THY- Banjul

Yıldırım Bayezid döneminde İstanbul kaç defa kuşatıldı?

14. yüzyılın başlarında Bizans sınırlarında tarih sahnesine çıkan ve özellikle bu devlete karşı yürüttükleri gaza siyasetiyle Anadolu’da şöhretlerini arttıran Osmanlılar, Orhan Gazi devrinden itibaren Bizans iç politikasının ana belirleyici unsurlarından birisi haline gelmişlerdi. Bir zamanlar Doğu’yu ve Batı’yı demir pençeleri arasında tutan Bizans imparatorları, I. Murad’a tabi oldular ve hükümdarın Anadolu seferlerinde Osmanlı ordusunda yer aldılar.

Bayezid, devleti bir imparatorluk haline getirmeyi amaç edinmişti. Bu dönemde Bizans üzerindeki Osmanlı baskısı son derece ağırlaştı. Yıldırım Bayezid için önemli olan Bizans’ı kimin yönettiği değil, tahtta oturan kişinin kendi emirlerine mutlak surette itaat etmesiydi. Yıldırım, ilk olarak, 1390 yılında, kardeşi Savcı ile birlikte isyan eden Andronikos’un oğlu VII. Ioannes’in tahta geçmesini sağladı.

Midilli’ye kaçan Manuel, iki başarısız darbe girişiminden sonra 17 Eylül 1390’da İstanbul’a girip rakibini kaçırdı ve babası V. Ioannes’i tekrar tahta çıkardı. Yıldırım Bayezid, Manuel’in, yıllık haraç vermeyi ve belli miktardaki askerle seferlerde sultanın hizmetinde bulunmayı kabul etmesi üzerine taht değişikliğini onayladı.

Sultanın Anadolu’da seferde bulunmasından istifadeyle, İstanbul’u yaklaşan tehlikeden korumak için yeni bir kale yaptıran ve şehir surlarını tamir ettiren V. Ioannes, Yıldırım Bayezid’in tehditleri karşısında, bütün yaptıklarını kendi elleriyle yıkmak zorunda kaldı. Kısa bir süre sonra İmparator Ioannes’in ölmesi üzerine, hala sultanın hizmetinde bulunan Manuel Bursa’dan kaçarak babasının tahtına oturdu.

Bu davranışa sinirlenen Yıldırım Bayezid, yeni imparatordan eski tabiyet şartlarını yerine getirmesini, ayrıca şehirde bir Müslüman mahallesi kurmasını, cami inşasını ve şer’i bir mahkeme tesis etmesini istedi.

Manuel, Yıldırım Bayezid’in şartlarını yerine getirmeyince Vezir Çandarlı Ali Paşa idaresindeki Osmanlı kuvvetleri 1391’de İstanbul surları önünde mevzilendi.

Surları yıkacak güç ve büyüklükte topların olmayışı, Osmanlı donanmasının henüz zayıf olması yüzünden şehrin deniz tarafından yardım almasının önlenemeyişi, doğuda ve batıda ardı arkası gelmez savaşlar gibi sebeplerle, Osmanlı tarafında bu ilk muhasaranın uzun süreli bir ablukaya çevrilerek şehrin açlıktan teslim olmaya zorlanması kararlaştırıldı. Yıldırım’ın Osmanlı tarihinde ilk defa olarak İstanbul’u kuşatması Avrupa’da büyük paniğe sebep oldu. Manuel, umudunu Avrupa’dan gelecek yardıma bağlamıştı.

Yıldırım Bayezid, bu arada Silivri’yi alarak, burayı eski imparator VII. Ioannes’in idaresine verdi ve onu Manuel’e karşı kullanmaya çalıştı. 1393’te şehir halkı ile müzakerelere girişen Çandarlı Ali Paşa, onlara, Ioannes’i tekrar hükümdar yaptıkları takdirde sultanı muhasaranın kaldırılmasına razı edeceğini söylüyordu. 1393-1394 kışındaki Serez toplantısına katılan Manuel, Bayezid’in niyetini daha yakından gördü ve başta Venedik olmak üzere Batı’dan yardım taleplerini arttırdı.

Sultan ise 1394’te İstanbul’a yönelik baskısını yoğunlaştırdı. Büyük bir Haçlı ordusunun Bizans’ı kurtarmak için harekete geçmesi bile Osmanlı ablukasının tam olarak kaldırılmasını sağlayamadı.

Yıldırım Bayezid, Niğbolu’daki savaşta kazandığı galibiyetle, Manuel’in son umutlarını da toprağa gömdü. İmparator, Bayezid’in bütün şartlarını yerine getirmeyi kabul etti.

Yıldırım Bayezid, İstanbul’u almaya kararlıydı ve Niğbolu zaferinden sonra Bizans’ı tamamen çökertmek için hazırlıklarına hız verdi. Osmanlılar’ın 1396’da Şile Kalesi’ni fethetmeleriyle Bizans’ın Asya’daki varlığı sona erdi. İmparator Manuel’in elinden, surların ardında çaresizce, dindaşlarından gelecek yardımları beklemekten başka bir şey gelmiyordu. Osmanlılar, Galata Kulesi’nin sağındaki tepeye yerleşerek Pera Cenevizlileri’ni de denetlemeye başlamışlardı.

Sultan, 1398 yılında Boğaz’ın Asya tarafında Anadoluhisarı ve Göksu ile Marmara’nın Avrupa kıyılarına Büyük ve Küçük Çekmece kalelerini yaptırarak Bizans’a ulaşan deniz yolunu da kontrolü altına almaya çalıştı. Daha sonra Mareşal Boucicaut, Fransız, Ceneviz ve Venedik gemilerinden oluşan bir filo ile İstanbul’un yardımına geldi.

Ancak bu yardım birliği, Bizans için yeni bir umut olsa da asla çare değildi. Boucicaut, bazı Türk gemilerini yakmak ve İzmit Körfezi yakınlarında talanlarda bulunmaktan başka bir şey yapamadı. Fransız mareşalinin uyarılarıyla Ioannes ile barışan İmparator Manuel, tahtı bu eski düşmanına bırakıp Batı’dan daha fazla yardım getirmek üzere 10 Aralık 1399’da Boucicaut’la birlikte şehirden ayrıldı.

İmparator, Avrupa saraylarında mevkiine yakışır törenler ve vaatlerle karşılanırken, Osmanlı askerleri her an şehre girmeye
hazırlanıyordu. Ancak tam bu sıralarda Osmanlı sınırlarının doğusunda Timur’un belirmesi, İstanbul’un Osmanlılar’ın eline geçmesini önledi.