Rohingya Soykırımının Başlangıcı

Rohingya Soykırımının başlangıcını anlatan Dr. Mohammed Yunus'un Türkiye Diyanet Vakfı Yayınlarınca hazırlanmış eseri.


Tarih: 2017-09-07 17:20:24

1660 yılında Budist kral Sanda Thudamma, gruplar ara- sı kin ve dinler arası çatışmanın tohumlarını attı. Arakan kralı firari Mughal şehzadesi Şah Şuja’nın kendisine olan güvenine ihanet ederek ondan imkânsız bir şeyi, kızını is- tedi. Ardından şehzadeyi ve aile fertlerini çok sayıda Müs- lüman’la birlikte kılıçtan geçirdi ve mallarını yağmaladı. Bu olay Müslüman ve Budist toplumlar arasında yüz yıldan fazla sürecek bir iç savaşın başlamasına yol açtı. Bununla beraber, gerçek Rohingya soykırım planı Burmalı Rakhi- ne Magh liderleri tarafından 20. yüzyılın başlarında Burma milliyetçileri İngiliz sömürgecilere karşı bağımsızlık sava- şını başlattığında planlandı ve 1942’de ilk soykırım planı gerçekleştirildi.

Genç Budistler Derneği 1906’da Rangoon Koleji öğrencileri tarafından Budizm’i ve eğitimi yaymak gibi bir sosyal hiz- met amacıyla kurulmuştu. Dernek daha sonra daha geniş bir tabanı ve Burma milliyetçiliğinin sembolü olan Bur- malılar Cemiyeti Genel Konseyi haline geldi. Burmalıların hakları için İngiliz hükümeti ile savaştılar. Bu arada baş- ka cenahlar da özellikle Budist rahiplerle birlikte yabancı düşmanlığını körüklediler. Rahipler Hintlileri sürmek ve mallarını yağmalamak için ateşli hutbeler irat ediyorlar- dı. 1930’da Rangoon’da ve diğer yerlerde özellikle Müslü- manları etkileyen Hintli karşıtı bir isyan çıktı. 1930’larda kendilerine Thakins (Üstatlar) diyen ve Thakin Partisi’ne mensup genç üniversite öğrencileri tarafından Do Bama Asiayone (Bizim Burma Derneğimiz) kuruldu. Thakinler ülke çapında bir Hint karşıtlığı dalgası yaydılar. Bu dönem- de Burma’da Budist kitlelerin Hintlilere yönelik saldırıla- rından Arakan’ın Rohingyaları, iç Burma’nın Zerbadeleri, Doğu Burma’nın Panthaları, Güney Burma’nın Bashuları gibi yerli Müslümanlar da büyük zarar gördü. Zira Thakin- ler, sömürge döneminde bölgeye gelen Hintlilerle buradaki Müslüman halkı birbirinden ayıramadığından hepsine sal- dırıyordu.

Ayrıca, Burmalı siyasi ve dinî liderler de Burma’yı İngiliz işgalinden kurtarmak için Arakan’a gelerek Rakhine-Ma- ghları Thakin Partisi çatısı altında örgütlediler. Rakhi- ne-Maghlar arasından pek çok siyasi ve dinî lider Thakin Partisi’ne katıldı. Bağımsızlık mücadelesi devam ederken Burma’nın bağımsızlığı sonrasında Arakan’ın siyasi gele- ceğinin nasıl şekilleneceği konusunda gizlice anlaşmaya varmış olan Rakhine-Magh ve Burmalı liderler arasında sıkı bir iş birliği oldu. Rakhine-Magh liderleri İngilizlerle veya diğer etnik gruplarla yaptıkları bağımsızlık pazarlıkla- rı sırasında ne bağımsızlık ne de özerlik talep ettiler, sadece Kalaların (Müslümanların) yani Arakan Müslümanlarının işini bitirene kadar Arakan’ın Burma merkezî yönetimi al- tında kalması konusunda anlaştılar (bkz. Arakan’ın tanın- ması konusunda meclis müzakeresi, Millî Kongre kararları 5/6, s. 250). Burma hükümetinin ancak bölgedeki Kalaların varlığı tamamen yok edildikten sonra Arakan’ı tanıyacağı anlaşılıyordu. Burmalı ve Rakhine-Magh Thakin liderleri, uygun bir zamanda Müslümanlara soykırım uygulama ko- nusunda mutabakat halindeydi. Bu gizli mutabakat Rohin- gyalara soykırım gerçekleştirmek için yapılan komplonun temelini oluşturuyordu.

Buna bağlı olarak Londra’da Kasım 1931’den 12 Ocak 1932’ye kadar süren Burma Yuvarlak Masa Konferansı’n- da Karenler hararetli bir şekilde kendilerine bağımsızlık verilmesi için lobi yaparak İngilizleri sıkıştırırken, Rakhi- ne-Magh siyasi liderleri Arakan için herhangi bir talep or- taya koymayarak sesiz kaldılar.

Ayrıca, bağımsızlık arifesinde gerçekleştirilen 1947 Pang- long Konferansı’nda bütün etnik gruplar bağımsızlık son- rasında kendi bölgelerinin geleceği için pazarlık yaparken Arakan halkını temsil eden Rakhine-Magh liderleri -Ara- kan ayrı bir eyalet olmak için gereken tüm özellikleri taşıdığı halde- eyalet olarak tanınma hakkını talep dahi etmeyerek Burmalıların hâkimiyetinde, merkezî hükümetin altında kalmayı seçtiler. Halbuki etnik gruplara kendi bölgelerinde “özerklik” veya “10 yıl Burma Birliği’ne bağlı kaldıktan son- ra çekilme hakkı” verilmesi zaten kabul edilmişti.

Dr. Mohammed Yunus
Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları