Metro İstanbul

Eğitimin geleceğini bilgiyi üretenler şekillendirecek

Eğitim ve Teknoloji meselelerini Yenilik ve Eğitim Teknolojileri (YEĞİTEK) Genel Müdürü Bilal Tırnakçı ile masaya yatırdık.

13 Kasım 2017 Pazartesi 13:21

“Artık dünya küçülüyor, bilgiye erişim hızı ve yolları artıyor“ ifadesini kullanan YEĞİTEK Genel Müdürü Bilal Tırnakçı,”Burada devreye bilginin güvenliği giriyor. Doğru, güvenli ve gerekli bilgi. Öğrenciye bu unsurlarla, bilgiyi vermek gerekiyor. Geleceğin eğitimini de bilgiyi tüketenler değil, üretenler şekillendirecektir” dedi.

Eğitim, ülkemizin en önemli meselelerinden birisi. Zaman zaman pansuman tedaviler yapılsa da artık köklü çözüm gerektiren bir tedaviye muhtaç noktasına gelmiş durumda. Eğitim, istikbalin şekillenmesinde en büyük etken. Dünyanın birçok ülkesinde sistem oturmuş durumda. Biz de ise maalesef her zaman yeni bir sistem denemesiyle karşı karşıya kalıyoruz. Sistem değişiklikleri oturmadan, öğretmen, öğrenci, veliler tarafından anlaşılmadan yeni bir metoda geçiliyor. Artık Türkiye’yi geleceğe taşıyacak ikide bir değiştirilmeyecek oturmuş bir eğitim sistemine geçmeliyiz. Yoksa kaybeden hep bu memleketin evlatları oluyor. Bir de eğitimi tartışırken sadece bir yönü üzerinde durmak gibi bir çelişkimiz var. Mesela aylardır sadece sınavları konuşuyoruz. Oysa ki diğer cephelerini de esaslı bir şekilde ele almazsak yine çok şey eksik kalmış olur. Biz de bu hafta eğitimin önemli bir cephesini “teknoloji” bahsini gündeme getirelim istedik. Bugünümüz ve yarınlarımız için çok önemli olan bu meseleyi Yenilik ve Eğitim Teknolojileri (YEĞİTEK) Genel Müdürü Sayın Bilal Tırnakçı ile konuştuk...

RADYO-TV’DEN EĞİTİME

- YEĞİTEK neler yapar, kurum hakkında bilgi biraz verir misiniz?

Müdürlüğümüz, 1951 yılında görsel ve işitsel eğitim araçlarının üretilmesi ve çoğaltılması amacı ile Öğretici Filmler Merkezi adıyla kurulmuş, bünyesinde 1962 yılında “Radyo İle Eğitim Ünitesi” kurulması ile adı “Film Radyo Grafik Merkezi olarak değiştirilmiştir. 1968 yılına gelindiğinde “Film-Radyo ve Televizyonla Eğitim Merkezi” adıyla TRT ile aynı anda televizyonla eğitim yayınlarına başlayan kurumumuz, film, radyo ve TV gibi modern ve güçlü yayın araçlarından eğitim ve öğretimde yaygın ve planlı bir biçimde yararlanarak hizmet vermeye devam etmiştir. 1992 yılında Film-Radyo ve Televizyonla Eğitim Başkanlığı, 1998 yılında Genel Müdürlük statüsü kazanarak adını Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü, 2011 yılında ise yeni bir yapılanma ile bugünkü “Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü (YEĞİTEK)” adını almıştır. Genel görev alanımızsa eğitimi teknolojiyle, verimli ve güvenli şekilde buluşturmaktır.

ZAMAN MUCİTLERİ HEP YANILTTI

- Geleceğin eğitimi nasıl olacak, bu konudaki öngörünüz nedir?

