Erdoğan: Biz sistem mücadelesi veriyoruz

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Sistemi Sempozyumu'nda konuştu. Erdoğan, anamuhalefet partisine sert çıkarken, "Şahıslar üzerinden ürettikleri yalanlarla kafaları bulandırmaya çalışıyorlar. İşiniz gücünüz Tayyip Erdoğan, Tayyip Erdoğan baki değil fani. Biz burada sistem mücadelesi veriyoruz" dedi.

Erdoğan: Biz sistem mücadelesi veriyoruz
Eklenme: 11 Şubat 2017, 14:51

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde SETA'nın düzenlediği Cumhurbaşkanlığı Sistemi Sempozyumu'nda konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Siyasi istikrarsızlık, beraberinde ekonomik ve sosyal sorunları da getirmektedir. Cumhuriyetimizin geçmişi 93 yıl iken, şu anda 65. hükümet iş başındadır. Hale bakın. Bir başka ifadeyle ülkemizde hükümetlerin ömrü 16 ay bile değildir. Türkiye böylesine kısa ömürlü hükümetler tarafından yönetilirken, benzer şartlarda gelişme, kalkınma, büyüme yarışına girdiği ülkelerin hepsi tarafından birer birer geçilmiştir. 25 gün ömrü olan hükümetler olmuştur bu ülkede... Böyle devlet yönetilir mi? Bunu yönetmeye çalıştılar. İşte şimdi biz bunu temelden düzeltiyoruz" dedi.

"CUMHURBAŞKANLIĞI BİR GÜNDE ÇIKAN BİR SİSTEM DEĞİL"
İşte Erdoğan'ın konuşmasından bazı notlar:

Avrupa'ya baktığınızda yöneticilerin kral ve kraliçeler olduğunu görüyoruz. Japonya, Tayland gibi dünyanın başka yerlerinde de benzer durumlarla karşılaşılabiliyor. Birileri "Monarklar semboliktir, parlamenter demokrasi vardır" diyecektir. Bir ülkede kral varsa o kraldır, kraliçe varsa o kraliçedir. Taht sahibi ülkenin yönetiminde hak sahibidir. Devlet içinde parlamenter sistem varsa bu hiçbir zaman sembolik olarak kalmaz. Sadece Başkanlık ya da Cumhurbaşkanlığı olan ülkelerde diktatörlükle idare edilen, makamların babadan oğula geçtiği yönetimler de mevcuttur. Her ülke kendi şartlarına uygun yönetim şekline sahiptir. Ülkemizde son 200 yılda çok farklı tecrübeleri yaşadık. Kesintisiz süren arayışlar olmuştur. Bu süreçte ülkemiz savaşlar ve krizlerle sürekli erimiş. Çanakkale Zaferi bıçağın kemiğe dayandığını gösterir. Kurtuluş Savaşı geldi sonrasında. İstiklal Harbimizin başarıya ulaşmasının ardından Cumhuriyet'in ilanı geldi. Avrupa, monarşiyle devam ederken biz Cumhuriyeti kurduk. Önce tek partili sonra çok partili bir sistemle bugünlere geldik. Anamuhalefet sana sesleniyorum, önce tek partili sonra çok partili sistem oldu. Gazi Mustafa Kemal'in Cumhurbaşkanlığı, parti başkanlığı dönemiyle İnönü döneminde de farklılıklar vardır. Sonrasında demokrasimizi darbeler gölgesi altında ayakta tutmaya çalıştık. Bu sıkıntıları iliklerimize kadar yaşadık. Yaşanan çarpıklıkların sonucu istikrar ve güven ortamının tehdit altında olmasıdır. Cumhuriyetimizin geçmişi 93 yıl iken, 65. hükümet işbaşındadır. Hale bakın. Bir başka ifadeyle, ülkemizdeki hükümetlerin ömrü 16 ay bile değildir. Türkiye böylesine kısa ömürlü hükümetlerce yürütülürken, büyüme yarışına girdiğinde birer birer geçilmiştir. Böyle devlet yönetilir mi? Bunu temelden düzeltiyoruz. Şayet, 14 aylık dönemde ülkedeki sıçrama, bizim siyasi hareketimiz tarafından olmasaydı nal toplamaya devam ederdik. Arayışlarımız, Cumhuriyet dönemindeki yaşadıklarımız, ülke ve millet olarak hedeflerimize ulaşmak istiyorsak güçlü bir yönetim sistemine ihtiyacımız var. Cumhurbaşkanlığı sistemi konusu bir günde ortaya çıkmış değildir. Gerisinde derin ve düşündürücü bir arka plan var. Mesele demokrasi, özgürlük meselesi değil.

