THY- Euroleague

IV. Murad’ın saltanatının ilk dönemindeki isyanlar nasıl meydana geldi?

İstanbul’da isyanın hakim olduğu dönemlerden biri de IV. Murad’ın saltanatının ilk yıllarıdır. Küçük yaşta tahta çıkan IV. Murad, padişahlığının ilk döneminde devlet idaresine fazla hakim olamadı. Bunu fırsat bilen zorbalar İstanbul’u yaşanamaz bir şehir haline getirdiler. Yeniçeri ve sipahilerin başını çektiği asiler, IV. Murad devrindeki ilk büyük isyanlarını 10 Şubat 1632’de başlattılar. Veziriazam Hüsrev Paşa’nın azledilerek yerine Hafız Ahmed Paşa’nın getirilmesi, ikinci vezir mevkiinde bulunan ve veziriazamlığa sıra itibariyle kendisinin müstahak olduğunu düşünen Recep Paşa’yı rahatsız etti.

Recep Paşa, sipahileri Hâfız Ahmed Paşa aleyhinde bir isyana tahrik ettiği gibi, mazul veziriazamı seven kapıkulu sınıfını da kısa sürede kendi saflarına dahil etmeyi başardı. Asiler, Atmeydanı’nda toplanıp, Hüsrev Paşa’nın azledilmesinin sorumlusu olarak gördükleri Şeyhülislâm Zekeriyazâde Yahya Efendi, Veziriazam Hâfız Ahmed Paşa, Defterdar Mustafa Paşa, Yeniçeri Ağası Hasan Halîfe ve Musâhib Musa Çelebi gibi padişahın yakınında bulunan on yedi kişinin kendilerine teslim edilmesini istediler. Ancak IV. Murad, isyanın ilk iki günü istenen kişileri vermedi.

Asiler, üçüncü gün zorla Bâb-ı Hümâyûn’dan içeri girip, Orta Kapı’ya kadar ilerlediler ve ulema mensuplarını da buraya davet ettiler. Vezir Bayram Paşa, bir adamını, olup bitenleri anlatmak ve emin bir yere saklanmasını tavsiye etmek üzere Veziriazam Hâfız Ahmed Paşa’ya gönderdi. Ancak Ahmed Paşa haberciyi dikkate almayınca, bu durum paşaya pahalıya mal oldu. Asilerin arasından geçerken üstü başı yırtılana kadar hırpalandı ve kendini saraya güç bela atabildi. Dışarıdaki arbede sırasında mücevvezesi başından düşüp, kaftanı da parçalandığı için üstünü değiştirip, hemen IV. Murad’ın huzuruna çıktı.

Yaşananları dinleyen padişah, Hâfız Paşa’yı gizlice Üsküdar’a kaçırdı. Tam bu sırada, asker de Orta Kapı’dan içeri girmişti. Kısa sürede Divân asiler tarafından kuşatıldı. Askerler, IV. Murad’ı ayak divânına çağırdılar. Tahtı dışarı kurdurtan padişah, asileri yatıştırmak için nasihatlerde bulunduysa da sözünü geçiremedi. Asiler özellikle Hâfız Ahmed Paşa ve on yedi kişinin kellelerini istiyorlardı. Ayrıca istedikleri verilmezse işin başka türlü olacağı tehdidini de savurmaktan geri durmuyorlardı. Bunun üzerine devlet erkanı ile tekrar istişare yapıldı ve bu toplantıda en büyük rakibini ortadan kaldırmak için eline bulunmaz bir fırsat geçtiğini gören Receb Paşa, padişahı Hâfız Ahmed Paşa’yı askere teslim etmek üzere ikna etti.

Bu karar üzerine Üsküdar’a daha yeni ulaşan veziriazam, Topkapı Sarayı’na geri getirildi. Bu arada padişah Bâbüssaâde’den çıkıp, tekrar ayak divânı kurdurdu. İsyan eden askerleri yine ikna etmeye çalıştı ancak yine sonuç alamadı. Hâfız Paşa, kendi kellesinin bahane edilerek devletin itibarının nasıl ayaklar altına alındığını görünce abdest alıp, Bâbüssaâde’de durdu. Padişahın nasihatlarının asiler tarafından dinlenmediğini görünce, “Padişahım! Bin Hâfız gibi kulun yoluna fedâdır, Ancak ricâm budur ki, beni sen katletmeyip bu zâlimler haksız yere kanımı döküp beni şehit etsinler ve lütfedip cesedimi Üsküdar’da defnettiresin ve yetimlerime lütf ve inayetini ricâ ederim'' deyip yer öpüp bir kere “Bismillâhirrahmânirrahim velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil ‘aliyyil-azîm. İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râci’ûn” deyip askerlerin arasına daldı. Birkaç dakika sonra veziriazamın paramparça edilmiş cansız bedeni yerde yatmaktaydı.

