THY - Kabin Kıyafetleri Lansman

Osmanlı'da Divân-ı Hümâyûn’a kimler katılırdı?

Divân-ı Hümâyûn, Orhan Gazi döneminde kurulduktan sonra devletin büyümesine paralel olarak gelişimini sürdürüp, Fatih Sultan Mehmed zamanında klasik halini aldı. Divan-ı Hümâyûn Fatih Sultan Mehmed devrine kadar bizzat padişahların başkanlığında, bu tarihten sonra da veziriazamın riyasetinde toplandı. Bu değişim, Fatih’in, İstanbul’un fethinden sonra Roma’nın imparatorluk, İslam devletlerinin sultanlık ve Türkler’in hakanlık geleneklerini şahsında meczederek bir Osmanlı padişahı oluşturma fikrinin mahsulüydü. Bununla birlikte, bu yeni uygulamayla padişahlar divân toplantılarını büsbütün terketmeyip, Harem’den Divânhâne’ye açılan ve Kasr-ı Adl (Adalet Kasrı) adı verilen kulenin içindeki kafesli bir bölme arkasından zaman zaman divânın işleyişini takip, nadiren de müdahale etmeye devam ettiler.

Fatih’in devletin idari teşkilât ve teşrifâtında, yani protokolünde meydana getirdiği büyük yapısal değişim sonucunda yeni bir çehreye kavuşan Divân-ı Hümâyûn’a katılanlar iki ana gruba ayrılmaktaydı: Erkân-ı erbaa ismiyle anılan ve başta veziriazam olmak üzere vezirler, kadıaskerler, defterdarlar ile nişancıdan oluşan ilk zümre divânın aslî üyeleri olup, divânda fikir beyan etme ve karar verme yetkisine sahiptiler. Bu asli üyelerin arasına bazı görevliler de şartlı olarak dâhil olabilmekteydi. Bunlardan yeniçeri ağaları, vezir rütbesinde iseler, divâna katılabilirlerdi. Üzerinde vezirlik payesi de bulunan Kaptanıderyalar da İstanbul’da bulundukları zaman divân toplantısına iştirak ederlerdi. Beylerbeyilerden herhangi birisi İstanbul’da iken aynı şekilde divâna katılma hakkına sahipti. Ancak XVIII. yüzyıldan itibaren beylerbeyiler divân toplantılarına katılmadılar.

Divân-ı Hümâyûn’un asli üyesi olmayıp, toplantılara katılan diğer görevliler ise maiyetinde divân bürokrasini yürüten bir kâtipler zümresi bulunduğu halde reisülküttâp, büyük ve küçük tezkireciler, çavuşbaşı, kapıcılar kethüdâsı, teşrifâtçı, asesbaşı, subaşı, muhzırbaşı, bostancıbaşı, Divân-ı Hümâyûn tercümanı, divân imâmı, duacı, tenbihci, divân şeyhi gibi görevlilerdi. Divân-ı Hümâyûn hizmetkârları ismiyle de anılan bu ikinci grup, divâna fikirleriyle değil hizmetleri ile iştirak ederler ve asli üyelerin aksine toplantı süresince ayakta beklerlerdi. Bizzat padişahın orduya komuta ettiği seferlerde, Divân-ı Hümâyûn yine veziriazamın başkanlığında toplanırdı. Veziriazam idaresinde yürütülen seferlerde ise, orduda veziriazam riyasetinde toplanan bir divândan farklı olarak, divânın nihaî başkanı olan padişahın o sırada bulunduğu merkezde de asıl Divân-ı Hümâyûn toplanırdı. Bu divâna, sadâret kaymakamı başkanlık etmekte ve sefere giden asli üyelerin yerine merkezde kalan vekilleri ile sefere iştirak etmeyen diğer divân üyeleri katılmakta idi.