Çin'nin Zulmünü görmezden gelmemizi istiyorlar

Uygur.net yazarlarından Mehmet Emin Hazret son dönemde Çin'nin Doğu Türkistan'lı müslümanlara gerçekleştirdiği baskıyı görmezden gelen ve Türkiye'ye karşı bölgede zulüm yokmuş gibi davranan ''eski siyasetçi''lere seslendi. ''Çin'nin maskesinin çıkarmış iken, unutanlar dönüp bu yüze baksınlar'' ifadelerini kullandı.

20 Mart 2017 Pazartesi 19:48
Çin'nin Zulmünü görmezden gelmemizi istiyorlar

Çin’ in Türkiye’de  Türkçe yayın yapan  CRİ (Uluslar arası Çin Radyosu / China İnternational Radio)  online  kanalında ,  önceki yıllarda Türkiye’de  üst düzey yöneticilik yapmış, şimdi  ise, Çin ile ticaret yapmakta olan bir zatın konuşmasını dinledim ve bu radyonun kurumsal sayfasında bu konuşmanın metnini de okudum.  

Bu zat,  Çin’de Müslümanlara ibadetin yasak olmadığını, gittiği Pekindeki yasak şehirde bile cami bulunduğunu söyleyerek, Doğu Türkistan Türklerine dini baskının yalan olduğunu  açıkça dile getirmesi beni ve  bütün Doğu  Türkistanlıları şaşırıttı ve hayretlerine sebep oldu.Ayrıca,bu gerçeklere tamamen aykırı ifadeler bizleri   de çok üzmüştür.   Bu zati Muhteremin Pekin’deki yasak  şehir’de dahi Cami olduğu yolundaki  iddiası asla doğru değildir. Çünkü bu  bölgenin/ şehrin zaten adı üzerinde  “YASAK ŞEHİR”dır.  1911 de Çin’de  İmparatorluk  rejimi yıkılarak yerine  Cumhuriyet  ( Mingou) kurulduktan sonra, orası yasak olmaktan çıkmıştır. Bu arkadaş bugün yasak olan Kaşgar’a, Hoten’e,Turfana,  Urumçi, İli’ye veya diğer Doğu Türkistan şehirlerine gitmiş midir ?  

Söylediklerine  bakılırsa Doğu Türkistan’a hiç gitmemiş ve bu toprakları hiç görmemiştir. Ama  bu zat Çin’i hoş tutmak, Çine şirin görünmek,memnun etmek ve bu suretle  4-5  kuruş daha  fazla  menfaat  elde etmek  için yalan söylemekten çekinmemiştir. Bu tür insanlar Türkiye’de azınlıkta ve marjinal  olmalarına  rağmen,  bu tipler Çin’in  ekonomik  gücü  ve elde edeceği rantı arkasına alarak zalim Çin’i değil, mazlum Müslüman Uygur Türklerini  suçlayarak onları mahkum ettirmeyi  marifet veya  alışkanlık haline getirmişlerdir. Çünkü, mazlumu suçlamanın bir maliyeti yoktur. Bugün Doğu Türkistanlılar mazlum ve mağdurdurlar.Allah’tan başka hamisi ve kimsecikleri yoktur.

Bu tipler  mazlumlara ne  kadar ve ne tür çamur ve iftiralar atabilirlerse onu kar hanesine yazmakta ve kendisini memnun ettiğini ve bu suretle Çin’i destekleme ve kendilerince “Görevlerini Tam Yapma”  noktasında tatmin olduklarını  sanmaktadır. Ancak,bilmiyorlar ki,bu yalan ve  gerçek dışı söylemler Çin yalakalarından  sahte ve yalan ifadelerinden  mustarip  ve kan ağlayan  30 milyonluk bir insan, Türkü ve Müslüman kitlesi   bunların karşısında mevcuttur. Çin’in tutsağı ve mazlumu Doğu Türkistan Türkleri  bu ve benzerlerinin  doğru yolu ve gerçekleri görebilmelerini   nasip etmesi için Allah’a yalvarmakta ve  haklarında dua etmektedirler. Bu yüzden Çin’i ve Onun Gerçek Yüzünü  Anlatmaya devam edeceğim.

