Osmanlı Mirası: Bosna Hersek

  • Fatih Sultan Mehmed'in 1463 yılında fethettiği ve 1878 Berlin Kongresi'ne dek Osmanlı topraklarında kalan Bosna Hersek, günümüze kadar korumayı başardığı Osmanlı'ya ait cami, köprü, han, hamam, medrese gibi yüzlerce eser ve doğal güzelliklerle turistleri bekliyor.

  • Özellikle İstanbul'dan uçuş kolaylığı ve ülkenin en büyük şehri olması dolayısıyla Bosna Hersek'te öncelikli olarak görülmesi gereken yer Saraybosna'dır.İnat Köprüsü

  • Sonbahar aylarının bile soğuk olduğu Bosna Hersek'te kış ayları ise dondurucu geçiyor. Özellikle Bosna Hersek'in başkenti Sarajevo'yu görmek için kış aylarını beklememek gerekir.Belediye Binası- Saraybosna

  • Birçok ünlü yazarın "Avrupa'nın Kudüs'ü" olarak nitelendirdiği Saraybosna, hem Avrupa'nın merkezinde olması hem de içerisinde barındırdığı Osmanlı izleriyle ülkeyi ziyaret eden turistlerin ilk adresi oluyor.

  • Başçarşı'nın sembolü olan "Sebil Çeşmesi", Vali Hacı Mehmet Paşa tarafından 1753'te, İstanbul'daki çeşmeler model alınarak yaptırılmış. Dört bir tarafı Osmanlı camileriyle çevrili olan Başçarşı'nın kalbi niteliğindeki Başçarşı Sebili, bugün hâlâ kullanımda. Saraybosna'nın simgesi haline gelmiş güzel bir çeşmenin etrafı her zaman kalabalık. Sebil etrafında uçuşan güvercinler, onları besleyen çocuklar ve geçip gidenler ile burası her daim hareketli ve cıvıl cıvıl. Başçarşı'nın hemen girişinde yer alan bu çeşme, aynı zamanda Saraybosna'nın en ünlü buluşma noktalarından da birisi.Sebil

  • Saraybosna'nın merkezi diyebileceğimiz Başçarşı'da Osmanlı döneminden kalma çarşılar var. Bu çarşının uzunluğu 109 metre ve içersinde 54 dükkan var.Başçarşı

  • Bosna Hersek'in eski Cumhurbaşkanı ve lideri Aliya İzzetbegovic'in de mezarının bulunduğu şehitlik şehrin içinde ve büyük bir alana yapılmış.

  • Savaşın izleriyle yorulmuş bir şehirde mezarların bu kadar çok olması normal ancak bu mezarları ziyaret ettiğinizde çekilen acılar daha net anlaşılıyor.

  • Aliya İzzetbegoviç: Her fani gibi ben de öleceğim. Öldüğümde Osmanlı askerleriyle, Bosna şehitleriyle yan yana yatmak istiyorum.Aliya İzzetbegoviç'in kabri

  • Arşidük Franz Ferdinand'ın bir Sırp Gavrilo Princip tarafından öldürülmesiyle 1. Dünya Savaşı'nı başlatan olay, kentteki Latin Köprüsü'nde oldu.

  • Sarayevo (Latin köprüsü) müzesi Latin köprüsünün baş çarşı ayağında, bir binanın altında yer alıyor.

  • Salonun duvarlarında fotoğraflar, resimler, camlı bölmelerin içinde çeşitli eşyalar sergileniyor.

  • Binanın dışındaki pencere oyuklarına Arşidük'ün Sarayevo ziyareti ve suikast ile ilgili görseller yerleştirilmiş. Müzeye giriş 4 KM (8 TL ). İlk kat bir evin büyükçe bir salonu kadar.

  • Osmanlı'nın batıya yakın en büyük şehri Travnik koruduğu kültürel yapısıyla Avrupa'da halen yaşamını devam ettiren bir Osmanlı şehri.

  • Saraybosna, Avusturyalıların saldırısıyla yerle bir olunca, 1686 ile 1851 yılları arasında tam 165 yıl Bosna eyaletinin ''Sancak Merkezi'' yani başkenti Travnik oldu.

  • Osmanlı'nın en önem verdiği eyaleti ise çok üst düzeydeki vezirler yönetiyordu. Gelecekte devletin en üst yönetici basamaklarına tırmanacak vezirler sayesinde, Travnik "vezirler kenti" olarak anıldı. Şehirde tam 77 vezir görev yaptı.

  • 60 bin kişilik şehirde tam 17 cami var. Osmanlı Kalesi, medreseleri, çeşmeleri, saat kulesi, köprüleri, kahvehaneleri, köftecileri, börekçileriyle sanki zamanın 19. yy. Osmanlı İmparatorluğu döneminde durduğu bir yer.

  • Şehre girer girmez gözünüze ilk çarpan şey; dik bir yamaçta, şehre kuşbakışı bakan Travnik Kalesi, 14. yüzyıl sonunda Bosna Kralı II. Tvrtko tarafından yaptırılmış.

