THY - Orta Avrupa Eylül

Patrona İsyanı nasıl başladı?

Patrona Halil ve arkadaşları dikkat çekmemek için 25 Eylül 1730’da hamamda yaptıkları toplantıda 28 Eylül Perşembe günü isyan etmeyi kararlaştırdılar. Daha önce kararlaştırdıkları üzere 28 Eylül Perşembe sabahı Bayezid Camii önünde toplandılar. Bunlar, “Şerle davamız vardır. Ümmet-i Muhammed’den olan dükkânlarını kapayıp, bayrak altına gelsin” diyerek önce Kapalıçarşı’ya yöneldiler.

Üç bayrak altında üç gruba ayrılan asiler Kapalıçarşı’ya üç koldan girerek propagandaya başladılar. Şeriatı tatbik
etmek için çarşı halkını kendilerine katılmaya davet edip zorla dükkânları kapattırdılar. Bitbapazarı’na geldiklerinde buradaki kılıç ve tüfek dükkânlarının camlarını kırarak içerdeki silahları aldılar.

Bitpazarı’ndan sonra Zindankapı’ya yöneldiler ve buradaki mahkûmları serbest bıraktılar. Çarşıdan çıkan asiler kendilerine katılanlarla birlikte Divânyolu’ndan Etmeydanı’na yürüdüler. Zorla kapıları açtırdılar, oradaki yeniçerileri de kendilerine katılmaya ikna ettiler. Ayrıca buradaki birinci bölüğün çorba kazanını alarak meydana getirdiler. Bu, isyan ettiklerinin sembolik bir ifadesiydi. Patrona Halil, Ağa Hapishanesi’ne giderek buradaki mahkûmları da, önceki birçok isyanda olduğu üzere, serbest bıraktı. Daha sonra Cebehane’ye giderek cebecileri de isyana katılmaları için ikna etmeye çalıştı.

Cebehane’deki beşinci bölüğün kazanı zorla dışarı çıkarıldı ve böylece onların da isyana katıldıkları anlatılmak istendi. İsyanın ilk saatlerinde padişah ve devlet ileri gelenleri İran seferi için Üsküdar’daydılar. İstanbul oldukça tenhaydı ve şehirde isyanı Yeniçeri Ağası Hasan Ağa ile Sadrazam İbrahim Paşa’nın damatlarından kaptanıderya olan ve sadâret kaymakamı da tayin edilen Mustafa Paşa bastırabilirdi.

Fakat resmi tatil olduğu için Mustafa Paşa İstanbul dışındaydı. Bu durum, isyana fazla büyümeden müdahale etmesini engelledi. Sadrazam İbrahim Paşa’nın diğer bir damadı olan Sadaret Kethüdası Mehmed Efendi de isyan başladığında İstanbul’daydı. Mehmed Efendi, hemen Üsküdar’a bir adam göndererek sadrazama isyan
hakkına bilgi verdi. İsyanı haber alır almaz yalısından ayrılan Mustafa Paşa, hemen annesinin Atmeydanı’nda, İbrahim Paşa Sarayı’nın yakınlarındaki evine geldi.

Orada da fazla beklemeden Topkapı Sarayı’na geçti. Sarayda küçük bir toplantı yaptı ve nasıl hareket etmesi gerektiğini sordu. Toplantıda hazır bulunan Mısır beylerinden Ali Bey, “Biz Mısır’da bunlar gibi bir yere toplanan eşkıyayı defetmek için üzerine varıp savaşarak onu mahalden defederiz. Hemen şimdi bu mahalden toplayabildiğin beş yüz kadar işbilir adamla üzerlerine varıp hepsini birden kılıca yem edelim” dediyse de Mustafa Paşa kendinde bunu yapacak cesareti bulamadı. Böylece daha başlangıç aşamasında küçük bir tedbirle isyanı bastırmak mümkün iken bu fırsat kaçırıldı.

Bu arada kayıklarla Üsküdar’a geçenler de sadrazama şehirde, bedestende bazı serserilerin mücadele ettiklerini ve bu esnada korkak olan tüccarların hemen dükkânlarını kapattıklarını, fakat yeniçeri ağasının durumdan haberdar olur olmaz bazı adamlarıyla gelerek bunları dağıttıktan sonra dükkânların açılmasını emrettiğini ve korkulacak bir şey olmadığını haber vermişlerdi. Bu tür yanlış ve eksik bilgilerle vakit kaybeden Sadrazam İbrahim Paşa gerçekleri ancak akşam üzeri Yeniçeri Ağası Hasan Ağa ve Mustafa Paşa Üsküdar’a geçip, kendisine şehirde neler olduğunu haber verdiklerinde öğrenebildi. İbrahim Paşa, İstanbul tarafındaki olayları haber aldıktan sonra gelişmeleri III. Ahmed’e anlatmak üzere padişahın huzuruna çıktı.

Ancak padişaha, “Hünkârım elem ve kederde olmayın! Birkaç edepsiz toplanmışlar. Bu saat izniniz olursa İstanbul’a gideyim ve hepsini parça parça edeyim” diyerek olayın gerçek boyutundan bahsetmedi. III. Ahmed ise devlet ricalinin Üsküdar Sarayı’nda toplanmalarını emretti. 28 Eylül akşamı devlet adamları ve ulemanın önde gelenleri Üsküdar’daki sahil sarayında bir araya geldiler. Burada yapılan toplantıda III. Ahmed’in Sancak-ı şerifi ve Hırka-i saadet’i alarak hemen Topkapı Sarayı’na geçmesi kararlaştırıldı.

Devlet adamları da vakit kaybetmeden Topkapı Sarayı’na geçecekler ve orada toplantı tertip edilecekti. Bu karar III. Ahmed’e bildirildi. Bu arada padişahı Topkapı Sarayı’na götürecek gemi de Üsküdar sahiline getirilmişti. Toplantıda alınan karara uyan III. Ahmed de, şehzâdeler, Sancak-ı şerif ve Hırka-i saadet yanında olduğu halde, daha önce getirilen gemiyle Yalı Köşkü’nden geçerek saraya girdi. Diğer devlet ricali de padişahın ardından yavaş yavaş Topkapı Sarayı’na geçtiler.