Komünist  Çin Rejiminin  Yapısı Şiddet ve Terörizm İçermektedir

Komünist ideolojinin  fikir babası Karl Marks; “  Proletarya diktatörlüğü “‘  rejiminin sosyalist  devrimin ardından kurulacaktır.” diye yazar.  Komünist Çin’in kurucusu  Mao Zedung ise,” İktidar namlunun ucunda büyür.” demektedir. Sosyalist rejimin kan, göz yaşı,acı ve cesetler üzerinde kurulduğu ve iktidarı sürdürdüğü gerçeğinin  altında  komünist Liderlerin bu teorileri yatmaktadır. Sosyalist rejimi bir  otomobil olarak  düşünürsek, onun motorunun yakıtı  şiddet ve terördür. Marksizm, dinlere ve inançlara  karşı icat edilmiş bir dindir ve tüm dinleri ve inançları  reddeder. Çin,  sadece Doğu Türkistanlı Müslümanlara değil, Çinli Hristiyanlara, Budist Tibetlilere ve  Çinli Falungung tarikatı müritlerine de  sürekli baskı ve şiddet uygulamaktadır.

Komünist rejim  ele geçirdiği  her yerde, tüm  doğruluğu,dürüstlüğü, tüm yetenekleri ve  ahlakı ortadan kaldırır. Toplumun sosyal gücünü yok eder. Beceriksizlerin en güvenli korunma alanı Komünist Parti üyeliğinden ibaret zırhtır. Aşağılık siyasi sadakat şartı, ard niyetli, yalancı,  sahtekar, yalaka, düzenbaz ve sıra dışı anormal kişilerin ülke yönetiminde  söz sahibi olmalarını temin eder. Bu iğrenç insanlar yumağı, uygar, seven, sevilen, üreten ve  barışçıl toplumu, kötülük için kendini feda ederek karanlığa doğru yürüyen uysal bir topluma dönüştürme yolunda canla, başla çalışırlar. Her insanın içindeki iyilik meleğini çıkarır, yerine birer şeytan yerleştirir.

Bu süreci tamamlamak için devlet, şiddet ve terörizmi rejimin yasal aracı olarak kullanır. Yüreği yara, yüzünde tebessüm olan Çin toplumunu böyle yaratılmıştır. Çin halkı  yıllardan beri acı çekmektedir. Çin işgali altındaki  Doğu Türkistan’da ise, Uygur Türkleri başta bu topraklarda yaşayan her kes  çok büyük acılar yaşamış ve günümüzde bu acı, ıstırap katlanarak büyümektedir.  Uygur Türklerinde  “Dumanın acısını baca bilir” diye bir atasözü vardır. Acının ne olduğunu biz Uygurlar  çok iyi biliriz.   Ama, Pekin’e  danışman, gözlemci ve diğer sıfatlar adı altında ticarete gidip yasak şehirde hatıra fotoğrafı çektirenlerin bu acıları anlamasına imkan yoktur.

En Mükemmel Diktatörlük Rejimi  Çin’dedir

Oxford Üniversitesinde öğretim üyesi  Norveç kökenli  bir  bilgin olan  Stein Ringen 2016  yılında  Çin’in günümüzdeki durumu anlatan   “ 21. Yüzyıldaki En Mükemmel  Diktatörlük:  Çin” adı ile bir kitap yazarak yayınlamıştır.  Kitapta Çin her yönü ile incelenmekte ve  Çin’in ekonomik kalkınma başarılarının batılı  uzmanlar ve  akademik çevriler tarafından  esastan yanlış olduğunu örnekleri ile ortaya koymaktadır.  Prof.Dr.Ringen’e göre  yanlış olan husus şudur; Pekin’de oturan ÇKP’nin  otoriter yönetiminin uygulamakta olduğu  etkili Yönetim Politikalarının   arkasında  yatan  karanlık yüzünü  batılı uzmanlar ve bilim çevreler görememektedir.  

