Batıl ile mücadelede çeyrek asır!

Hakk’ın ve hakikatin gür sesi Akit 25. yılını kutluyor.

12 Eylül 2017 Salı 07:05
Batıl ile mücadelede çeyrek asır!

HARUN SEKMEN / İSTANBULTürk basının yüzakı Akit Gazetesi, matbuat hayatında çeyrek asrı geride bıraktı. 25 yıl önce bugün ufak bir nalbur dükkanında başladığı yolculuğuna ilk günkü heyecanla devam eden Akit, Müslümanların düşmanlarına karşı verdiği destansı mücadele ile milletin gönlünde mümtaz bir yere sahip oldu.

Akit Medya Grubu İcra Kurulu Başkanı Mustafa Karahasanoğlu, Akit’in 12 Eylül tarihinde kurulmasının bir tesadüf olmadığına dikkat çekerek, “Beklenen Vakit, 12 Eylül 1993 günü yayın hayatına başladı. 12 Eylül’de yayına başlamamız tesadüfi değildi. Millete karşı darbe yapanlara rest çekme mesajı vermek istiyorduk. Türkiye’de medya tarihine bakıldığında gazeteler ya bir parti ya bir cemaat ya da holdinglerin desteğiyle ayakta durabilmişlerdir. Beklenen Vakit’in arkasında ne bir parti, ne bir cemaat, ne de bir holding yoktur. Gazete, mütevazı bir öz sermaye ile kuruldu. Gazete, camiamızın tecrübeli gazetecileri ile yola koyuldu” dedi. Başarılarının altında yatan esas gücün inanç olduğunu belirten Karahasanoğlu, “Başarıya ulaşmamızda ses getiren manşetlerimizin, bütün inananları kucaklayan yayın politikamızın büyük etkisi olduğu gibi, abone sistemini iyi yönetmemizin de çok önemli katkısı oldu. Gazete merkezinde; dağıtım servisimizde Ülkü Kumral, Fazlı Turunç, Yazı İşlerinde rahmetli Hasan Karakaya, yayın kurulunda Yalçın Turgut, Hasan Maden, Kemal Güler, Yılmaz Yalçıner, hukuk büromuzda Av. Ali İhsan gazetenin omurgası olmuşlardır” ifadelerini kullandı. Büyük saldırılara maruz kaldıklarını hatırlatan Karahasanoğlu, “Beklenen Vakit etkili yayın yaptığı için de çok büyük saldırılara maruz kaldı. “Hakkımızı helal etmiyoruz” manşetimize 50 milyarlık dava açılırken “onbaşı olamayacakların general yapıldığı ülke” makalesine de 312 general toplanarak trilyonluk davalar açtılar. Gazete binasına bombalar atıldı, silahla tarandı, baskınlar yapıldı. Hiçbir zaman yılmadık, dimdik ayakta durduk. Okuyucularımız da dualarıyla sürekli destek verdiler. Beklenen Vakit’ten Akit’e, Akit’ten Anadolu’da Vakit’e, son olarak da Yeni Akit ismiyle yayınımızı sürdürmek zorunda bırakıldık ama; yılmadık, sa’ye sarıldık, hikmete ram olduk ve Cenab-ı Hakk’ın lütfuyla başarıya ulaştık” dedi.

