nisan Kararları ile bir günde elimde avucumda 14 yılda kazandığım bütün her şey sıfırlandı. Allah’tan borcum da yoktu Elhamdülillah… Param da yoktu, tekrar başa döndük” diyor.

FAİZE BULAŞMADIM BEREKETİ GÖRDÜM

1995 yılında inşaat sektörüne giren Muammer Ceylan, “Kimseden 1 kuruş faiz almamışımdır, kimseden dolayı gecikmeden dolayı vade farkı almamışımdır. Hiçbir kimseyi asla bankaya göndermemişimdir” diyor ve ekliyor “Ticarete başladığım dönemlerde yüzde 15 aylık faizler vardı. Ben 1 kuruş faiz almadım. Demir işi yaptığım dönemlerde büyük faizler vardı gecelik yüzde 1000 artışlar vardı ben kimseden asla faiz almadım. Benim kazancımın bereketli olmasının nedeni de budur. Bir Allah’ın kulu bu adam gecikmelerden dolayı ya da malzeme satışından dolayı 1 kuruş faiz almıştır diyemez. Peygamber Efendimiz buyurmuyor mu ‘Faiz benim ayaklarımın altındadır’ diye. Ben elhamdülillah Müslüman bir insanım, farzları yerine getirmek gerek, yoksa ‘Ben Müslümanım’ demekle olmuyor.”

İşler kötü değil yolunda

1995 yılında inşaat sektörüne giren Muammer Ceylan, “Kimseden 1 kuruş faiz almamışımdır, kimseden dolayı gecikmeden dolayı vade farkı almamışımdır. Hiçbir kimseyi asla bankaya göndermemişimdir” diyor ve ekliyor “Ticarete başladığım dönemlerde yüzde 15 aylık faizler vardı. Ben 1 kuruş faiz almadım. Demir işi yaptığım dönemlerde büyük faizler vardı gecelik yüzde 1000 artışlar vardı ben kimseden asla faiz almadım. Benim kazancımın bereketli olmasının nedeni de budur. Bir Allah’ın kulu bu adam gecikmelerden dolayı ya da malzeme satışından dolayı 1 kuruş faiz almıştır diyemez. Peygamber Efendimiz buyurmuyor mu ‘Faiz benim ayaklarımın altındadır’ diye. Ben elhamdülillah Müslüman bir insanım, farzları yerine getirmek gerek, yoksa ‘Ben Müslümanım’ demekle olmuyor.”

KÂR HIRSI ŞÜKRÜ UNUTTURDU

Bence memleketimizin halinde bir problem yok. Sadece problem nedir biliyor musunuz? Biz şükür etmesini bilmiyoruz. Benim ziyaretime bir bankanın üst düzey yetkilisi geldi. Önce ben onlara sordum ‘İşler nasıl’ diye. ‘Vallahi piyasa çok kötü’ diyor, dedim ki siz bu sene hedefinizi yakaladınız mı ‘geçtik’ dedi. Peki, ‘Ya kardeşim neden siz ortamı geriyorsunuz bankalar olarak, sen hedefini aşmışsın kâr etmişsin yüzde 500 kâr etmişsin, senin derdin piyasayı germek mi?’ diye sordum. ‘Yok’ dedi. ‘Piyasada çok inşaat var, ama satış yok’ deyince ben de ona “Televizyonlarda birçok reklam yapılıyor. Biz de yapıyoruz. İnşaat sektörünün yaptığı birçoğu hepsi projeden satıyor. Elimde kalan daire yok ki. Hiçbir şirketin elinde balon konut yok” dedim ve “Kardeşim siz bankacısınız çıkıp İstanbul’u dolaştığınızda ‘ya burada 6 aydır hiç daire satılmıyor’ diyebileceğiniz bir proje var mı?’ diye sordum. Sonuç olarak böyle bir şey yok. Yapılan her projenin mutlaka bir alıcısı var. Siz yeter ki kazancınızdaki şükrü bilin.

Büyük projelere imza atıyoruz

Ben ticarete başladığım günden beri hiperaktif bir yapıya sahibim. Pek ortakla anlaşamıyorum. Hemen anında 5-10 dakika içerisinde karar vermem lazım yapacağım işte. ‘Ya ben düşüneyim’ dediğim zaman o bana uymuyor. Hemen kararımı verip uygulamak isterim. Bugüne kadar verdiğim kararlarda Rabbim beni utandırmadı. Dolayısıyla ortağım yok, hiçbir ortakla iş yapmadım. Bir ara Arap yatırımcılarla bir-iki proje yapmak istedik fakat meşrebimiz uymadı. Ticari yöntemimiz uymadı.

KENTSEL DÖNÜŞÜME ODAKLANDIK

Bizim elimizde proje olarak kentsel dönüşüm ağırlıklı lokasyon olarak İstanbul’un en iyi yerlerinde kentsel dönüşüm projeleri satmada sıkıntı olmuyor. Zer Mecidiyeköy projesi bunlardan birisi. Ayrıca Zer Levent, Zer Fikirtepe, Zer Göztepe, Zer Kartal, Zer Tuzla, bir de Bakırköy’de az daireli bir projemiz var. Bu arada; yabancı isimlere karşıyım. Neden şirketler projelerinde İngilizce, Almanca, Fransızca ya da bilmem nece isim koyarlar ki!


İŞİNİ BİLENE KAZANÇ DA VAR

Bu sektörün özeleştiriye ihtiyacı var. İnşaat sektöründe kâr marjı çok yüksek. Kısaca bir matematik yapalım mı? Şimdi diyelim kat karşılığı bir yer aldınız, yüzde 50 bir inşaatın maliyeti 850-1000 liradır. Anahtar teslim. Siz tutuyorsunuz metrekaresi 20-25 bin liraya daire satıyorsunuz. Şimdi bana diyecekler ki, “Ya Ceylan, sen sırlarımızı verdin” Yani doğru olan şudur; ben kazanıyorsam kazanıyorumdur. Kazancıma ihanet mi edeyim yani. Ha siz paranızı doğru harcamıyorsanız, hesabınızı bilmiyorsunuz demektir... 2 tane koruma, 2 tane sekreterle bu işleri yapanlar var. Böyle şey olmamalı.

 

Yeni Akit Gazetesi