Günümüzde en Mükemmel diktatöryal bir sistemdeki  Çin yönetimi  kendilerinden özellikle otokrasi (Autocracy) kelimesi ile tarif edilmesinden  çok hoşlanmaktadır.  Çünkü bu kelime ÇKP. yönetimi için çok hafif ve  çok ılımlı gelmektedir.  Günümüzde  Çin’i  araştıran yabancı  uzman ve akademisyenler son dönemlerde mevcut Çin rejimi için Kontrolokrasi (Controlocracy) kelimesini icat etmişlerdir.

Prof. Dr. Stein Ringen’in bu konudaki tesbiti şudur; Eğer siz bir diktatör iseniz  diktatörlüğün sırlarını Çin’den öğreniniz. Çünkü diktatörlük rejiminin Çin’den daha iyi uygulayan bir ülke yoktur.  Sizin insanların ne iş yapacağı konusunda emir vermenize bile gerek kalmıyor. Çin Vatandaşları kendi kendilerini otokontrol ve Oto-sansür yapmaya  programlamışlardır. Çin Vatandaşlar,  Devlet  tarafından çizilen Kırmızı çizgilerin dışına çıkanların  akibetlerinin nasıl olacağını ve  hayatlarının  nasıl mahv  olacaklarını  çok iyi bilmektedirler.

Çin’i ziyaret edenler, bu ülkeyi  gezenlerin   ilk baştaki kanaatleri  ” Bu ülke yönetimi  söylendiği  kadar kötü değilmiş” yanılgısına kapılmaktadır. Çünkü Çin’i ziyaret eden hiç bir kişi  Çin toplumuna ait her  bir Çinli insanın ruhunun tek -tek şifrelenip kelepçelendiğini göremiyor ve bütün bunları görebilmesi de imkansızdır. Çin’ in  “ İhbar et, ödül al” politikası, insanların bir birlerini ihbar ederek para kazanma, terfi etme, maaşlarını yükseltme ve diğer bütün   kişisel  kazanç ve menfaat yollarını açtığı için, insanlar arasındaki ilişkiler ve kontrol mekanizması çarkı otomatik olarak kendiliğinden dönmektedir. 2016 yılında  Çin’de  mevcut  üniversiteden  sadece de 2  tanesi,  dünyadaki ilk 100 Üniversite  listesinden yer alabilmiştir.

Bu Üniversitelerden  Çinghua Üniversitesi 58. Pekin Üniversitesi ise,  71. Sırada yer  bulabilmiştir. Pekin Üniversitesinin  Çin’de  ünlü bir bilim adamı olan  ekonomi Profesörü Shia yeliang 8 Ekim 2013 de   işine son verilmiş  ve  Üniversiteden   atılmıştır.  Bu atılmaya sebep olarak ise,  Prof.Dr.  Shiayeling hakkında öğrencilerden 320  kadar  ihbar ve şikayet mektubu gelmesi olarak gösterilmiştir.