Cesurca mücadele ettik

Akit Medya’nın ilk kez Cuma dergisini yayın hayatına sokarak serüvenine başladığını ifade eden Akit TV Genel Müdürü Osman Nuri Karahasanoğlu, ”Yıl 1987. Cuma dergisi milletimizin teveccühüne mazhar oldu. Ülkemizde yeni bir çığır açmıştır. O tarihlerde Cuma Dergisi dışında muhafazakar, İslami bir hassasiyeti olan, mütedeyyin bir dünya görüşüne sahip dergi yoktu. Biz o tarihlerde Cuma Dergisini yayın hayatına soktuk. Daha sonra haftalık bir dergi ihtiyaçlara cevap vermeyecek noktaya geldi. 12 Eylül 1993’te Beklenen Vakit’i yayın hayatına kazandırdık” dedi. Gazetenin insanların iltifatına mazhar olduğuna dikkat çeken Karahasanoğlu, “O tarihe kadar Vakit’in vizyonunu ve misyonunu idrak edecek bir yayın kuruluşu yoktu. Şer odakları, oligarşi, Müslüman inançlı kesime karşı pervasız bir şekilde saldırı içindeydiler. Bunlara cevap verecek günlük bir ulusal medyamız yoktu. Vakit bu şer odaklarına karşı tüm gücüyle mücadele ediyor ve gündeme getirmiş olduğu konularla önemli bir işlevi yerine getiriyordu. Bu 28 Şubat’a kadar devam etti. 28 Şubatta vesayet rejimi vardı. O zaman susmadık. Yiğitçe, cesurca mücadele örneği sergiledik. Bombalandı, silahla tarandı, yöneticileri gözaltına alındı. Allah’ın yardım ve okuyucularının desteğiyle yayın hayatını sürdürdü” ifadelerini kullandı. 

Bir ihtiyacın tezahürü olarak Akit TV’nin kurulduğunu belirten Karahasanoğlu, “Akit’in yazılı basında belli bir boşluğu doldurduğuna inanıyorum.  Görsel medyada bir boşluk vardı. 2015 sonlarına doğru Akit TV’yi kurduk. Akit TV’de o boşluğu doldurmada üstün başarılı gayretler sergiledi. İki yıl içinde Akit TV’ye 400 civarında dava açıldı. Belli mihraklar Akit TV’nin yayınından rahatsızlık  duyuyor. Akit TV de gazetemiz gibi yayınlarını sürdürecektir. Ben Akit Gazetesine daha nice 25 yıllar diliyorum. Okurlarımıza, izleyicilerimize ve takipçilerimize teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.

Vesayet sisteminin kırılmasında etkin olduk

Akit Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Ali İhsan Karahasanoğlu: Beklenen Vakit, mütedeyyin kesim için medyada çok önemli bir çıkış noktası oldu. Türkiye’deki vesayet sisteminin kırılmasında, medya alanındaki en önemli karşı ataklar, Beklenen Vakit’ten, Akit’ten geldi. Askeri vesayetin hakim olduğu bir süreçte, “Bellendiniz Paşam” manşetini atabilen bir gazeteden bahsediyoruz. Tabuları kıran bir gazeteden bahsediyoruz. Dönemin; Anayasa Mahkemesi Başkanından başlayın, Yargıtay başkanına, Danıştay başkanına, Yargıtay başsavcısına kadar, vesayet sisteminin hemen tüm temsilcilerinin dava açıp; susturmaya çalıştığı bir gazeteden bahsediyoruz. Askeri vesayet ile işbaşına getirilen Başbakanından tutun, bakanlarına kadar hemen tüm politikacılarının dava açıp susturmak istediği bir gazeteden bahsediyoruz. Cumhuriyet tarihinin en büyük basın davası, Akit’e açıldı. 312 generalin bir araya gelip açtığı trilyonluk bir dava idi. Daha ikinci duruşmada aleyhimize karar verilmişti. Elhamdülillah, dik duruşumuz sayesinde o karar bozuldu. Sadece 312 generale değil, tüm vesayetçilere de, bu dik duruşumuz ile bir anlamda ders verdik. Haklı ile kuvvetlinin mücadelesinde, nihai noktada haklının üstün geleceğinin örneği olduk.”

MÜSLÜMANLARIN GÜR SESİ OLDUK

Devlet Eski Bakanı ve gazetemiz yazarı Hasan Aksay, “Akit’in kuruluşu üzerinden 25 yıl geçti. Ama daha ilk günkü iradeyi, anlayışını, milletin çıkarını savunma kararından hiçbir şey eksiltmeden devam ediyor” dedi. Akit’in bütün Müslümanların gür sesi olduğunu kaydeden Aksay, “Akit’in bütün İslam dünyasına açılan bir kanadının olmasını ben Allah’tan niyaz ediyorum. Akit her zaman hedefteydi Müslüman kimliğinden dolayı. 