IV. Murad, gördüklerine dayanamayıp, ağlamıştı. Asiler, Hâfız Paşa’yı öldürdükten sonra Receb Paşa’yı da veziriazam tayin ettirdiler. Mart ayına kadar İstanbul’da ara ara küçük isyanlar yaşandı. Halk artık evinden dışarı bile çıkamıyordu. Esnaf dükkânlarını günlerce açmadı. Açmaya cesaret edenlerinki ise yağmalanmıştı. IV. Murad’ın saltanatının ilk döneminde askerin şehirde estirdiği terörü Mehmed Halife şu şekilde anlatır: “Ol zaman kulun şu mertebe isyanı vardı ki, gündüz hamamdan peştamal ile çıplak avret çıkarmak ve gulamiye aldıkları günde Sultan Mehmed Camii’nde tütün içmek ve Müslümanlar’ın ırzına saldırmak ve köşelerde açıkça ayak üzre zina ve livata etmek ve kan dökmek ve evler ve saraylar basmak ve bayram günlerinde salıncak kurup bizzat padişahı ve validesini ve vezirler ve divân ehlini mumlar ile salıncağa okumak gibi ve özellikle kahvehanelerde ve meyhanelerde gayrı meşru hareketler etmeleri gibi şu mertebe ki âlem nizam ve intizamdan çıkmış idi ki vasfa gelmez”.

Tokat’ta bulunan Serdar Hüsrev Paşa’nın katledilmesini bahane eden asiler 11 Mart 1632’de İstanbul’da yeniden isyan ettiler. Recep Paşa, asileri tahrik etmekten geri durmuyordu. Sipah ve yeniçeri taifesi Atmeydanı’nda toplanıp, saraya yürüdü. Ayak divânına çıkmaya zorladıkları IV. Murad’dan, Defterdar Mustafa Paşa, Yeniçeri Ağası Hasan Halife ve Musahib Musa Çelebi’nin başlarını ve şehzâdelerin kendilerine gösterilmelerini talep ettiler. Şayet istekleri yerine getirilmezse de IV. Murad’ı tahttan indirmekle tehdit etmekteydiler.

Asilerin ısrarı üzerine kardeşleri Bâyezid, Süleyman, Kasım ve İbrahim’i sarayda hapis tutuldukları daireden dışarı çıkarttıran IV. Murad, bu defa da şehzâdelerin hayatlarına dokunmayacağına dair kefil göstermesi talebiyle karşılaştı. Şeyhülislâm Ahîzâde Hüseyin Efendi ile Veziriazam Recep Paşa’nın kefil olmayı kabul etmeleriyle şehzâdeler tekrar dairelerine gönderildi. Ayak divânı bitince asiler, İstanbul sokaklarında Mustafa Paşa, Hasan Halife ve Musa Çelebi’yi aramaya başladılar. Her tarafa tellallar çıkarıldı ve bu kişileri bulanlara üçer, dörder bin kuruş verileceği vadedildi.

Ertesi gün de Atmeydanı tekrar asilerle tıka basa doldu. Fakat o sırada hava bozmuş, öyle bir kar yağmaya başlamıştı ki, hiç kimse Atmeydanı’nda duramamıştı. İster istemez Yeni Camii tetimmelerine, Mehterhane ayvanına ve Ayasofya çarşısı dükkânlarına doluştular. Hava muhalefeti yüzünden isyan daha fazla yayılmadan sona erdi. Birkaç gün sonra da asilerin istedikleri kişiler saklandıkları yerlerden çıkarıldılar ve daha önceki ve sonraki isyanlarda olduğu gibi Atmeydanı’ndaki çınarlara asıldılar.

Mart’ın sonlarına doğru Saka Mehmed, Cin Ali, Çalık Derviş, Yemişçi Mustafa, Salih Efendi ve Mahmud Ağaoğlu’nun başını çektiği sipahi zorbabaşıları bir araya gelip, kendi canlarını ve geleceklerini garantilemek için IV. Murad’ı tahttan indirmeyi kararlaştırdılar. Bunların başı olan Rum Mehmed adlı şahıs, böyle bir hareketin devletin sonunu getireceğini söyleyerek bu fikre karşı çıktı. Ancak diğerleri el altından yeniçerileri de kendi yanlarına çekip, düşüncelerini gerçekleştirmek azminden vazgeçmediler.

IV. Murad taraftarı olan Yeniçeri Ağası Köse Mehmed Ağa, yeniçerileri sipahilerin emellerine alet olmaktan uzak tutmayı başardığı gibi, olan biteni de padişaha haber vererek gafil olmamasını sağladı. Rum Mehmed ile Köse Mehmed Ağa’nın gayretleri sayesinde İstanbul yeni bir II. Osman vak’asından kurtuldu. IV. Murad, tüm hükümdarlığı boyunca zorbaların devleti ne hale düşürdüklerini hiç unutmayacak ve bu yüzden en küçük bir ihmali veya asayişsizliği en ağır şekilde cezalandıracaktı.