Türklerin 2 bin yıllık avlanma geleneği

  • Kartalla avcılık Türklerin en eski avlanma şekillerinden biridir.

  • Günümüzde bu gelenek Kazak Türkleri tarafından sürdürülmektedir.

  • Kazak Türkçesinde, kartalı yakalayıp eğiten ve avda kullanan kişilere (kusbegi) kuşbeyi denilmektedir.

  • Batı Moğolistan'da her yıl Ekim ayının ilk haftasonunda yapılan kartal festivali bu yıl da birbirinden güzel görüntüler ortaya koydu.

  • Moğolistan'da her yıl düzenlenen ve Kazak avcıların hız ve çevikliklerinin test edildiği Altın Kartal Avı Festivali ismiyle yapılan etkinlikte birbirinden güçlü kartallar yarıştı.

  • UNESCO'nun Dünya Mirası listesinde de yer alan bu festivalde geleneksel Kazak kostümleri giymiş yarışmacıların elindeki özel eğitilmiş kartallar hünerlerini sergiledi.

  • 2 bin yıllık bu göçebe geleneğini sürdüren Kazak erkekleri her yıl Bayan Ölgii ilinde biraraya gelip kartallarını sergiliyor.

  • Bu festival 1999'dan beri yapılmaktadır.

  • Festivale her yıl yerli ve yabancı olmak üzere çok sayıda turist de katılmaktadır.

  • İyi kartallar genelde büyük başlı, iri gagalı ve çökük gözlü olurlar.

  • Kanat tüyleri büyük, paçaları kızıl ve dilinin altında parmak büyüklüğünde siyah bir ben bulunur. Ayakları ise kalın ve pütürlüdür.

  • Günümüzde Kazak Türkleri arasında kartalla avcılık geleneği en iyi şekilde Moğolistan Kazakları arasında muhafaza edilmiştir.

  • Kazaklar, Çin, Moğolistan ve Rusya sınırları bölgesinde Altay Dağları eteklerinde binlerce yıllık gelenekleri olan "Altın Kartal Avı Festivali'ni halen sürdürüyorlar.

  • Kayıp Türkler olarak gündeme gelen ve Moğolistan'ın kuzey sınırındaki Sayan Dağları yamaçlarında yaşayan, Türkçe konuşan 'dukha' adlı topluluğun atalarının nereli olduğu belirlendi.

  • Atatürk Üniversitesi Asılsız Soykırım İddialarıyla Mücadele Derneği (ASİMED) Başkanı Yrd. Doç. Dr. Savaş Eğilmez, yaptıkları araştırma sonucunda Atlas Dergisi Yayın Yönetmeni Özcan Yüksek ve fotoğrafçı Selcen Küçüküstel tarafından hazırlanan "Dukha Halkı Kayıp Türkler" belgeseli sonrasında gündeme gelen kayıp Türkler ile ilgili şöyle konuştu:

  • "Belgeselin sahibi yapımcılar şu tespitlerde bulunuyorlar; Tarih öncesini yaşayan ve bizimle aynı dili konuşan bir toplumla karşı karşıyayız. Bundan 10 bin yıl önce insanların yaşadığı şekilde yaşıyorlar. Her şeyi ortaklaşa paylaşıyorlar.

  • "Bundan 10 bin yıl önce insanların yaşadığı şekilde yaşıyorlar.Aralarında eşitlikçi ilişkiler var. Suç işlenmiyorlar. Kadın erkekten ya da erkek kadından üstün değil. Ren geyikleriyle birlikte onların vahşi göç yollarında onlarla birlikte dolaşıyorlar" şeklinde konuştu.

  • Yeditepe Üniversitesi Kültürel antropoloji Bölümü Yüksek Lisans öğrencisi olan Selcen Küçüküstel de Dukhalarla çok çabuk anlaştığını bir hafta içinde günlük düzeyde konuşabilecek duruma geldiklerini söyledi.

  • Zira Duhalar çok uzun yıllardan beri bilinmekte ve az da olsa üzerinde çalışmalar yapılmaktadır. Duhaların Erzurum ile bağlantısı da olabilir.

  • Yaptığımız araştırmalarda XV. yy da Erzurum'da hakim olmuş Duharlu sülalesinin atalarından olabileceği ihtimali ortaya çıkmıştır. Moğol istilası ile bölgemize gelen Duharlu sülalesi, XV.yy da bölge tarihinde aktif bir rol oynamıştır. Akkoyunlu ve Karakoyunluların Anadolu'ya gelişleri ve bu coğrafyada faaliyet göstermeleri şüphesiz Anadolu'nun Türkleşmesi için mühim hadiselerden biridir.

  • Bu iki devlet, birbirlerine her fırsatta zarar vermiş, birbirlerinin şehirlerini yağmalamış, birbirlerinin vatandaşlarını öldürmüşler ve birbirlerinin arazilerini işgal etmişlerdir. Bu oymak Akkoyunlu-Karakoyunlu mücadelelerinde etkin bir rol oynamıştır.Başlangıçta, Akkoyunlularla beraber olan Erzurum Duharluları, Bayburt, İspir ve Rize çevresinde de hakim unsur olmuşlardır.

  • Duharlular, Kara Yusuf'un 1410 yılında bu bölgeleri ele geçirmesiyle Karakoyunlulara katıldılar. Duharlular, 1457 yılında Bayburt kalesini savaşmaksızın Uzun Hasan'a teslim ettiler.

  • Safevilerin, Akkoyunluları yıkmasından ve Osmanlıların Doğu Anadolu'yu ele geçirmelerinin ardından Duharlu oymağı, kendi topraklarında, Osmanlı Tımar sistemi içinde yaşamını sürdürmüştür. Bazı kaynaklar Duharluların bilinen en eski bölgelerinin Toharistan olduğunu belirtmektedir.

  • Göktürk Hakanlığı döneminde bu bölgeye, bugün ki Moğolistan topraklarından Türklerin geldiği de bilinmektedir. İsim benzerliği ve bunlar göz önüne alındığında, Erzurum Duharluları ile Moğolistan'da bulunan Duhalar arasında bir bağlantı olduğu söylenebilir.

  • Tabi ki bunu kesin bir şekilde ifade edebilmek için, daha net bilgilerin ortaya çıkarılması lazım. Bu konudaki çalışmalarımıza devam edip, sonuçlarını en kısa zamanda yayınlayacağız."

  • Moğolistan'a Tuva'dan gelen, avlarını paylaşan, ormanlardan yemiş toplayan, doğayla uyumlu ortaklaşmacı bir toplum olan Dukhalar, Sayan Dağları'nda yaşayan ve nesli hızla tükenen ren geyikleriyle birlikte göçebe olarak yaşıyor.

  • Ren geyiklerinin sütü ve peyniriyle, topladıkları yaban yemişleriyle beslenen bu topluluğun Türk dilini konuşması dikkat çekiyor.

  • Şaman inançlarını sürdüren Dukhalar, doğa ile çok özel ilişkiler içindeler. Kirlenmesin diye nehirlerde ellerini bile yıkamıyorlar.