"İŞİNİZ GÜCÜNÜZ ERDOĞAN, ERDOĞAN BAKİ DEĞİL FANİ"
Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

Sistem, Türkiye'nin asırlardır devam eden beka sorununun en doğru çözüm yoludur, mesele budur. Cumhuriyet'in ilanından, çok partili hayata geçişe kadarki döneme "Demokrasi" diyen ya kendini kandırıyor ya da bizi kandırmaya çalışıyor. Türkiye gücü ve yetkiyi elinde bulunduran vesayet kurumlarının elinden çok çekti. Ne zaman milli iradeye dayalı yönetimler olunca o dönemlerde sıçramalar yaşandı. Tarihi okumalara da baktığımızda ülkemizin yeni Anayasa'ya olan ihtiyacı ortaya çıkıyor. Cumhurbaşkanlığı sisteminin tek adamlıkla, şahsilikle ilgisi yoktur. Bu ülkede il başkanlarının vali olmasını herhalde AK Parti yaşamadı. Kime ait? Bunlar anamuhalefetin geçmişine ait. Onların il başkanları valilik yapmışlardır. Böyle bir demokrasi olabilir mi? Onlar bunu yaptı. Bu onlar için bir kara lekedir. Mesele ülke ve millet olarak, tecrübeler ışığında kendimize çok daha güçlü bir yönetim sistemi kurma çabasındayız. Cumhurbaşkanlığı sisteminin tek güvencesi demokratik olmasıdır. Millete hesap vermek zorunda olan hiçbir yöneticinin, sisteme karşı çıkanların öne sürdüğü yanlışlara sapma ihtimali olamaz. Milletin gösterdiği yolu izlemezseniz, millet tarafından alaşağı edilirsiniz. Şahıslar üzerinden ürettikleri yalanlarla kafaları bulandırmaya çalışıyorlar. İşiniz gücünüz Tayyip Erdoğan, Tayyip Erdoğan baki değil fani. Biz burada sistem mücadelesi veriyoruz. Bundan sonra da millet ne derse o olacak, Allah ne derse o olacak. Türkiye'nin 2014 Ağustos'tan beri çifte başilı bir sistemle yönetildiğinin de görülmesi lazım. Düzgün yürüyorsa da şahsımla ve Başbakanlarla uyumlu olmamızdan kaynaklanıyor. Anayasa değişikliği ile konuyu şahsileştirmiyoruz. Şahsi insiyatiflerle yürüyen sistemi düzeltmeye çalışıyoruz.