Müslümanlarda bir iman gücü vardır. Akit kendi başına bu noktaya gelmiştir. Allah, Hakk’ın ve hakikatin sesi olmaktan bizi ayırmasın” ifadelerini kullandı.

HİÇBİR ZAMAN YILMADIK

Akit Gazetesi Yayın Kurulu Üyesi Hasan Maden ise, “Gazetemiz 25 yıl önce Vakit gazetesi olarak kuruldu. Bugün 25. yıldönümümüzü kutluyoruz. Gazetemizi yayın hayatına hazırlarken biz çalışanlar çok heyecanlanmıştık. Bu heyecan dalga dalga okuyucuya da sirayet etmişti. Kısa zamanda bizim kesimin en fazla okunan gazetesi haline geldi” dedi. 28 Şubat sürecinde Akit’in darbecilere karşı büyük bir mücadele verdiğini hatırlatan Maden, “Yakın tarihimizin en önemli siyasi olaylarından olan 28 Şubat musibeti de gazetemizin müthiş muhalefetiyle çok daha büyük yaralar açmadan geçiştirilmiştir. Allah o günleri bir daha göstermesin. Gazetemiz bugün de dimdik ayakta ve görevinin bilincindedir. Nice 25 yıllara” şeklinde konuştu.

Dilipak: Tarihe tanıklık ettik

Gazetemiz yazarı Abdurrahman Dilipak da, İslam’ın ve Müslümanların küresel bir hedef haline geldiği dönemde kurduklarını belirterek, “Akit, Vakit, Yeni Akit. Çeyrek asırlık bir yürüyüştür. Aslında biz Mustafa Karahasanoğlu ile Milli Gazete’de bir araya gelmiştik. Daha doğrusu bizi Hasan Aksay bir araya getirdi. MSP’de Karahasanoğlu ile birlikte çalıştık, genel merkezde. Ben Erbakan’ın danışmanıydım, Karahasanoğlu, teşkilatlanmayla ilgileniyordu.

Millî Gazete, 12 Ocak 1973 tarihinde İstanbul’un Cağaloğlu’nda bir iş hanında kiralanan 1 salon 5 odadan ibaret bir mekanda yayın hayatına başlamıştı” dedi. Zaman içerisinde Akit’in farklı isimlerle yoluna devam ettiğini kaydeden Dilipak, “Beklenen Vakit” diye başlamıştık, sonra “Anadolu’da Vakit” adını aldı, “Vakit”, “Akit” derken bugünlere geldik. 1993 yılında yola çıkmıştık. Tam da soğuk savaşın hemen ardından NATO’nun tehlikenin rengini kırmızıdan yeşile çevirdiği bir zamanda. Tek kutuplu bir dünya için bir yandan İslamofobya, öte yandan ılımlı İslam konularında ciddi tartışmalar yapılıyordu. “Siyasal İslam” konusu gündemdeydi. Bir yandan NATO İslam’a karşı sopa politikasına destek veriyordu. BÇG bu cephenin ADD ile birlikte koçbaşı idi. Bu kanat İslam’a karşı “sopa” politikasını savunuyordu. İslam’a karşı “Havuç” politikası uygulayanlar ise Gülen hareketini piyasaya sürdüler. Soğuk savaş sonrasını, Özal dönemini, REFAHYOL’u, 28 Şubatı bütün sıcaklığı ile yaşadık. ANASOL-M’yi de gördük, AK Partinin kuruluşunu, tezkere günlerini, E-Muhtırayı da gördük. Bir bakıma tarihin yaşayan tanıkları idik” şeklinde konuştu. 