  İhbar ve şikayet konusu ise, Prof.Dr. Shia’nin batı’nin Liberal ve  serbest ekonomi sisteminin  savunması, Çin’in uygulamakta olduğu Marksizm  temelli ve  ÇKP. elitlerinin kişisel kontrolleri  altında  olan mevcut  ekonomik yapıyı  eleştirmesi ve bu sistemi  yerden yere vurması  olmuştur.  Prof.Dr.  Shiayeliang bir defasında  ders  anlatırken, bir öğrenci ayağa kalkarak “ Ben Marksizm ve Leninizm ideolojisinin  iktisat teorisine inanıyorum.  Senin tarif ettiğin liberal sistem, hukukun üstünlüğü, serbest ekonomi, demokrasi, bireysel özgürlükler safsatasıdır.Bu kapitalist batılıların  zehirleri ile bizleri zehirleyemezsin.” Demiştir. Onun bu konuşmasını sadece 10 kadar öğrenci alkışlamış,  salondaki 500 den fazla öğrenci ile  ekonomi dersini anlatan Prof. Dr. Shia şaşkınlık içinde kalmışlardır. Prof.Dr.  Shayeliyang hakkındaki 320 ihbar ve şikayetin sadece  100  kadarını ise,  tek başına bu öğrenci  yapmıştır.

İşinden  olan ve Üniversiteden atılan  Shayeliyang daha sonra   bu öğrencini araştırmış ve kendisinin  Çin’in kuzeyindeki Liyaoning eyaleti’nde görevli üst düzey bir ÇKP yöneticisinin oğlu  olduğunu öğrenmiştir. Bu öğrenci birkaç sınavda  başarısız olmuş ve düşük not almıştır.  Pekin caddelerinde  son model batı menşe’ili lüks arabalarda gezen, arkasına birkaç kendi güdümünde ve yanında olan öğrenciyi peşine takan  ve onlarla birlikte eğlencelere dalan  bu öğrencinin  daha sonra  Pekin Üniversitesi gibi Çin’deki en saygın Üniversiteye imtihansız torpil  ile kabul edildiği ortaya çıkmıştır. ABD ve Kanada’da birkaç ünlü Üniversitelerde misafir öğretim görevlisi olarak birkaç yıl ders veren ve Çin’de ekonomi alanında bir çok kitabi bulunan saygın bir bilim adamı  Prof. Dr. Shiayeling işten atılmıştır.  Ancak, onu ihbar eden o öğrenci ise, Üniversiteden  mezun olduktan sonra Pekin Üniversitesi ÇKP Gençlik Teşkilatı   genel sekreteri olarak O Üniversitede üst düzey bir memur olarak atanmıştır.  

Çin’deki “ihbar et, ödül al” sistemi Çin’in  en  ücra köşelerine kadar yaygınlaştırılmış ve uygulanmaktadır. Dünyadaki en iyi 100 Üniversite  içinde yer alan bir Çin Üniversitesi dahi ajan yetiştirmek gibi bir görevi üstleniyorsa ve genç ajanlar imtihansız Üniversiteye sokuluyorsa  “ En Mükemmel diktatörlük Rejimi”‘nin ” kalesinin temelinin  dahi  sağlam olmadığından  hiç şüphe duyabilir misiniz?

ÇKP  İktidarının ve Sisteminin En Büyük Sorunları : Rüşvet ve Yolsuzluk 

Çin Anayasa Mahkemesi başkanı Zhuo chiang (周强12 Mart 2017’de   Pekin’de toplanan  Çin Halk Kurultayının  12. dönem ve   5. Genel kurulunda  yaptığı konuşmada şunları söylemiştir . ” 2016 döneminde ÇAM.’ne intikal eden  rüşvet ve yolsuzluk dosyası sayısı 2015 yılına göre 1/3 oranında artmıştır.  2016 de Mahkememizde yargılanarak  çeşitli cezalara çarptırılan yüksek düzeyli devlet memurları ; başta Çin Genelkurmay Başkanı ve Bakan seviyesinde olanların sayısı 35 kişidir.  Eyalet başkanı ve eyalet bakanlığı görevlerinde bulunmuş  çeşitli konumlardaki üst düzey  ÇKP.üyesi  240  sanık   hüküm giymiştir.” açıklamasında bulunmuştur.

