AK Parti nasıl yenileniyor?

AK Parti yeni bir süreç başlattı. Peki, Bayrak değişiminde bu süreç nasıl işliyor Prof. Dr. Yaşar Hacısalihoğlu bugünkü köşesinde bu konuyu ele aldı.

11 Ekim 2017 Çarşamba 08:08
AK Parti nasıl yenileniyor?

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Metal yorgunluğu var’ açıklamasının ardından parti içinde yeni bir sürece girildi.

Şüphesi birçoğumuzun kafasında ‘Acaba bu süreç nasıl işleyecek’ sorusu var. Bu soruyu Akşam Gazetesi Yazarı Prof. Dr. Yaşar Hacısalihoğlu, bugünkü köşesine taşıdı.

Prof. Dr. Yaşar Hacısalihoğlu’nun yazısı:

AK Parti yenileniyor. Bu yenilenme sadece kadroların değişmesi olarak değerlendirmemeli. Yeni hedeflere odaklanan, yeni anlayışlara açılan, yeni kavrayışlarla yapılanan bir değişim atmosferi yapılanıyor. Özellikle yeni hükümet sistemiyle, değişen siyaset zeminiyle uyumlu, yenilikleri kolayca içleştiren ve gereğini eksiksiz yerine getirebilen dinamik bir yapılanmanın sahne alması bekleniyor.

Hiçbir bağlılığını, memleket sevdasının önüne koymayan, heyecanını yitirmeyen, ihtiyaç duyulan her alanda değişimin öncüsü olabilen, kucaklayıcı, kapsayıcı siyaset dilini etkin kılacak yeni bir yapılanma hedefleniyor. Aradan geçen 15 yıllık zaman diliminde zaman zaman fikri ve şahsi kopuşlar yaşandı. Bu kopuşlarda etkili olan temel husus; ulusal ve uluslararası düzeyde yaşanan bazı gelişmelerin, olayların neden olduğu son derece önemli hadiselerdi. Bunların ilki Davos zirvesindeki “one minute” çıkışıydı. Bu çıkış; AK Parti davasıyla eksiksiz bütünleşen ve bu haliyle de efsaneleşen lideri Erdoğan’ın ilk defa en kapsamlı siyasi benliğinin dışavurumuydu. Küresel bir kıskaçla vicdanların çoraklaştırılması, zihinlerin ele geçirilmesine karşı duruşun bir işaret fişeği, dünyanın müesses nizamının yok edilen adalet terazisinin yeniden inşasına umut yükleyen gür bir sesti. Bu hamleyle küresel baronların kontrolündeki bazı iç aktörlerin homurdanmaları, rahatsızlıkları duyuldu. AK Parti’nin güçlü ve karizmatik lideriyle halktan gördüğü büyük desteğin adeta kuşatılması anlamına gelen bu küresel refleksin telaşı baş gösterdi ve içimizdeki uzantılarının AK Parti zemininde görünür görünmez yer tutuşuna yönelik zorunlu kopuşlar yaşandı. Bu kopuşun bir başka zemini, AK Parti’nin iktidara geldiği ilk günden dört elle sarıldığı Avrupa Birliği (AB) tam üyeliği sürecine yönelik attığı özgüvenli, kararlı adımlara rağmen AB’den hak ettiği karşılığı bulamaması üzerine bu sürecin kölesi değil, öznesi olma kararıydı. Bu kararın esası da AB kriterlerinin Ankara kriterleri sayarak yola devam etmesiydi. Tüm bunlar, zaman içinde Soğuk Savaş yıllarından kalan tüm tortuların silinmesi, Türkiye’nin Türkiye’den yönetilmesi kararlılığının yerleşik hale gelmesi, tüm devlet kurumlarının yerli ve milli karakterle, ele avuca sığmayan dinamizmiyle geleceğine sahip çıkması anlamına geliyordu.

Bu süreç yol aldıkça, kurumsallaşma çabasına yöneldikçe küresel efendilerin içimizdeki uzantılarının ayrıştırıcı rolü devreye girmeye başladı ve AK Parti zemininden kopuşlar yaşandı. Aslında her kopuş yerine yeni katılışlarla birlikte yaşandı ve esasen bu durum doğal bir sürecin tecellisiydi. Bu yönüyle de sağlıklı bir duruma işaret ediyordu. Yerli ve milli karakterin öncelik kazandığı, her fikrin yerliliğinin önemsendiği, medeniyet havzasının kıymetlendirildiği bu yeni ve değerli süreç, bir başka musibeti daha sistem dışına itti. FETÖ ihanet şebekesinin özellikle 2011 yılından itibaren kapsamlı ve kurumsal düzeyde mücadele sürecine tabi tutulmasıyla, AK Parti’nin bir başka kuşatılma heves, arzu ve hesapları sürgit olamadı ve çözülmeye başladı.

15 Temmuz bu sürecin zirvesiydi ve AK Parti’nin siyasi mücadelesinin, davasının, duyarlılığının ana merkezine yerleşti. Bu dava ilelebet istiklal, istikbal ve istikrar davasıydı. Bu dava; sömürgeci güçlere karşı mazlumlara nefes olma davasıydı, Bu dava; yükselen Türkiye’nin Türkiye’den yönetilmesi davasıydı…

Şimdi bu davanın yeniden ivme kazanmasına yönelik hamleler hazırlanıyor. AK Parti’de değişim rüzgârı bu hamlelerin atmosferinde yapılanıyor…

Haber Tarihi: 11 Ekim 2017 Çarşamba 08:08

YORUM YAZ

  • celal donmezcelal donmez4 ay önce
    Öncelikle büyükşehir belediye başkanlarının görevden alınma işlemleri devam etmelidir.Görevde kalmaları partiye zarar verdi. Özelilkle İstanbul ve Ankara belediyelerireferandumda sınıfta kaldılar. Tek sorumlu, il başkanları ve büyükşehir belediye başkanlarıdır.Reis kimseye kulak asmamalı, bildiğinden şaşmamalıdır.

Günün Karikatürü

Yeni Akit Gazetesi - Günün Karikatürü 18.02.2018