THY- Banjul

Küçük Kaynarca Antlaşması ile ilgili yanlış bilinenler nelerdir?

Yaklaşık 230 yıldır, Küçük Kaynarca Antlaşması, Rus hüneri ve Osmanlı beceriksizliği olarak anlatılır. Roderic H. Davison, bu görüşleri değiştirecek araştırmalar yaptıysa da, bunlar anlaşılamamış, bu yüzden de getirdiği yeni bilgiler yaygınlaşmamıştır.

Bu antlaşmayla Ruslar’ın, Osmanlı ülkesindeki Ortodoksları himaye hakkını elde ettiği hemen hemen bütün kitaplarda zikredilir. Ancak Davison’un yaptığı araştırmalar, bu durumun böyle olmadığını, Ruslar’ın sadece İstanbul’da, Galata semtinde Rus elçisinin himayesinde bir kilise kurma hakkını kazandıklarını ortaya çıkarmıştır.

Küçük Kaynarca Antlaşması’nda Rus hüneri ve Osmanlı beceriksizliği yaşandığı hakkındaki kanaat, yaklaşık 230 yıl önce bu konuda bir rapor yazan Franz Thugut’tan ve ondan 100 yıl sonra onun görüşlerini paylaşarak Şark Meselesi üzerine bir eser kaleme alan Albert Sorel’den kaynaklanmaktadır.

Roderic Davison’un antlaşma üzerinde yıllarca süren araştırmaları bu iki araştırmacıdan kaynaklanan fikirlerin artık terkedilmesi gerektiğini ortaya çıkarmıştır. Antlaşmada bu kilisenin Greko-Rus inancına sahip olacağı belirtilmişti. Ancak Türkçe metni kaleme alan Babıali kâtibi ''Rusogrek'' yazacağı yerde, yanlışlıkla ''Dosografa'' yazmıştır.

Davison, Küçük Kaynarca Antlaşması’ndan bahseden Cevdet Paşa ve Akdes Nimet Kurat gibi Türk tarihçilerinin bu yanlışlığı fark edemediklerini ve eserlerinde bu antlaşmayla Rusya himayesinde ''Dosografa'' diye anılacak bir kilisenin kurulacağını zikrettiklerini belirtir.

Aslında İstanbul’da yeni bir kilise kurma ve himayesi hakkı dahi Ruslar açısından önemli bir başarıydı. İstanbul’un fethinden sonra mevcut kiliselerin çoğu devam etmiş, ancak yeni bir kilise inşasına Osmanlı İmparatorluğu izin vermemişti. Beyoğlu’nun ana caddesi üzerinde, halka açık olacak bir kilise Osmanlı Rumlar’ı üzerinde Rusya’nın nüfuzunu artıracaktı. Fakat Rusya’ya Küçük Kaynarca Antlaşması ile verilen bir Rus-Grek kilisesi inşa ve himaye hakkı Ruslar’ın vazgeçmeleri sebebiyle gerçekleşmedi.

Küçük Kaynarca Antlaşması’nda Ruslar’ın savaştaki başarılarına göre beceriksizlik gösterdikleri de oldu. Kırım halkının Osmanlı padişahını halife olarak tanıması Rus diplomatlarının beceriksizliğidir. Bu mesele Ruslar’ın yıllarca başını ağrıttı ve ancak 21 Mart 1779 tarihli Aynalıkavak Tenkihnâmesi ile durumu lehlerine çevirebildiler.