ABD Patent Enstitüsü Başkanı Charles Duell’ın 1899’da aslında her şeyi özetliyor: “Artık yeni hiçbir şey yok. İcat edilebilecek her şey icat edildi...” Dünya küçülüyor, bilgiye erişim hızı artıyor, bilgi bir o kadar erişilebilir oluyor. Çok hızlı üretiliyor ve çok hızlı tüketiliyor. Bilgiye erişim imkânı sağlayan araçlar artıyor ve ucuzluyor. Herkes bilginin her türlüsüne erişir hâle geldi. Burada devreye bilginin güvenliği giriyor. Doğru bilgi, güvenli bilgi, gerekli bilgi. Öğrencilere bu üç unsurla bilgiyi vermek gerekiyor. Geleceğin eğitimini de bilgiyi tüketenler değil üretenler şekillendirecektir diye düşünüyorum. Çocuklarımız duvarları daha şeffaf sınıflarda, sınırları olmayan bir dünyada eğitilecek. Daha somut bir örnek vereyim, bugün sosyal ağlar üzerinde çözemediğiniz bir problemi soracak muhatap bulur ve çok kısa sürede o sorunun nasıl çözüldüğünü öğrenirsiniz. Bunun için yerinizden kalkmanıza bile gerek olmaz.

HİÇBİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK!

- Artık eskisi olmayacak diyorsunuz...

Evet. Tebessümle yad ettiğimiz eski günlerde siyah önlüklerimizle, beyaz yakalıklarımızla gittiğimiz okullara şimdi çocuklar istedikleri kıyafetle gidiyor; kara tahtanın önünde beyaz tebeşirle uçuşan tozlar arasında bir şeyler yazmaya çalışırken şimdi çocuklar etkileşimli tahtadan film izliyor, soru çözüyor, animasyon izliyorlar. İnternet erişimi, tablet gibi teknolojik unsurları kullanarak eğitim alıyorlar. Yarın hayallerimizin ötesinde şeylerin olması mümkündür. Yapmamız gereken tek şey gelişmeler karşısında hazırlıklı olmak ve çocuklarımızı kendi zamanlarımıza göre değil, onların zamanlarına göre yetiştirmektir. Tam burada şunu eklemek istiyorum. Hayal hayatın gereği, geleceğin ilham kaynağıdır. Çocuklarımızın hayallerinin önündeki engelleri kaldırabilirsek, geleceğin inşasında onları, aktör olarak görebiliriz.

EĞİTİM İŞİ sürekli DEĞİŞMEK ZORUNDA

- Başa dönersek, hangi ülkeler eğitim meselesini hâlletmiş?

Daha oturmuş sistemleri olan ülkelerden bahsedilebilir ama eğitim meselesini hâlletmiş ülke tanımını doğru bulmuyorum. Eğitim; çocukların ve gençlerin toplum yaşamında yerlerini almaları için gerekli bilgi, beceri ve anlayışları elde etmelerine, kişiliklerini geliştirmelerine okul içinde veya dışında, doğrudan veya dolaylı gelişmelerine imkân sağlayan dinamik bir iş. Sürekli değişen ve dönüşen insan ihtiyaçları ve gelişen bir dünya var karşımızda. Bu bakımdan tamam bu iş bitti diyen bir ülkeye rastlamadım.

- Finlandiya hep örnek verilir. Onlar nasıl halletmiş?

Evet. Mevzu eğitim olduğunda sıklıkla Finlandiya örneği verilir. Finlandiya bizim bir ilimizdeki öğrenci sayısı kadar nüfusu olan; nüfus hareketliliği, siyasi ve sosyal durumu itibarıyla çok stabil bir konumda bulunan bir ülke. Elbette bazı şeyleri daha sakin değerlendiriyor olabilir, uzun soluklu planlar yapıp sonuçlarını gözlemliyor olabilirler. Bu başarı göstergesinin bizim için yeterli bir işaret olabileceğini sanmıyorum. Bütün bunlara rağmen reddetmek değil, istifade etmekten yanayım. Aslında bu dinamik yapı bizi güçlendiriyor. Reflekslerimiz gelişiyor, zekâmız keskinleşiyor. Her ülkeyi kendi şartlarında değerlendirmek daha doğru olur kanaatindeyim. Ülke olarak her gün daha iyiye gittiğimizi ve buna uygun bir nüfus yapımız olduğunu gönül huzuruyla söyleyebilirim.

EBA’DA OYUN BİLE VAR

- Biraz da EBA hakkında bilgi verebilir misiniz?

Kısa adı EBA olan “Eğitim bilişim ağı” öğrencilerimize ve öğretmenlerimize hizmet veren bir portaldır. İçerisinde dijital ders içerikleri, sorular, videolar, çizgi film ve animasyonlar ile öğretmen ve öğrencilerimizin kendilerini ifade edebilecekleri alanlar bulunur. EBA video, EBA Ders ve son zamanlarda EBA Mobil, EBA Radyo ve EBA Kodlama kısımlarını devreye aldık. Yine oyunla eğitim konusunda çalışmalarımız var, öğrenciler EBA üzerinden erişebiliyorlar.

