THY - Orta Avrupa Eylül

Tepedelenli isyanı nasıl sonuçlandı?

Tepedelenli Ali Paşa bölgede hakimiyetini kuvvetlendirmek için hükümetin emirlerine rağmen Avlonya Mutasarrıfı İbrahim Paşa’yı yok etti. Mora ve Eğriboz hariç Yunanistan’ın kalan bölgeleri de hükmü altına girmişti. Ancak son gelişmeler üzerine Sultan II. Mahmud ve Osmanlı yönetimi Tepedelenli’nin yok edilmesi gerektiğini anlamıştı. Osmanlı İmparatorluğu Balkanlar’da uzun süredir Avusturya ve Rusya ile savaş halindeydi ve ordusu perişan bir durumdaydı.

Üstelik bu güçlü valiyi ortadan kaldırmak olumsuz sonuçlar doğurabilirdi. Bölgede yeniden meydana gelebilecek eşkıyalık hareketleri ve Rumlar’ın da bağımsızlık için ayaklanma ihtimalleri Tepedelenli belasından daha da tehlikeli olacaktı. Bu sırada meydana gelen bir olay Sultan Mahmud’a son kararını verdirdi.

Tepedelenli Ali Paşa’nın adamlarından Paşo İsmail Bey İstanbul’a gelip, Yanya Paşası’nın bağımsız bir devlet kurma hayali kurduğunu ve zalimliklerini anlatmıştı. Bu durumu haber alan Tepedelenli İstanbul’a adam göndererek, Osmanlı Sarayı’nın koruması altında olan Paşo Bey’e suikast düzenletti. Bu durum resmen padişaha meydan okumaktı.

Mora Valisi Hurşid Ahmed Paşa komutasında bir ordu Tepedelenli’nin üzerine gönderildi. Tepedelenli, Osmanlı ordusunun etkinliğini kırmak ve gücünü bölmek için bir süredir içten içe ayaklanmaya hazırlanan Rumlar’ı Mora, Adalar, Sırbistan, Eflak ve Boğdan’da isyan etmeleri için teşvik etti.

Tepedelenli’nin bütün çabalarına rağmen Osmanlı kuvvetleri bölgede hakimiyeti ele geçirdi. Bunu gören oğulları ve torunları da can korkusuyla birer birer Osmanlı hükümetine sığındılar. Bunun üzerine Ali Paşa Yanya Kalesi’ne kapandı. Uzun süren bir kuşatma başladı. Hurşid Paşa, Tepedelenli’ye teslim olursa canının bağışlanacağını bildirdi.

Tepedelenli Ali Paşa da buna güvenerek İstanbul’a gitmesi için ferman gelene kadar göl üzerindeki adada bulunan Pandeleimon Manastırı’na çekildi. Ancak İstanbul’dan Hurşid Paşa’ya hitaben Tepedelenli’ye verdiği teminatı geri alması konusunda ferman gönderildi. Hurşid Paşa bu emri alınca Yanya’da Ali Paşa’nın katlini emreden sahte bir ferman yazdırdı. Ali Paşa silahını çekip kendisini müdafaaya giriştiyse de vücuduna aldığı sayısız kurşun yarası sonucu 24 Ocak 1822’de öldü. Kellesi oracıkta hemen bedeninden ayrılarak bal dolu deri bir çuvala konup, İstanbul’a gönderildi. Topkapı Sarayı’nın ibret taşı denen yerine konarak günlerce teşhir edildi. Yerli yabancı birçok kişi Ali Paşa’nın kesik başını görmeye geldiler. Daha sonra ise Tepedelenli’nin başı Silivri Kapısı’nın dışındaki mezarlığa gömüldü. Ali Paşa’nın bedeni ise Yanya’da Fethiye Camii’nin mezarlığına defnedilmişti.

Ali Paşa’nın oğullarından Veli ve Muhtar beyler ile torunu Mehmed Bey de öldürüldü. Şöhreti Osmanlı coğrafyasını aşan Tepedelenli Ali Paşa, Avrupa’da çok iyi tanınmaktaydı. Fransız komutan Napolyon Bonaparte’a benzetilerek ''Müslüman Bonapartı'' olarak adlandırılmıştı. Ayrıca Tepedelenli yaşadığı coğrafyadaki diğer halkların kültürüne de etki etti. Yunan halk kültürü, destanları ve türkülerinin bir kısmının kahramanıydı.