  • 1463'te Fatih Sultan Mehmet tarafından alınan Travnik Kalesi'nin tek bir girişi var.

  • O da kalenin etrafını saran hendeğin üzerinden geçen dar ve uzun bir köprü. Sadece köprünün başında durarak bile zapt edilmesinin ne kadar zor olduğu anlaşılabilir.

  • Kale öylesine sarp bir kaya üzerine yapılmış ki ancak dağcılardan oluşan bir birlik ele geçirebilir.

  • Tabi Fatih Sultan Mehmet korkusu savaşçıların üzerinde oldukça etkili olmuş olabilir. Belki de en kayda değer neden de budur.

  • Kale Osmanlıların eline geçtikten sonra komple yenilenmiş ve tam bir Osmanlı kalesi hüviyetine kavuşmuş.

  • Beşgen yapılı kalede bugün artık Travnik Müzesi olarak kullanılan yüksek bir kule ve bir cami bulunuyor. Daha doğrusu cami kalıntısı!Travnik Kalesi

  • Çünkü 20. yy'ın hemen başında geçirdiği büyük yangında, cami hasar görmüş ve günümüzde yalnızca minaresi ve kalıntıları kalmış.

  • Kale içinde dolaşarak tüm Travnik'i kuşbakışı izlemeniz ve saatlerce vakit geçirmeniz mümkün. Özellikle fotoğraf çekmeyi sevenler için muhteşem bir kale.

  • Travnik kalesinin hemen önünde bulunan duvarda o meşhur yazının olduğu bu duvarın hemen yanında hediyelik eşya satan bir dükkan bulunuyor.

  • Kalenin hemen yanında Travniklilerin en sevdiği hikâyenin kahramanı yatıyor. Osmanlılar bir anlaşmayla Travnik çevresindeki bazı toprakları Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'na bırakır. Fakat Travnik yöneticisi Defterdar Abdullah Paşa bunu kabul etmez ve vatan toprağının ancak savaşla kaybedileceğini söyler.

  • Sonra ne mi olur? Travnik ahalisi, Abdullah Paşa'nın aynı gece ajanlar tarafından zehirlenerek öldürüldüğüne inanıyor. Kaynaklarda böyle bir bilgi olmasa da bu halk arasında bir söylence olmuş ve hikâyeyi duyanlar da vatansever valinin türbesine dua etmeye gidiyor.

  • Travnik'teki en önemli yapılardan biri de Lasva Nehri kıyısındaki Elçi İbrahim Paşa Medresesi. Fevziye Medresesi olarak da biliniyor. 1705 yılında Hacı İbrahim Paşa tarafından yaptırılmış. 1699 yılında elçi olarak Avusturya'ya gönderilmiş olduğundan elçi unvanına sahip İbrahim Paşa, Timeşvar ve Sofya Beylerbeyliği, Rumeli ve Bosna Valiliği görevlerinde bulunmuş.Travnik Elçi İbrahim Paşa Medresesi

  • 1950'li yıllarda yakınından demiryolu geçmesi nedeniyle büyük bir kısmı yıkılan medresede halen eğitim ve öğretim devam ediyor. Eski Travnik müftülerinden Muhammed Efendi ve hanımının medfun olduğu türbe ise medresesinin yakınında küçük bir hazire içerisinde bulunuyor.

  • İki dağ arasında yemyeşil bir vadiye kurulmuş olan bu şehirden ayrıca Lasva nehri geçmektedir. Bu bakımdan tertemiz havası ve güzeliklerle dolu bir şehirdir. Ayrıca bu kentte çok ünlü meydanlarda bulunur. Bu meydanlardan Travnik Plava Voda Meydanı ise diğerlerinden daha ünlüdür.

  • Rivayetlere göre Bosna Hersek'in fethi zamanlarında Plava Voda'dan Fatih Sultan Mehmet'in su içtiği söylenmektedir.

  • Tarihi dokunun korunduğu en önemli alanlardan olan Travnik Plava Voda meydanı çevresinde gezinirken ruhunuz dinlenecek. Su diyarı Travnik'te Osmanlı bulunduğu tepenin Kalesi'nin dibindeki kaynaktan çıkan Göksu, hızla yatağında yatıyor ve biraz aşağıda Laşva Nehri ile birleşiyor. Suyun yeryüzüne çıktığı nokta tam olarak görülemiyor, zira kalın ve yüksek duvarlar örülmek suretiyle çevresinde bir düzenleme yapılmış.

  • Kentin içinden geçen nehirle tarihi dokunun birleştiği bu meydanda gidebileceğiniz birçok restoran ve cafeler bulunur.

  • Bosna Hersek'in güney kesimindeki tarihi ve turistik Mostar kenti, ülkeyi ziyaret eden turistlerin, Saraybosna'dan sonra en fazla ziyaret ettiği ikinci şehir konumunda.Mostar Köprüsü

  • Tarihi Mostar Köprüsü ile ünlü bu şehir, köprünün yanı sıra içinde barındırdığı tarihi evler, camiler ve konaklarla turistlerin en gözde mekanlarından biri. Öte yandan, eğer şansınız da yaver giderse, Bosnalı gençlerin Mostar Köprüsü'nden atlayışına da tanık olabilirsiniz.