2012 yılında şimdiki  Çin devlet başkanı Xijinpeng iş başına geldikten sonra bugüne kadar  toplam bir milyon ÇKP.üyesi  görevli Bürokrat rüşvet almaktan,usulsuzluk ve yolsuzluk yapmaktan yargılanarak cezaevlerine gönderilmiştir. Çin’de Yasama, yürütme  ve  denetleme (Yargı)  bir tek ÇKP.iktidarının elindedir ve bir tek erkin  yetkisine verilmiştir.Bu  tek  erk ise  ÇKP.’dir.  Açık bir deyimle ;  hırsız, savcı, hakim aynı aileye mensup kişilerden oluşmaktadır. Rüşvet ,usulsuzluk ve Yolsuzluk  ÇKP’in tekelindeki bu çarpık Sistemin  bir Sorunu ve  sonucudur.

Çin’deki siyasi rejim sosyalist sistem , ekonomik rejim  ise ÇKP.’nin  tekelinde bulunan Çin devlet kapitalizmidir. Çin’de yürürlükte olan kapitalist sistemi    batılı  uzmanlar  ve akademisyenler “China’s Crony Capitalism  Çin Usulü  Ahbap – Çavuş Kapitalizmi ” olarak  tanımlamaktadır.   Günümüzde büyümekte olan Çin ekonomisi bir leş yığınını andırmaktadır.  Toplam  90 milyon kişiye ulaşan  Çin Komünist Partisi   üyeleri bu leş yığınının üzerine saldıran ve  sayısız yabanı,  vahşi, yırtıcı kuşlar,   böcekler ve envaiçeşit sivrisinekler  topluluğu konumundadır.  

Bu leş üzerine saldıran her vahşi   canlı leşten bir parça koparabilmek için  yarış içindedirler ve her kes leşten alabildiğince  daha çok pay kapmak  yarışı içindedir. Bu kokuşmuş  koskocaman leş yığını bitmeden, leşten nemalanan hayvan topluluğunun dağılması  asla mümkün değildir. Çin,tesellütündeki ÇKP.iktidarının bu çürümüş  ve kokuşmuş sisteminden kurtulmadan rüşvet,usulsuzluk  ve yolsuzluğu bitirmek hiç de mümkün olmayacaktır.

Komünistler Kendi Rejimlerini  İhrac Etme  Sevdasından Asla Vazgeçmezler

Tayvan’da yayınlanan  “China Times” gazetesi 13 Mart 2017 tarihinde, Tayvan’da faaliyet göstermekte olan 5 bin Pekin ajanı olduğu  haberini  manşet yaptı. Gazetenin  iddiasına göre, Komünist Çin’in  ajanları Tayvan’ın en üst düzey yöneticilerine kadar sızmışlardır. Son bir kaç yıl içerisinde   55 Çin ajanı Tayvan’da suçüstü yakalanmıştır. 10 Mart günü Çin’den Tayvan’a öğrenci olarak gelen Çin ajanı Zhou Hongxu (周泓旭) nun suçüstü yakalanması Tayvan halkını çok  öfkelendirmiş ve onları çok tedirgin etmiştir.

ÇKP.diktatörlüğündeki Çin, 1970’lı yıllardan itibaren   Mao Komünizmini  dünyaya ihrac etmek için büyük miktarda bütçe ve insan kaynağı ayırmıştır.   Çin, demokratik ülkelere rejim ihrac etme  girişiminden  asla   vaaz geçmiş değildir. Çin, Hongkong’u 1997 de İngilizlerden geri alırken, Hongkong’un özerkliği  ve özel yönetimi konusunda iki ülke arasında garanti antlaşması yapılmıştır. Pekin, Hongkong’un özerkliğini bir an önce ortadan kaldırmak için bu şehre iş adamı,  ve çeşitli işlerde çalışan kişiler kılığında   yüz binlerce ajan sokmuştur.Ayrıca  sayıları milyon mertebesine yaklaşan Hongkong’luyu  manfaat ve para  karşılığında ÇKP. üyesi veya taraftar yapmıştır.  

