Abdülhamid’den sonraki bayramlarımız hep buruk

Kurban Bayramı’nı büyük bir heyecanla idrak eden İslâm coğrafyasının yitik hazinesi olan Osmanlı Devleti’nde bayramların nasıl yaşandığını, sarayda ve halk arasında Kurban Bayramı’da neler yapıldığını tarihçi-yazar Şükrü Altın ile konuştuk.

04 Eylül 2017 Pazartesi 16:03
Abdülhamid’den sonraki bayramlarımız hep buruk

“Bayramların bayram olduğu” Osmanlı döneminde Kurban Bayramı’nda sarayda hangi merasimler düzenlenirdi? Merasimlerde Şeyhülislam’ın ayrıcalığı ne olurdu? Bayram öncesi yayımlanan tembihnâmeler ne anlam ifade ederdi? Halk, Kurban Bayramı’nı nasıl karşılar, neler yapardı? Osmanlı döneminin Kurban Bayramları ile günümüzdeki Kurban Bayramları arasında manevi açıdan ne tür farklar var? Sultan 2. Abdülhamid Han’dan sonraki bayramlar neden hep buruk yaşandı? Biz sorduk, tarihçi Şükrü Altın cevapladı…

SABAH NAMAZI HIRKA-İ SAADET’TE, BAYRAM NAMAZI AYASOFYA’DA

Kurban Bayramı’nı Osmanlı sultanları nasıl idrak ederdi? Saraydaki bayram merasimlerinden biraz bahseder misiniz?

Sosyal medyanın insanlığı esir aldığı bir dünyada ecdadımızı anlatmak için kalemi, edebi maalesef yetim bıraktık. Geride kalan o mesut günlerin esintilerinden bazı anekdotlar verecek olursak; İslam medeniyetinin en ihtişamlı temsilcisi Osmanlı Devleti’nde bayramlar insanlara bambaşka manevi bir zevk verirdi. Osmanlı padişahları, sarayda yapılacak olan bayram merasimini, Devlet-i Aliyye’nin şânına yaraşır biçimde yapılmasına özen gösterirdi. Bayram törenlerinin ne şekilde yapılacağı, kimlerin katılacağı devletin Kanunnamesinde dâhi yerini almıştı. Padişah bayram sabahı, sabah namazını Topkapı Sarayı Hırka-i Saadet Dairesi‘nde kılardı. Namazdan sonra Hırka-i Saadet Dairesi önüne kurulan tahtına oturunca Enderun’un güzel sesli hafızları Kur’an tilaveti ve dualar okurlardı. Teşrifat kaleminin önceden hazırladığı davet ve protokole göre Padişahın bayram namazını nerede kılacağı öğrenilir, buna göre herkes hazırlığını yapardı. Bayram namazı genellikle saraya yakın büyük camilerin birisinde veya Ayasofya’da kılınırdı. Bayram namazı sonrası Padişah, sarayın binek taşının önüne geldiğinde tekbirlerle 7 adet besili, boynuzları altın yaldızlarla süslenmiş, tüyleri kınalanmış koç kurban kesilirdi. Arkasından Divan-ı Hümayun’a geçilerek arz odasında padişah ile bayramlaşma başlardı.

Merasimde Şeyhülislâm’a ayrıcalık tanınırdı değil mi?

Evet. Bayramlaşma merasiminde veziriazam, kazasker, defterdar, nişancı, reisülküttap, defter emini gibi bürokratlar el-etek öperek bayramlaşırlardı. Şeyhülislâm ise yalnızca eğilerek bayramlaşırdı. Tören sırasında mehter aralıksız çalardı. Bayramlaşma kapıkulu ocaklarının üst düzey subaylarının bayramlaşmasıyla sona ererdi. Padişah tahtından kalkarken çavuşlar hep bir ağızdan: “Devletinle bin yaşa” diye bağırırlardı. Bayramlaşma sonrası duanın arkasından padişah tarafından armağanlar verilirdi. Osmanlı döneminde Kurban bayramı, arefe günü atılan top atışlarıyla başlar ve son günün ikindi zamanında atılan topla sona ererdi.

BAYRAM SEVİNCİNİN KIVILCIMI TEMBİHNÂME İLE ÇAKILIRDI

• Sultanların bayram öncesinde tembihnâme yayınladığını biliyoruz. Neleri kapsar, nelerden bahsedilirdi tembihnâme metinlerinde?

Bayramdan önce padişahlar tarafından evlerde, konaklarda ve saraylarda büyük bir temizlik ve hazırlıkların yapılması için tembihname yayınlanırdı. Halkın ahlâkını bozacak davranışlardan kaçınılarak İslâm usûl ve âdetlerine göre bayramın kutlanması istenirdi. Bu bayram sevincinin kıvılcımını çakması, gönüllerde sevincin başlamasıydı. Bayram temizlikleri ve alışverişler başlamış olurdu.

