THY- Euroleague

Avrupa’da Türk tehlikesi nasıl doruğa çıktı?

Osmanlı İmparatorluğu, II. Bayezid ve Yavuz Sultan Selim dönemlerinde daha çok iç mücadeleler ve Doğu’dan gelen tehditlerle mücadele ettiği için Batı, Türk tehlikesi ile doğrudan yüz yüze gelmedi. Fakat Yavuz Sultan Selim’in Mısır’ı fethi ve Arabistan Yaramadası’na hakim olmasıyla Batı, Doğu Akdeniz’e hakim olan ve önemli ticaret yollarını elinde bulunduran, Osmanlı İmparatorluğu ile mücadele etmek zorundaydı.

Kanuni Sultan Süleyman devri ise Batı için Doğu’nun gerçek bir mesele olduğu bir dönemdi. Avrupa’nın korkulu rüyası olan Osmanlılar, Haçlı donanması karşısında 1571’de İnebahtı Deniz Muharebesi’nde büyük bir mağlubiyet aldılar. Bu muharebe Avrupalılar’a Türkler’in yenilmez olmadığını göstermişti. Avrupa, XVI. yüzyıldan itibaren kendi içinde köklü bir değişim süreci yaşadı. Bunun etkileri ancak XVII. yüzyılın sonu ve XVIII. yüzyılın başlarında kendini hissettirdi.

Bu değişim Şark Meselesi’ne farklı bir boyut kazandırdı. 1683’teki II. Viyana bozgunu Şark Meselesi’nin artık Batı için korkunun verdiği çaresizlikle ürpererek beklediği bir tehdit olmaktan çıktığını gösteriyordu. 1699’da imzalanan Karlofça Antlaşması’yla Osmanlı tarihinin en büyük toprak kayıplarını yaşadı. Bu gelişmeler ve Karlofça Antlaşması Osmanlı İmparatorluğu’nun mutlak manada çöküşünü ifade etmese de Batı’yı tehdit edecek bir güç olmaktan çıktığını gösteriyordu.