THY - Yeni Havalimanı Promosyon - Kıbrıs Bakü

Osmanlı'da Divan toplantıları sırasında ne gibi protokol kuralları uygulanırdı?

Divân-ı Hümâyûn toplantıları, simgelerle yüklenmiş, katı ve teferruatlı teşrifat geleneklerine bağlı olarak icra edilirdi. Bu konuda İsmail Hakkı Uzunçarşılı’nın Osmanlı İmparatorluğu’nun Merkez ve Bahriye Teşkilâtı isimli eserinde önemli bilgiler verilir. Divân halkı sabah namazını genellikle Ayasofya Camii’nde kılardı.

Bu arada yeniçeri ocağı ve süvari bölükleri ağalarıyla bir miktar yeniçeri caminin Bâb-ı Hümâyûn isimli giriş kapısına bakan minaresi önünde, önceden belirlenmiş yerlerinde, iki sıra hâlinde dizilirler, bir müddet sonra namazdan çıkan divân azaları ile vezirler de buraya gelerek mevkilerine uygun olarak saftaki yerlerini alırlardı. Nihayet toplanma tamamlanınca meydan duacısı yüksek sesle dua edip, onun “Fatiha” demesiyle hep birlikte Fatiha sûresi okunur, sarayın ilk kapısı olan Bâb-ı Hümâyûn açılırdı.

Vezirler, reis tahtası önünde kendilerini bekleyenlerin selâmını aldıktan sonra, bütün erkân Divânhâne’ye girip, herkes yerli yerinde ayakta beklerdi. Önce ikinci vezir sağ ve solundaki divân azasına selâm verip oturur, sonra da diğerleri oturur ve sadrazamın gelmesini beklemeye başlardı. Bu sırada sakabaşı, Divânhâne’dekilere, helvâhâneden mevsim yaz ise buzlu şerbet, kış ise macun ikram ederdi.

Sabah namazını kendi konağında kıldıktan sonra divâna gitmek için hazırlanan sadrazam, cebeci çavuşunun divân azalarının kendisini beklemekte olduğunu haber vermesi üzerine, kethüdâsı ve maiyeti ile birlikte saraya gelirdi. Herkes yerli yerine oturduktan sonra, iki görevli hazine önünde Fetih sûresinini okumaya başlar, bu sırada ocak muhzırı kapıkulu askerlerinin memnuniyetinin nişânesi olarak divân erkânına akide şekeri dağıtırdı.

Fetih sûresinin bitmesiyle birlikte yeniçerilere çorba dağıtılırdı. Yine bu sırada ça-vuşbaşı ve tezkereciler tarafından hazine ve defterhânenin mühürleri açılıp, o gün kullanılacak defterler Divânhâne’ye getirilirdi. Nihayet bütün hazırlıkların tamamlanması üzerine, çavuşbaşı ağa elindeki asayı yere vurur, bu işâret üzerine Divân-ı Hümâyûn toplantısı başlardı. Genellikle öğlene kadar süren toplantı, tıpkı başladığı gibi, çavuşbaşı ağanın asasını yere vurmasıyla sona ererdi.

Müzakereler bitince Divânhâne’ye, birisi sadrazamın, birisi vezirlerin, birisi de kadıaskerlerin önünde olacak şekilde üç sofra kurulurdu. Yemekler, divândan sonra arza girilecekse, padişahın arz için müsaade verdiğine dair hatt- ı hümâyûnun okunmasından sonra, eğer divân ulufe divânı ise ulûfelerin dağıtılmasından sonra yenirdi. Yemeğin bitmesinden sonra, şayet o gün arz günü değilse ve gerek görülürse divân toplantısı bir süre daha devam ettirilir, görüşülecek bir meselenin kalmaması üzerine divân dağılarak herkes kendi konağına dönerdi.