THY- Euroleague

Napolyon, Osmanlı’ya nasıl nefes aldırdı?

Napolyon’un Avrupa’daki başarılarıyla Şark Meselesi yeni bir boyut kazandı. Avrupa, Napolyon sorununu halledene kadar kendi içine kapanmak zorunda kaldı. Bu da Osmanlı'ya biraz olsun nefes aldırttı.

Eflak ve Boğdan’da bir ayaklanma hazırlığı yapıldığını öğrenen Osmanlı yöneticileri bu bölgenin beylerini görevden aldı. Rusya, bunu kabul etmeyerek buraları işgal etti. Rusya’nın bu işgalini İngiltere de, Fransa karşısında bir müttefikini kaybetmemek için destekliyordu. Avrupa’daki yayılmasını kolaylaştırmak isteyen Napolyon ise gönderdiği mektuplarda III. Selim’i, Rusya’ya savaş ilan etmesi için teşvik ediyordu. Osmanlı İmparatorluğu, başta tereddüt etse de Fransa’nın Jena’daki zaferinden de destek alarak 26 Aralık 1806’da Rusya’ya savaş ilan etti.

1806-1812 arasında devam eden Osmanlı-Rus savaşında Rusya’ya en fazla desteği İngiltere vermişti. Şark’da her iki ülkenin çıkarları çakışsa da Napolyon tehlikesi çok daha büyük bir tehlike olduğundan bu tehlike bertaraf edilene kadar iki ülke ittifak kurmakta bir sakınca görmediler. İngiltere, gönderdiği bir ültimatomla Osmanlı İmparatorluğu’nu tehdit etmesine rağmen, Fransa’nın İstanbul elçisi Sebastian’ın da cesaretlendirmesiyle Osmanlı İmparatorluğu bu notayı reddetti.

Bunun üzerine İngiliz filosu 18 Şubat 1807’de Çanakkale Boğazı’nı geçip İstanbul önlerine geldi. İngiliz filosu alınan tedbirler üzerine Mart 1808'de İstanbul’dan ayrıldı. Daha sonra Mısır’a saldırmasına rağmen burada da bir başarı elde edemedi. Napolyon ise Avrupa’yı tamamen demir pençesine almış durumdaydı. Avrupa’nın meselesi şimdi bir Şark Meselesi değil Napolyon meselesiydi ve çok kısa bir sürede antlaşmalar unutuluyordu. Napolyon, 14 Haziran 1807’de Rusya’yı Friedland’da ağır bir şekilde mağlup etti. Bunun üzerine Rus Çarı, Fransa ile ittifak yapmak için Tilsit’te Napolyon ile biraraya geldi. Tilsit görüşmelerinde Napolyon ile Rus Çarı, Osmanlı İmparatorluğu’nu aralarında paylaştılar.

Tilsit görüşmeleri, Şark Meselesi için önemliydi. Avrupa, kendi iç sorunlarını çözer çözmez yüzünü Doğu’ya döneceğini ve ilk olarak da Osmanlı İmparatorluğu’nu paylaşmak için anlaşma masasına oturacağını bir kez daha göstermişti. Ancak Osmanlı İmparatorluğu’nu masa başında paylaşmak sanıldığı kadar kolay olmayacaktı. Rusya, Fransa’nın da desteğini arkasına aldığı için gözünü Boğazlar’a dikti. Fakat buna yine ilk karşı çıkan Fransa oldu. Rusya’nın Osmanlı topraklarında kontrolsüz bir şekilde yayılmasını kendi menfaatlerine ters bulan Fransa, Osmanlı İmparatorluğu ile Rusya’nın bir ateşkes antlaşması imzalamasını sağladı.

İngiltere ise müttefiki Rusya’nın Fransa’yla yakınlaşması yüzünden Osmanlı İmparatorluğu’yla ilişkilerini geliştirecek bir dış politika takip etmeye başladı. 5 Ocak 1809’da Osmanlı İmparatorluğu’yla Kal’a-i Sultani Antlaşmasını imzaladı. Napolyon, Avrupa’yı o kadar karmaşık bir hale getirmişti ki, kimin ne zaman ne yapacağı ve kiminle anlaşma masasına oturacağı kestirilemiyordu. Bundan da kötüsü Napolyon artık herkes için bir tehlike demekti ve bu tehlikeyi Mısır işgalinden sonra ikinci defa hisseden ülke Osmanlı İmparatorluğu’ydu. Bu, hedefi belli olmayan tehlikenin önünü almak için Osmanlı İmparatorluğu Rusya ile 1806’dan bu yana aralıklarla devam eden savaşa 28 Mayıs 1812 Bükreş Antlaşması ile bir son verdi.

Rusya, kendisine fazla avantaj sağlamayan Bükreş Antlaşması’na, Napolyon’un Rusya üzerine büyük bir sefere çıkma hazırlıkları yaptığı için razı olmuştu. Batı’yı adeta büyük bir savaş alanına çeviren Napolyon, Rusya’ya son ve kesin darbeyi vurmak için 1812’de Moskova üzerine yürüdü. Napolyon, Paris’e geldiğinde 400 bin kişilik ordusundan sadece 40 bin kişi kalmıştı. 1813’te İsveç, Prusya ve Avusturya; 1814’te de İngiltere, Rusya ve İspanya Fransa’ya savaş ilan ettiler. Bunun sonucunda yaklaşık 500 bin kişilik bir ordu ile Paris’e girdiler.