Çin,bu suretle  Hongkong’un demokratik  ve hukuk sistemi ile  sosyal yapısını değiştirerek,halkın oy kullanma hakkını suistimal ediyor ve bu ülke vatandaşlarını satını alarak bu değerleri  ortadan kaldırmak istemektedir. Bu uğurda  tüm devlet  imkanlarını  seferber etmekten çekinmemektedir. Pekin, aynı yöntemi   Türk Cumhuriyetleri ve Afrika ülkelerinde de uygulamaya çalışmaktadır. Çin bu konudaki tüm sinsiliği ve  bütün   kurnazlığı ile demokrasi silahını kollanarak   demokrasiyi vurmayı devam etmektedir.

Yabancı Yatırımcıya Koçak Açan  Çin, Şimdi  Maskesini Çıkarmıştır 

Mao’un deyimi ile Çin beyaz bir kağıttı. Yanı yoksuldu, Çin halkının hiç bir şeyi yoktu. Bu beyaz kağıt üzerine en güzel resimler çizilebilirdi. Ancak çizebilecek ressam yoktu ve resim çizmek için gerekli  Kalem ve  boya  dahi yoktu.  Mao’nun ölümünden sonra reform yapan  Çin 1978′ de dünyaya kapılarını açtı.  Batı dünyası sermayesi ile birlikte  teknoloji, yönetim  şeklini ve üretim yapma becerisini Çin’e getirdi. Aradan 40 yıla yakın zaman geçti. Bugün Çin ülkedeki yabancı yatırımcıları kovmak için vergi denetimi altında tüm hukuk dışı yöntemlere başvurmaktan kaçınmamaktadır. Son dönemde  ise, Çin yüzündeki maskeyi çıkararak  attı. Çin’in son günlerde Güney Kore’ye yaptığı bunun  tipik bir örneğidir.

Lotte, Çin’de yatırımı olan bir güney Kore firmasıdır. 1994  yılında  Çin’e girmiştir. Gıda, perakende satışı, turizm, petrokimya, inşaat, imalat, finans, iletişim, hizmet sektörü başta bir çok sektörlerde  ülke genelinde  24 Eyalet  ile bir çok  büyük  kentlerinde  geniş yatırım ağı bulunmakta  idi. Lotte  Şirketinin  Çin’deki toplam yatırım tutarı 10 milyar doların  üzerinde  olup,  Çin’de toplam 24 bin kişiye  istihdam sağlamakta  idi.  Çin yönetimi son bir ay içinde Lotte’nin Çin’de faaliyet göstermekte olan  toplam  112 AVM’ den 55’nın kapısına  hiç bir sebep göstermeksizin mühürledi, kilit vurarak  kapattı. Ayrıca,bu Şirkete  ait milyar dolarlık  yatırımı olan  inşaat firmasının de ülke’de  çalışmasını durdurduğunu bildirdi.

Çin,  Güney Kore’ye olan  bütün uçuşları da  durdurdu. 2016’de Güney Kore’ye Çin’den gelen Çinli turist sayısı 3,5 milyon idi ve her Çinli turist ortalama 2 bin  dolar para harcamıştır.  Çin, 15 Mart’tan başlayarak Güney Kore şirketlerine ambargo uygulamaya başladı. Bu  karara Uyumayanlara ağır cezalar uygulayacağını  ihtar etti.  Güney Kore’nin 2016 yılında Çin’e ihracatı 124 milyar dolar olup, bu rakam Güney Kore’nin 2016 yıllık  toplam ihracatının 1/4 ‘nü oluşturuyordu.