- Dijitale teslim olmadan sağlıklı bir eğitim mümkün müdür?

Elbette mümkündür. Çabamız da bu yöndedir. Daha öncede belirttiğim gibi zamanla taşların yerini bulacağını düşünüyorum. Belki de bir süre sonra cep telefonlarını kapatıp kitapları açacağız (!)

- Yeni müfredatta teknolojiye dair neler var?

Yeni müfredatta kodlama eğitimi ve algoritma uygulamalarının öğretimi var. Birçok dersin içerisine yedirilmiş olarak çocuğa analitik düşünme ve problem çözme becerisi kazandırmayı amaçlayan konular yer alıyor. İlerleyen zamanlarda kod yazma, programlama dillerine geçiş yapmayı öğretmeyi hedefliyoruz.

Öğretmensiz eğitim mümkün mü?

Eğitimde öğretmen faktörü ne kadar önem arz ediyor sizce?

Öğretmen annedir, babadır, arkadaştır, yarendir. Bizi şekillendiren ve kendisine benzeten insandır. Eskilerin güzel bir duası vardır: Allah iyilerle karşılaştırsın derler. İnsanın kabul olmuş en güzel duası bence “iyi bir öğretmenle karşılaşmış olmaktır.” Rol model dediğimiz, hamurumuzu yoğuran ve şekil veren insan öğretmenimizdir. Öğretmen eğitimin merkezindedir.
Diğer taraftan kurumsal olarak eğitimde teknoloji işi yapıyoruz, teknoloji kullanırken de merkezde öğretmen vardır. Onsuz olmaz; en büyük şansımız, sayısı çok fazla olmasına rağmen büyük kısmı teknolojiyi hızla öğrenen ve öğreten, kendini okuyarak geliştiren öğretmenlerimizdir. 

- Eğitimde dijital evrim söz konusu mudur, öğretmensiz bir eğitim modelini öngörüyor musunuz?

Bu mümkün değil. Çünkü eğitimin merkezinde öğretmen var. Eğitim salt bilgi aktarımı değildir. Teknoloji sadece bir araçtır. Toplumsal hayat, örf adet, gelenek görenek, toplumun ana ve asli değerlerini yeni nesle yine öğretmen aktaracak. Şöyle düşünün; uzaktan İngilizce öğretebilirsiniz ama öğretmenin telaffuzun inceliklerini vermesi kritik bir öneme sahiptir. Ya da öğrenci Kur’an okumayı dijital ortamda öğrenebilir ama tecvid bir öğretmenin denetiminde öğrenilebilir. Bu düşüncemi destekleyen unsurlar ise eğitim; sokakta, evde, parkta, sinemada hayatın tüm alanlarında devam etmektedir. Güçlü karaktere sahip bireylerin teknoloji ile değil teknolojinin desteğiyle yetişebileceğine inanıyorum. Yani İstanbul’un fethini animasyonla öğrenciye anlatabilirsiniz ama Fetih ruhunu bir öğretmen, öğrencinin gözlerinin içine bakarak hissettirebilir. 

''Okumayı sevmek için kitap görmeliler''

- Öğrencilerimize okumayı sevdirmek için ne yapmalıyız?

Öğrenci günün büyük kısmını okulda geçiriyor. Kitapla tanışık zaten. Ama onlara kitabın hayatın vazgeçilmez bir parçası olduğunu öğretmemiz gerekir. Çocuklarımız öğretmenlerinin elinde kitap görmeli, akşam eve geldiğinde babasını ya da annesini kitap okurken bulmalı. Kafelerde kitap bölümleri en çok tercih edilen cazip yerler hâline gelmeli. İnsanlar birbirlerine kitap hediye etmeli. Sohbetlerimizin konusunu kitaplar oluşturmalı. Çocuklarımız otobüste, trende, parkta kitap okuyan insanlar görmeli. Yani hayatın bir parçası olmalı kitap, rol modelleri kitap okuyan insanlar olmalı. Ancak o zaman çocuklarımız okumayı severek büyür diye düşünüyorum.

- Röportaj için çok teşekkür ederiz.

Bana bu fırsatı verdiğiniz için ben teşekkür ederim.

Yeni Akit