THY - TR Çıkışlı Güney Avrupa Kasım

Patrona ve adamları nasıl ortadan kaldırıldı?

I. Mahmud, ilk fırsatta fesadın kaynağı olan ve iktidarını gölgeleyen asileri ortadan kaldırmak için kolları sıvadı. İlk olarak, zorbalardan canları yanan devlet ricalini etrafında topladı. Padişah, asi liderlerini ortadan kaldırmak için harekete geçtiğinde sadrazam, bunun için büyük hazırlıkların yapılması gerektiğini söyleyerek biraz çekimser kaldı.

Buna karşın asilerin ortadan kaldırılması için özellikle Darüssaade Ağası Beşir Ağa padişahı destekliyor ve ona güven veriyordu. İlk olarak Bursa’da ikamet eden Kaplan Giray, Kırım hanlığına getirildi. Daha sonra yeniçeri ocağının önde gelen ağaları kazanıldı.

I. Mahmud elini güçlendirmek için Rumeli Beylerbeyi Abdullah Paşa ve eski kaptanıderyalardan Canım Hoca Mehmed Paşa’yı İstanbul’a getirtti. Beşir Ağa’nın yardımları ve aracılığıyla Mısır’ın eski beylerbeyi İbrahim Ağa da padişah ekibine dâhil edildi. Şeyhülislâm, yeniçeri ağası, Kırım hanı, Abdullah Paşa ve Canım Hoca’nın da katıldığı toplantılarda Patrona ve adamlarını ortadan kaldırmak için özel bir ekip oluşturuldu. Bu özel ekiple birlikte gizi toplantılar tertip edildi. Bu toplantılarda Patrona ve
arkadaşlarını ortadan kaldırmak için planlar hazırlandı.

Bu plana göre, Patrona Halil ve adamları sadrazamın konağına İran savaşlarını görüşmek üzere çağrılacak ve burada defterleri dürülecekti. Ancak Patrona’yı sadrazamın konağına getirmek hiç de kolay olmadı. Çünkü aldığı nefesten dahi şüpheleniyor ve her toplantıya gitmiyordu. Gittiklerine de yanında adamlarını götürüyordu. Patrona’yı, sadrazamın konağındaki toplantıya gelmeye ikna etmek için özellikle iki kişinin aracılığına başvuruldu. Bunlar Kırım Hanı Kaplan Giray ve Canım Hoca'ydı. Bu ikisinin de toplantıya geleceklerini haber alan Patrona, bunların bulunduğu bir mecliste kendisine zarar verilemeyeceğini düşünüyordu.

Ayrıca Kaplan Giray’ın, İran ve Rusya ahvalini görüşmek üzere bütün üst düzey ricalin sadrazamın konağına toplantıya gelmesi gerektiği yönündeki mektupları da Patrona’nın ikna olmasını sağladı. Ancak hesaplanmayan bir şey yaşandı ve Patrona toplantıya yanındaki yüzlerce adamıyla birlikte geldi. Bunun için plan ertelendi ve ikinci plana geçildi. İkinci plana göre bu defa toplantı Topkapı Sarayı’nda yapılacak ve bu toplantıda asi liderleri istedikleri görevlere getirilerek onlara hilat giydirilecekti.

Bu defa da Patrona’yı toplantıya katılmaya ikna etmek gerekiyordu. Yine Kırım Hanı Kaplan Giray harekete geçti ve han, Patrona’yı Topkapı Sarayı’ndaki toplantıya gelmeye ikna etti. Patrona’yı saraya gelmeye ikna ettiğini ve gerekli hazırlıkların yapılması gerektiğini de sadrazama haber verdi. Bu arada 25 Kasım 1730’da sadrazamın konağında ikinci bir toplantı daha düzenlendi.

Bir rivayete göre plan gizli tutulmasına rağmen İstanbul Kadı Naibi Kudsîzâde, bir yolla bunu öğrenmişti. Patrona’ya, daha Topkapı Saray’nın birinci avlusundayken Hastalar Koğuşu önünde, “Benim devletlü Ağa Efendim Sultanım, mektubum size ulaştığında katiyen ama katiyen Saray-ı Hümâyûn’a gitmeyiniz. Fine bir bahane ile geri kalın. Zira meşveretler başkadır. Bugün hepinizi kılıca yem edecekler” yazılı gizli bir mektubu adamlarından biriyle ulaştırmayı başardı.