KOÇ KURBANI DAHA MAKBUL SAYILIRDI

• Osmanlı halkı Kurban Bayramı’nı nasıl idrak ederdi? Kurban pazarlarının günümüzdekilerden farkları nelerdi?

Osmanlı döneminde İstanbul’da Anadolu ve Rumeli bölgesinde kurban yetiştirme bölgeleri vardı. Alınan kurbanlıklar kına ile boyanır, itina ile beslenirdi. Kurbanlara eziyet edilmezdi. Kurbanların sağlam olmasına dikkat edilirdi. Koyun eti ve bilhassa koç kurbanı daha makbul sayılırdı.

• Osmanlı’da oldukça popüler olan vakıfların Kurban Bayramı’na yönelik çalışmalarından bahsedecek olursak hangi faaliyetler öne çıkar?

Osmanlı’da vakıflar inşaların hayrı ve iyiliğine çalışan kurumlardır. Vakıflar kanalıyla fakir ve yoksul inşalara kurban eti dağıtılırdı.

KOMŞULARA KURBANLIK HEDİYE ETME GELENEĞİ

• Kurban etlerini ihtiyaç sahiplerine dağıtılmasının yanı sıra, tebaadan varlıklı kimselerin kurban kesemeyen komşulara kurbanlık hediye etme âdeti vardı Osmanlı’da. Bu azami paylaşma ruhunu neye borçluyduk acaba o dönem?

İslâmî törelerimize göre Osmanlı’da da kurban eti 3’e bölünürdü. Bir hissesi fakirlere, bir hissesi eş, dost ve komşulara, kalan hissesi de aile efradına bırakılırdı. Günümüzde de böyle bilinmektedir. Ancak uygulamada bunu yapan ailelerin ne kadar olduğu tartışılır. Varlıklı kimseler ise komşularına da kurbanlık hediye eder, onlara da kurban kesimi heyecanını yaşatırlardı. Maneviyatın zirve yaptığı günler, Kurban Bayramı süresince yaşanırdı Osmanlı’da. Osmanlımız’da kurban bayramları her anlamda bambaşkaydı.

• Tanzimatla birlikte başkalaşım yaşayan Osmanlı Devleti’nde sosyal olarak da değişimler yaşanmıştı. Bu noktada Osmanlı’nın son dönemlerindeki bayramların atmosferi geçmişe oranla nasıldı?

Tanzimat’la birlikte değişim yaşayan Osmanlı Devleti’nden günümüze kadar gelen Batı seviciliği o güzelim dînî ve ahlâkî geleneklerimizin birçoğunu maalesef ki yutmuştur.

ABDÜLHAMİD’DEN SONRAKİ BAYRAMLARIMIZ HEP BURUK

• Osmanlı devrinin Kurban Bayramları ile günümüzdeki Kurban Bayramlarının toplum nezdindeki kıyaslamasını yaparsak arada mânevi bir farkın olduğunu söyleyebilir miyiz?

Bu farkı nasıl anlatayım? Kendimi aldatmadan yazacağım. Hep söyleriz, Kurban Allah ve kul sevgisidir. Kurban kardeşliktir, Müslümanların birlik olmasıdır deriz. İslâmî emirlerimize göre imkânı olup da kurban kesenlerimizden Allah razı olsun. Türkiye’de huzurlu bir kurban bayramı daha kutluyoruz. Bugün İslam coğrafyasının büyük bir kısmında kurban bayramı katlanabiliyor mu? Televizyonları izlerken, gazeteleri okurken hüzünleniyorum. Geçmiş tarihimizdeki ihtişamlı huzurlu, kurban bayramlarımızı sevinçle anlatmaya çalışırken şimdiki kurban bayramımızda boğazım düğümleniyor. Her gün İslam coğrafyasında yüzlerce Müslüman katlediliyor. Evet; 31 Mart hadisesiyle Cennetmekân Sultan 2. Abdülhamid Han alaşağı edildikten sonra kahpe Batı’nın katliamları başladı. İslam birliğimizi yok ettiler. Hele içimizde oluk oluk akan kanı görmeyip Batı’ya kuyruk sallayan hainlere ne diyebilirim? Onlara göre Batı dostluğu şehitlerimizin kanından daha önemli, mezar taşlarımızı bile ağlattılar…


FARUK ARSLAN

Haber Tarihi: 04 Eylül 2017 Pazartesi 16:03
  • Ayşe GürAyşe Gür2 ay önce
    Hiçbir bayramımız buruk değil Allah'a şükür. İngilizleri, Fransızları, Yunanlıları bu topraklardan atan Atatürk sayesinde, özgürce bayramımı da kutluyorum, ibadetimi de yapıyorum gece gündüz. Milletimizi birbirine düşürmeye çalışmayın 

Günün Karikatürü

Yeni Akit Gazetesi - Günün Karikatürü 25.11.2017