Büyük baskılara maruz kaldıklarını dile getiren Dilipak, “Gazeteye her gün onlarca dava açılıyordu. Benim hakkımda açılan davaların sayısını artık takip edemez olmuştum. DGM’de de yargılandık, askeri mahkemede de, Ağır Ceza, Asliye Ceza, Sulh ceza. Yargılanmadığımız mahkeme kalmamıştı adeta. 500 yıldan daha fazla mahkumiyet talebi ile yargılandım. Gazete için açılan davalar çok daha fazla idi tabi. Bir seferinde 312 General hakkımızda dava açmıştı. Hasan Karakaya ve Hasan Maden, Nuh Mete Yüksel’in bir kumpası ile cinayetle suçlanmıştı. Gazetemiz otomatik silahlarla tarandı, dağıtımımız engellendi. MNP’nin bir sloganı vardı, Abdurrahim Karakoç’un dizelerinden alınma “Ne sağdayız, ne solda, hakyoldayız hakyolda”.. “Kör dünyanın göbeğine Hakyol İslam yazacağız” diye çıkmıştık yola. Hakk’ın ve halkın gören gözü, işiten kulağı, haykıran sesi olacaktık. Hakkı haykıracaktık. “Asrın idrakine İslam’ı söyletecek”tik. Cuma dergisi ile başlayan yolculuğumuz, gazetemizle devam etti, bugün televizyonumuz da var, internet medyamızda. Yarım asırlık bir dostluk ve çeyrek asırlık bir beraberlik. İki günümüz birbirine eş olmamak üzere yürüyüşümüzü sürdürüyoruz. Elhamdülillahi Rabbil alemiyn!. Allahım bizim ellerimizle cezalandır zalimleri ve bizim ellerimizle yardım et mazlumlara” ifadelerini kullandı.

“Müslümanın sesi olacak bir yayına ihtiyaç vardı”

Akit Gazetesi Yayın Kurulu Üyesi Yalçın Turgut Balaban da, “Çeyrek asır önce bir sabah, Bab-ı Ali’de Basın Han’daki büroma gelen Mustafa Karahasanoğlu ile görüşmemiz, anlaşmamız, kucaklaşmamız ile başladı bu son gazete maceramız.  İlk gençlik yıllarımızdan beri sıkı arkadaşız. Bugün 49 yıl olmuş. Ehli Sünnet vel Cemaat yolunun yolcusu, birbirini Allah için seven iki dost olarak, Milli Gazete ve Yeni Devir gazetelerinde, birlikte tükettiğimiz güzel yıllarımız vardı” dedi. Türkiye’nin karanlık yıllarında Hak dava için mücadeleye giriştiklerini kaydeden Balaban, “ABD, NATO’da yetiştirdiği subayları (Bizim çocukları dediği) eliyle; 27 Mayıs 1960-12 Mart 1971’den sonra, 12 Eylül 1980’de de Türkiye’yi hizaya sokmuştu. Siyasi kaos durulmamıştı. Siyaset toz duman halk ambale olmuştu.  Vakit geçiyordu ve bir şeyler yapılmanın vaktiydi. Müslümanın sesi ve nefesi olacak bir yayın organına şiddetle ihtiyaç vardı. Ama bu maddi imkan, kısaca büyük para demekti. Mustafa’ya hiç düşünmeden ‘tamam’ dememin sebebi, çok parası olmadığını bilmem ama onun yönetimini (özellikle para yönetimini) yıllardır bilmem ve güvenmemdi. Langa’daki nalbur dükkanının 5-6 metrekarelik camekan yazıhanesinde önce Cuma Dergisi’ni hazırlayıp hayata geçirdik. Temsilcilik ve dağıtım ağı sağlandıktan ve milletle kaynaştıktan kısa süre sonra da Vakit Gazetesi’ni hayata geçirdik” ifadelerini kullandı. 

Arkalarındaki tek gücün imanları olduğunu vurgulayan Balaban, “Yegane gücümüz sarsılmaz inancımız ve vizyonumuzdu. Misyonumuzdan taviz, asla kabul edemeyeceğimiz bir şeydi. Vakit’in hukuki yükü taşınamaz raddeye geldiğinde isim değiştirmek gerekmişti. Mustafa Karahasanoğlu’na “v”yi atalım, Kâlû Belâ’da verdiğimiz akitten kinaye Akit yapalım ismini dedim. Kabul gördü. (Vakit de benim teklifimdi zaten) Milyarlarca liralık davalar (malum yargı) PKK Karargahı gibi ağır silahlı timlerle kuşatılmalar, basılmalar, aranmalar, kalaşnikofla taranmalar, bombalanmalar, gözaltılar, tam 312 general tarafından dava açılmalar. Vakit-Akit-Anadolu’da Vakit-Yeni Akit ve tavizsiz mücadele, inanan insanımızın yüz akı olma cehdi” dedi. Balaban, 15 Temmuz’dan iki önceki darbenin yıldönümünde (12 Eylül) Vakit’in yayın hayatına başlaması ve ilk nüshasındaki “NATO postalını delip geçen ve yükselen millet iradesi” karikatürüm misyonumuzun ve vizyonumuzun işareti değil mi?” sözleriyle düşüncelerini ifade etti. 