Patrona, kâğıdı okumadan cebine koydu. Yanında bulunan İbrahim Efendi okumak için ısrar etmesine rağmen o buna izin vermemiş ve “Ne olacak, her halde Kutsîzâde de bir memuriyet istiyor. Hele öncelikle şu işleri halledelim sonra o da olur” diyerek geçiştirmişti. Böylece Patrona’nın kâğıdı okutmaması büyük bir felaketi engellemişti. Patrona Halil ve diğer asiler sarayın Birinci Avlusu’na kadar atlarıyla geldiler. Daha sonra teşrifat gereği atlarından indiler. Patrona ile diğer asi liderleri içeri girdiler, askerleri ise Birinci Avlu’da bıraktılar. Sadrazam, şeyhülislâm, Kırım Hanı Kaplan Giray, Canım Hoca, Rumeli Beylerbeyi Muhsinzâde Abdullah Paşa, Hafız Ahmed Paşa, önde gelen ulema, Yeniçeri Ağası Kel Mehmed Ağa, kul kethüdası, sekbanbaşı, Patrona Halil, Muslu ve Urlu Mustafa Ağa, Revan Köşkü’ne geçtiler.

Diğer ocak ağaları ise Arslanhane’de beklemeye başladılar. I. Mahmud da Harem’den Sofa Köşkü’ne geçti ve Kaplan Giray ile şeyhülislâmı huzuruna çağırdı. Bu arada sadrazam, Pehlivan Halil Ağa’ya Patrona ve diğer asi liderlerini öldürmeleri için işaret verdi. İşaret üzerine Pehlivan Halil ve emrindeki 30 adamı saklandıkları odalardan çıktılar ve bir anda Revan Köşkü’ne doldular. Pehlivan Halil Ağa, Patrona’nın yanına gelip, “Nice oldu ol kâfir Patrona, gâvur Patrona” dedi. Ne olduğunu şaşıran Patrona da, “Ne yabana söyler bu adam” dedi. Tuzağa düşürüldüğünü anlayan Patrona hemen palasını çıkardı ve kendini savunmaya çalıştı.

Pehlivan Halil Ağa, Patrona’nın palasına sol kolunu siper etti ve diğer elindeki kılıçla Patrona’yı yere düşürdü. Bu arada Muslu ve Yeniçeri Ağası Kel Mehmed Ağa da katledildiler. Urlu Mustafa Ağa ise, yaşlı olduğu için katledilmedi ve Bostancılar Odası’na gönderildi. Asi liderleri katledilirken devlet adamları da pencerelerden yaşananları seyrediyorlardı. Sarayın kapıları kapatıldı ve Orta Kapı’da bulunan diğer asiler de, daha önce sarayın muhtelif yerlerine saklanan cebeci, topçu ve donanma askeri tarafından birer birer kılıçtan geçirildiler. Yapılan sayıma göre on sekiz kişi katledilmişti. Saraydan silah sesleri duyan dışarıdaki asiler ise çoktan kendilerini kurtarmak için uzaklaşmışlardı.

Saraydaki asiler temizlendikten sonra İstanbul sokaklarında tellallar dolaştırıldı ve padişahın asi liderlerini öldürttüğü duyuruldu. Diğerlerine ibret olsun diye Patrona Halil, Muslu ve diğer asi liderlerinin cansız bedenleri, Sadrazam İbrahim Paşa ve iki damadının cesetleri gibi, öküz arabalarına konularak Bâb-ı Hümâyûn önüne getirildi ve orada diğer katledilenlerle beraber teşhir edildi. Akşam olduğunda sokaklara devriyeler tayin edildi ve yakalanan asiler hemen katledildi. I. Mahmud, yeniçerilere hitaben kaleme adlığı bir hatt-ı hümâyûnda ocağa sığınmak isteyen asilerin içeri alınmamasını emretti.