THY- Euroleague

Ortadoğu’nun önemi nedir?

Dünya medeniyetlerinin çıkış noktası sayılan Ortadoğu coğrafyasının ülkeler için önemi nedir? Bölgede yaşanan savaşlar birer tesadüf mü? Yoksa bir planın parçası mı?

Ortadoğu coğrafyası dünya tarihinde çok sayıda medeniyete ev sahipliği yapmış bir bölgedir. Ortadoğu’nun önemi konusunda herkes az çok fikir sahibidir. Uygarlığın doğuş yeri olarak kabul edilen Ortadoğu bölgesinde geçmişten günümüze çok sayıda medeniyet kurulmuş, imparatorluklar hüküm sürmüş, çeşitli halklar bir arada yaşamını sürdürmüştür. Bölge için kullanılan ‘Ortadoğu’ kavramı da aslında batı literatüründen çıkmış bir tanımlamadır. Kendisini merkeze alan Avrupa dünyayı kendi görüşüne göre tanımlamıştır. Batıda Fas, Doğuda Afganistan ve Pakistan, Kuzeyde Türkiye ve Güneyde Habeşistan’a kadar uzanan bölge dünyanın merkezi konumunda yer almasına karşın ‘Ortadoğu’ olarak isimlendirilmiştir.

Dünyanın merkezinde yer alan Ortadoğu her zaman savaşların, siyasi ve ekonomik mücadelelerin arenası konumunda olmaktan kurtulamamıştır. Bunda Batılı devletlerin rolü büyüktür. 3 büyük din olan Musevilik, Hristiyanlık ve Müslümanlık Ortadoğu coğrafyasından doğmuştur. Dinler açısından kutsal olan Kudüs, Mekke ve Medine gibi kentler bu coğrafyadadır. Dünyanın büyük bir çoğunluğunun bu dinlere mensup olduğu düşünülürse Ortadoğu’nun insanlık için ne kadar önemli olduğunu anlamış oluruz. Ortadoğu’nun önemi sadece 3 dinin merkezi olmasından gelmemektedir. Bölgenin Asya, Avrupa ve Afrika arasında geçiş noktası olarak bulunması ve zengin toprak kaynaklarına sahip olması bu coğrafyayı önemli kılan sebepler arasındadır.

Bölgede Persler, Roma ve Osmanlı gibi bir çok imparatorluk hüküm sürmüş ancak hiçbir dönemde Müslümanların hakimiyeti altındayken mevcut olan huzur ortamı korunamamıştır. Batılı devletler haçlı seferleri ile bölgedeki huzur ve güven ortamını tehdit eden başlıca unsur olmuştur. İslamiyet’in doğuşunun ardından bölgenin siyasi, ekonomik ve kültürel yönden gelişmesi batılı devletleri bölgeye çekmiştir. Din kisvesi altında düzenlenen ancak tamamen bölgenin zenginliklerini elde etmeyi hedefleyen haçlı seferleri ile Ortadoğu yüzyıllar boyunca kan gölüne çevirmiştir.

18.yüzyıldan itibaren sanayileşmenin yaşanması petrol gibi zengin maden kaynaklarına sahip olan Ortadoğu’yu yeniden Avrupalı devletlerin hedefi haline getirmiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nu parçalayarak bölgenin zenginliklerine sahip olmayı hedefleyen batı, 1. Dünya savaşı gibi milyonlarca insanın canına mal olacak kıyımı göze almaktan çekinmemiştir. Günümüzde Ortadoğu bölgesi hala dünya devletlerinin siyasi ve ekonomik mücadelesine şahit olmaktadır. Ortadoğu’nun önemi sadece devletler nezdinde değildir. Devletleri yöneten ve yönlendiren gizli yapılar ve örgütlerin varlığı da açık bir gerçektir. Bölgede süregelen güç savaşlarının yanı sıra çok sayıda gizli örgüt ve yapılanma da faaliyet göstermektedir. Özellikle evangelist Hristiyanların kıyameti yaklaştırma ve Hz. İsa’nın yeryüzüne inişini hızlandırma adına bölgenin kan gölüne çevrilmesi gerektiği düşüncesi ve Siyonist Yahudilerin vaad edilen toprakları elde etmek için bölgeden Müslümanların yok edilmesi gerektiği gibi sapkın görüşlere sahip örgüt ve yapılar  Ortadoğu’da halen faaliyet yürütmektedir.