GÜLER: AKİT BİR DESTANIN ÖYKÜSÜDÜR

Manşet karikatürlerimizin çizeri Kemal Güler ise, “Akit, bir elin parmakları sayısınca inanmış insanların teknik imkanların yerlerde süründüğü araçlarla nasıl bir destan yazılabileceğinin bir öyküsüdür. Zulmün, adaletsizliğin, yok sayılmanın inananların ensesinde boza pişirdiği bir dönemde bir medya başkaldırışının adıdır Akit” dedi. Akit’in zalimlerin karşısında durduğunu kaydeden Güler, “Bu dar sayıda inanmış bir kadronun, medyada biz de varız diyerek yola çıkışıyla oluşturduğu ve bugün piyasaya kazandırdığı medya mensubu yetiştiren mektebin ismidir Akit. Akit, zulme dur diyen, cesurca hakikati gür sesiyle haykıran, İslam’ın ve Müslümanların izzetini bir sancak gibi yüksekte tutan anlayışın yılmaz savunucusudur. Dün olduğu gibi bugün de yerli ve millidir. İnşallah öyle de olmaya devam edecektir.” ifadelerini kullandı.

İNANCIN GÜCÜNÜ GÖSTERDİK

Akit Gazetesi Yayın Kurulu Üyesi Nahit Top da, gazetemizin dik duruşun sembolü haline geldiğini belirterek, “Çeyrek asır önce bir avuç inanmış insan dik durunca neler yapılacağını ortaya koydu. İmkansızlıklara rağmen bahanelerin arkasına sığınmadan ilmik ilmik özenle bir davaya nasıl hizmet edileceğini gösterdi. Ön kesilmelere, silahlı baskınlara, kumpaslara rağmen sırat-ı müstakim üzere devam edildi. Vatandaşın gür sesi, inananların yüz akı oldu. İşin başındaki Mustafa Karahasanoğlu ağabey inançlıydı, azimliydi, kararlıydı ve de merhametliydi. Bu işin bir de simge ismi vardı. Allah rahmet eylesin Hasan Karakaya ağabey. Yazılmayanları yazan adamdı. Çemkirenlere de pabuç bırakmazdı. İşin özeti, dik durunca, samimi olunca, imkansızlıkların üstesinden geliniyor. Mesele inandığını yaşama ve gerçek bir örnek olmak” dedi. 

GERÇEKLERİ YAZDIK

Yazarımız Atilla Özdür ise “Ufak bir dükkanda başladık ama bugün Türkiye’nin sayılı medya kuruluşlarından biri haline geldik. Darbecilerle ve darbeci zihniyetle mücadele ettik. Kendi bildiğimizi ifade ettik. Dünya menfaati için kimsenin karşısında eğilmedik. İnancımızı yolumuzu değiştirmedik. Bu şekilde hareket ettik. Gerçeğin ortaya çıkmasına gayret gösterdik. Böyle hareket ettiğimiz içinde Allah bize sürekli yardım etti” dedi. Akit’in İslam düşmanlarının korkulu rüyası haline geldiğini de ifade eden Özdür, “Nalbur dükkanında çıkardığımız Cuma dergisi bugün, Türkiye’deki İslam düşmanlarını parmağında oynatan, korkutan bir gazete haline geldi. Biz bu durumdan da hamdolsun memnunuz” şeklinde konuştu.