Japonya’nın Fukuoka limanından 11 Mart Kore’nin Jeju limanına demir atan Costa Serena Cruise gemisindeki 3 bin  400 Çinli zengin turist, kendilerine Pekinden gelen emir üzerine  Turistlerin gemiden inmeye ret ettiler. Ayrıca, bu tip Gruise gemileri  ile Güney Kore’ye turist olarak gitmek için bilet almış  olan 120 bin Çinli turistin biletlerini de iptal ettirdi.  Çin’de büyük yatırımları olan   Samsung, LC ve  Hundai  başta olmak üzere  10’den fazla dev Güney Kore şirketi  sıranın kendilerine de gelebileceği  endişesi  ve tedirginliği içinde  beklemektedir. Güney Kore yönetimi ise, şimdiye kadar bu konuda Çin’e karşı   her hangi bir misilleme  girişiminde bulunmamıştır. Ancak, bu haksız ve hukuksuz  tavrından dolayı  Komünist  Çin’i  Dünya Ticaret Örgütü ( DTÖ)’ne şikayet etmeye hazırlanıyor.

Çin Güney Kore’ye niçin ambargo uygulamaktadır ?

Güney Kore, kuzey Kore’nin atom başlıklı  nükleer füzelerine karşı, ABD menşe’ili THAAD füze savunma sistemini yerleştirme kararı almıştır. Hiç hesapta yokken,Güney Kore’nin Kuzey Kore’den korunma  amacı ile aldığı bu karar   Çin’i adeta  çıldırttığı bu son ambargo ve iptal uygulamaları ile  ortaya çıkmıştır.  THAAD  Savunma sistemi ,kısa ve orta menzilli  Füze tehditlerine karşı  geliştirilmiş bir balistik füze savunma sistemidir. THAAD 200 km menzile sahiptir.

Ancak, Kuzey Kore tarafından son fırlatılan nükleer başlıklı füzenin menzili  ise, bin km. olarak  açıklanmıştır. Kuzey Kore’ye nükleer teknolojiyi veren ve  nükleer başalıklı füzelerin ve diğer saldırı silahlarının geliştirilmesi ve üretimine  katkı sağlayan Çin, kuzey Kore’nin sürekli füze denemeleri ile   tehditkar açıklamaları ve  tutumuna karşı hiç ses çıkarmaz  iken, kısa ve orta menzile sahip ve üstelik   savunma amaçlı THAAD füze sistemine karşı  çok sert tepki göstermiştir.

Çin,  ABD.üretimi THAAD’savunma sisteminin  kendileri için bir  tehdit  oluşturmayacağını  çok iyi bilmektedir. Ancak, Çin, kendisine ait  nükleer başlıklı uzun menzilli balistik füzelerini ABD’ye göndermek istediğinde, THAAD savunma sisteminin  devreye girerek  kendi füzelerini  etkisiz hale getirebileceğinin çok iyi farkında dır ve bunun hesabını yapmıştır.

Çünkü, THAAD füze savar sistemleri, 3- 5,5 bin km. ara menzilli füzelere karşı atmosferin dışında  bu füzeleri imha  edebilme kabiliyetine sahiptir. Çin’in korkusu THAAD’ın Çin’e tehdit oluşturması değil, Çin’in deniz aşırı saldırıları karşısında  bu füzelerin ortadan kaldırılarak onların kendileri için  tehdit oluşturmasından  uzaklaştırmak amacı taşıdığı içindir.

Çin,  bugün  Güney Kore’ye uyguladığı sert yaptırımlar iptal ve ambargo uygulamalarını yarın diğer batılı  ülkelerin yatırımlarına ve şirketlerine karşı de  her an  uygulayabilir.  Çünkü Çin despot Komünist parti yönetimindeki bir ülkedir. Çin’de yatırımı olan tüm yabancılar bu günlerde çok  sıkıntılı  ve stres içindedir. Pekin maskesini çıkarmışken, bu yüzü unutanlar baksınlar.Çin diğer uygar ülkelere  karşı da maskesini çıkarabilir.

Haber Tarihi: 20 Mart 2017 Pazartesi 19:48

    Günün Karikatürü

    Yeni Akit Gazetesi - Günün Karikatürü 14.12.2017