"BU SİSTEM TÜRK TİPİ OLACAK"
"Ülkemizin yeni bir sisteme olan ihtiyacı gün gibi ortadadır" diyen Cumhurbaşkanı, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Tek millet, tek bayrak, tek devlet için "Evet" diyeceğiz. İnsan bilmediğinin düşmanıdır. Cumhurbaşkanlığı sistemine karşı çıkanların işin ruhunu öğrendiklerinde sistemi kabul edeceklerdir. "Hayır" diyenler neye hayır dediklerinin farkında mı? Kşm hayır diyor, PKK, Kandil, bu ülkeyi parçalamak isteyenler, bayrağımıza karşı çıkanlar, ne yazık ki bu ülkede milli ve yerli olanlara karşı çıkanlar "Hayır" diyor. Bunlarla beraber anamuhalefet de hareket ediyor. Temennim o ki 16 Nisan'a kadar onlar da değişecek. Cumhurbaşkanlığı sisteminin özü, yönetimin doğrudan millete veriliyor olmasıdır. Yürütme görevini Cumhurbaşkanı, millete karşı sorumlu olacağı için attığı her adıma dikkat edecektir. Başkanlık sisteminin olduğu ülkelerde yasama yok mu? Var. Bizimki Türk tipi bir sistem olacak. Aynısı olmak durumunda değiliz diğer ülkelerle. Yürütme de var. Cumhurbaşkanı temsil edecek, kabinesini kuracak. Hesabını da millete verecek. Bazıları 'Gensoru kalkıyor' diyor. Hayırlı olsun. Gensorudan hükümetler çok çekti, biz de çektik. Gensoru mekanizması parlamentoyu çalıştırmama mekanizmasıdır. Bu engeli ortadan kaldırarak hızla yürüyen bir yürütmeyi göreceksiniz. Asıl, gensoru mekanizması milletin karşısında çalışacak. "İyi çalışmadın", "Sen bu işi yürütemedin, yeni bir ekibi yürütmenin başına getiriyoruz" diyecek millet. Vicdanı sızlayanlar oluyor. Parlamento içindeki üyeler, vicdanının sesini duyarak 339 verdi. Onlar adil değil de sizler mi adilsiniz? Oradaki parlamenterler milletin vekilidir. Bu kararla yetinmemişler, 16 Nisan'da da "Millet kararını verecek" demişlerdir. Yürütmenin iki başı tek olacak. Milletimiz yetkiyi kime verdiğini, kimden hesap soracağını bilecek. Yasama organında milletvekilleri sadece asli işlerine odaklanacak. Milletvekilleri, iş takibi yapmaktan yasama vazifesine zaman bulamıyor. Meclis'te 4 dönem görev yapmış olup da tek bir yasama çalışması yapmamış milletvekilleri var. Yeni sistemle birlikte tüm vekiller Meclis çalışmalarına yoğunlaşacak. Cumhurbaşkanı'nın bütçe dışında kanun teklifi getirme yetkisi yok. Yasama faaliyetleri tamamen milletvekillerine düşüyor. Yürütme ile iç içe geçmiş olması vekillerin prestijlerini yıpratıyordu. Yargı, en çok yıpranan güç. Darbe ve vesayet dönemlerinde yargı ile ilgili hafızalarda hoş olmayan görüntüler var. 28 Şubat'ta cüppelerle çıkan, hakim savcılar gördük bu ülkede. Bu sorunların çözümü için sürdürdüğümüz sistemde bunları da çözeceğiz. Yürütme, yasama ve yargı güçleri kendi alanlarına odaklanıp güçlü Türkiye'nin inşaasına katkı sağlayacaktır. Halka hakaret ederek, halkçılık yaptıklarını ifade edenlerin devri kapanıyor. Baskıcı anlayış tarihe karışıyor. Gençler bilmez, bu ülkede öyle siyasetçiler gelmiştir ki "Taksim Meydanı'na 4 ayaklı merkep koysam milletvekili seçtiririm" diyenler çıkmıştır. Seçilme yaşını 25 yaşı 18'e indiriyoruz. Zor olan seçilmek değil seçmektir. Biz seçme ve seçilmeyi 18'e indirerek tarihi yeniden dile getiriyoruz. Bu millet 21 yaşında bir çağı kapatan ve açan Fatihlerin torunları. Gençliğin önünü açacağız. Onlara ufuk vereceğiz. Bu yarışa gençlik de girecek. "Askerlik ne olacak?" diyorlar. Parlamentoya girebiliyorsa askerlikten muaf olacak. Parlamentoda önemli bir görev yapıyorsa bu genç, askerlikten muaf olacak. Bu, görevleri önemli olduğunu gösteren adımlar. Ön tıkamanın anlamı yok. Engelleri aşmak istiyorsak, kolay aşılır. Ülkeyi anonim şirket gibi yönetmenin hesabı içindeler. Şirketin başında CEO olur, yaş 30'dur. Birilerine sorsan 30 yaşındaki adama dev şirket verilir mi? derler. İyiyse bal gibi de teslim edilir. Mesele birikim, güven meselesidir. Bunlar da "küçük olsun, bizim olsun" diyerek ülkenin ayağına pranga vuruyor. Artık büyük olsun hepimizin olsun anlayışı olmalıdır. Şahsım için değil ülkemiz için Cumhurbaşkanlığı sistemine geçiyoruz. Bu sisteme evet denmez de ne denir? Tabii ki evet diyoruz.


(Yeni Şafak)
 
Haber Tarihi: 11 Şubat 2017, 14:51
HABER YORUMLARI
600

Dikkat: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

allahkolu

Allah uzun omurler versin hizmete devam allah dusmanlari sarsirtsin allah yaver olsun

Cevapla

Yeni Akit
Gündeme dair önemli haberler ve son dakika gelişmeleri anında bilgisayarınızda!
Masaüstü bildirimlerini almak ister misiniz?