SIDK İLE  ÇALIŞMANIN KARŞILIĞINI ALDIK

Gazetemiz yazarı Yılmaz Yalçıner ise, “Çeyrek asrı devirmişiz. Sanki dün gibi oysa. İlk günler deyince aklıma hemen Allah rahmet eylesin Ahmet Amca gelir. Langa Bostanları’nın içinde ikinci binamıza geçince onunla bostanlara bakan bahçede her işime ara verişimde muhabbet ederdik. O tarihte içeriden dışarıya taşıdığım tabir caizse bir takıntım vardı. Mecazen değil, hakikaten ‘bir dikili ağacım olmamasına’ esef ederdim. Bir gün baktım, bir fidan diktiriyor. Bu iç burkuntumu söyleyince ‘Eh, üzülme! İşte artık bir dikili ağacın var; işte bu. Buna hadi gel ilk suyu sen ver’ deyince nasıl sevinmiştim, bilemezsiniz. Suyu verdim. Teşekkür ettim. Kalın siyah çerçeveli kalın mercekli gözlüklerinin ardından iri siyah gözlerinin içi gülümseyerek, ‘Fakat bak, sizin asıl dikili ağacınız bu gazete olacak. Sebat eder, sıdk ile çalışırsanız bu küçük fidan ne ki, bu gazete sizden geriye kalacak koskoca bir çınar olur’ demişti. Belki kelimesi kelimesine böyle değildi, aklımda kaldığıyla yazıyorum. Ama rahmetlinin dediği çıktı” dedi. Akit’in mutlak manada korunup kollanması gerektiğini belirten Yalçıner, “Bugün bütün ülkeye, hatta mazlum ve mahzun müsliminin yaşadığı uzak uzak topraklara dallarını uzatıp şefkat gölgesi sunar oldu. Ben göremez isem de daha nice yıllar gölgesine sığınanlara derim ki, Ahmed Amcalar ve Hasanlar gibi biz de vaktimizi doldurduğumuzda göçer gideriz; kalanlar bu ‘dikili ağacımıza iyi baksınlar” diye konuştu.

KUMRAL: AZMİN VE İNANCIN ZAFERİ

Eski Dağıtım Koordinatörü Ülkü Kumral da, “Akit inancın zaferidir. Yokluk içinde mücadelenin zaferidir. Bu zaferi gerçekleştirenler Allah’ın ipine sımsıkı tutunmanın ne anlama geldiğini bilenlerdir. Akit Gazetesi azmin mücadelenin zaferidir. İki günü birbirine eş geçmemesi için çalışanların emek verdiği, yaşadığı bir gazetedir. Bu gazete bu günlere güçlükleri aşarak geldi. Türkiye’de gündemi belirleyen günleri yaşamak hem çalışanları hem yöneticileri tarafından takdir edilmesi gereken bir durumdur” dedi. 

ARSEVEN: MİSYONUNU AYNI KARARLILIKLA SÜRDÜRÜYOR

Gazetemiz Eski Yazarı Serdar Arseven’de Akit’in ezberleri bozduğunu belirterek, “Cuma Dergisi yayına hazırlanmak üzereydi. Statükoyu sarstı, ezberleri bozdu, tabuları yıktı. Büyük bir ilgi gördü. Bu da Beklenen Vakit’i yani bugünkü Akit’i doğurdu” dedi. Arseven, “Gerçekten bir günlük gazete olarak çok büyük bir ihtiyacı karşıladık. O 28 Şubat sürecinin zorlu şartlarında çok önemli bir işlev gördü. Ülke, din, ezan, bayrak, başörtü ve mukaddesat düşmanlarına karşı yıldırıcı etki gördü. Akit halen milletin hislerine tercüman olan bir yayıncılık yapmaya, misyonunu sürdürmeye devam ettiriyor” ifadelerini kullandı.

 

Yeni Akit Gazetesi

Haber Tarihi: 12 Eylül 2017 Salı 07:05

YORUM YAZ

  • ihsanihsan5 ay önce
    iyide mesela 11 eylülü pentagonun asyptırdığı ortada delillerle iken haçlıyya bahane edildiğini bildiğiniz halde gündem etmiyorsunuz basınmı bu

Günün Karikatürü

Yeni Akit Gazetesi - Günün Karikatürü 20.02.2018