  • Zümrüt yeşili Neretva Nehri'nin iki kenarına kurulu bu kentte, Koski Mehmet Paşa Camisi gezilebilir ve arka bahçesinden Mostar Köprüsü'nün güzelliği seyredilebilir.

  • Koski Mehmet Paşa Camii

  • Mostar'dan sadece 15 dakika uzaklıktaki Blagay köyündeki Alperenler Tekkesi de ülkenin bu kesiminde mutlaka görülmesş gereken tarihi yapılardan biri.

  • Burayı özel kılan, henüz Bosna Osmanlı tarafından fethedilmeden önce Balkanlar'ın İslamlaşmasında önemli etkisi olan Anadolu erenlerinden Sarı Saltuk'a atfedilen tekke ve mezar.

  • Blagay Mostar'ın içinden geçen Bosna Hersek'in en büyük nehirlerinden Neretva'nın en önemli kollarından Buna Nehri'nin doğduğu yerde.

  • Buna Nehri muhteşem güzelliğinin yanı sıra suyunun içilmesiyle de biliniyor. Ancak su çok soğuk olduğu için nehire girilmemesi öneriliyor.

  • Suyun zümrüt rengi beyaz boyalı mimariyle hoş bir görüntü oluşturuyor.

  • Alperenler Tekkesi

  • Alperenler Tekkesi

  • Blagay ziyaretinin ardından yaklaşık 20 dakikalık mesafede bulunan Osmanlı'nın batıya en yakın köyü olan Poçitel'e gidebilirsiniz.

  • Bir zamanlar Türklerin yaşadığı ve taş evleriyle ünlü olan Poçitel'de taş evler yenilenerek turizme kazandırılmaya uğraşılıyor.

  • Bosna Krallığı'ndan kalma kalesi bulunan Poçitel'de ayrıca Osmanlı dönemine ait medrese, cami ve hamam da bulunuyor.

  • 1992-1996 yılında Bosna-Sırp savaşında sırasında hasar gören Poçitel kasabası Hırvatlar tarafından tahrip edildi. Birçok insan savaş yüzünden yerinden edildi.

  • 2000 yılında Bosna Hersek hükümeti Poçitel'i devamlı koruma programı başlattı. Program halen devam ediyor.

  • Poçitel kalesi yüksekliği ve yollara hakimiyetiyle bir nevi gözetleme görevi de görüyordu.

  • Poçitel Kalesi'nden bakış

  • Poçitel

  • Hacı Ali Camii

  • Hacı Ali Camii

  • Sarajevo

  • Miljacka Nehri

  • Saraybosna'ya hakim bir noktada bulunan kale Osmanlı Kalesi şehrin tarihi yapılarından biridir.

  • Şehrin neredeyse tamamının görülebileceği Osmanlı Kalesi 667 metre yüksekliktedir ve 1550 yılında inşa edilmiştir..

  • Zaman içerisinde zarar görse de yenileme çalışmaları ile günümüze dek gelmiştir. Osmanlı Kalesi'nin bulunduğu noktada bu yapıdan önce de burçlar olduğu düşünülmektedir.

  • Bosna Savaşı sırasında zarar gören ve bakımsız kalan Osmanlı Kalesi koruma projeleri sayesinde ayakta kalabilmiştir. 1971 yılında Saraybosna Kültür ve Tarih mirası listesine alınmıştır.

  • Osmanlı Kalesi'nden Saraybosna'ya bakış.

  • Bosna Hersek Ulusal Müzesi

  • Bosna-Hersek'teki savaş sırasında (1992-1995) Sırp kuşatması altında bulunan Saraybosna'nın kurtuluşunu sağlayan 800 metre uzunluğundaki tünel, şimdi savaş müzesi olarak kullanılıyor.

  • Gıda, ilaç ve mühimmat sıkıntısı yaşanırken Bosna ve Saraybosna arasındaki bağlantı buradan kurulmuştur.

  • Tünelin inşası devlet başkanı İzzetbegoviç ve kurulunun kararı ile başlatılmıştır. 1993yılında başlayan tünel çalışması 4 ay sürmüştür ve 800 metrelik bir tünel inşa edilmiştir.

  • 1.6 metre yüksekliğindeki tünelin inşasında askerler ve siviller birlikte görev yapmıştır. Havaalanı – Butmir arasındaki tünelden vagonlar yolu ile yardım getirilmiştir.

  • Mücadele döneminde yaralı ve hastalar da bu tünelden geçirilmiştir. Kısacası savaş sırasında abluka altında tutulan şehir bu tünel sayesinde hayata tutulmuştur. Umut Tüneli daha sonra buradaki evde yaşayan aile tarafından müzeye dönüştürülmüştür.

  • Günümüze müze içerisinde mermi izleri, askeri teçhizat, fotoğraflar ve çeşitli belgeler görülebilir. Tünel ziyareti ile savaş sırasında yaşanılan zorluklar yerinde hissedilebilir.

  • Umut TüneliA Haber