THY - Kabin Kıyafetleri Lansman

Osmanlılar, Rumeli’ye geçtiklerinde Balkanlar’ın siyasi ve sosyal durumu nasıldı?

Osmanlılar, Balkanlar’daki genişleme faaliyetleri sırasında fazla zorluk çekmediler. Bu bölgelerin müdafaası için siyasi birliğin veya işbirliğinin olması gerekmekteydi.

XIV. yüzyılın son çeyreğinde Balkanlar siyasi bakımdan birlik halinde değildi. O dönemde Balkanlar, birçok devletçikler ve feodal senyörlükler halinde parçalanmış durumdaydı. Aralarındaki rekabet ve çekişmeler Osmanlılar’a karşı birlikte mukavemet etmelerini engellediği gibi, Osmanlı İmparatorluğu’na bir yardımcı ve daha sonra hami olarak nüfuz ve hakimiyetini yayma imkanını verdi.

Balkanlar, Stefan Duşan idaresinde kurulan bir Sırp İmparatorluğu suretiyle birliği kazanır gibi olmuştu. ''Sırp ve Rumlar’ın Çarı'' ünvanını alan Duşan, Makedonya, Trakya, Teselya ve Epir’i topraklarına kattı. Bulgaristan’ı kendisine bağladı. Sınırlarını Akdeniz’de Korfu, Ege ve Selanik’e kadar uzattı.

Sırp Kilisesi’ni yeniden düzenledi. Rumca’yı resmi dil olarak kabul etti. Bizans’da tahsil görmüş memurları idari işlerde kullanmaya başladı. 1349 yılında ''Duşanov Zakonik'' kanunları kabul edildi. Fakat bütün bunlara rağmen 1355’te ölümünden sonra devletin hızlı bir şekilde parçalanmaya başlaması, Osmanlı baskısına dayanamaması, görünüşte kuvvetli olan bu devletin ne kadar içi boş bir imparatorluk olduğunu gösterdi.

Halil İnalcık, Sırp İmparatorluğu’nun zayıflamasından sonra Osmanlılar’ın, Balkanlar’da hamilik rolünün başladığını söyler. İki büyük devlet, kuzeyde Macaristan, batıda ve güneyde ise Venedik siyasi parçalanmadan istifade ederek Balkanlar’da yayılma politikası güdüyorlardı.

Bu iki devlet siyasi ve askeri hakimiyetle beraber Katolikliği de temsil ediyordu. Bundan dolayı hakimiyetleri Balkanlar’da halk kitleleri tarafından benimsenmedi. Fakat bu iki devletin yaptığı baskı sonucunda Balkanlar, Katolik olmaya mahkum gibiydi. Osmanlılar’ın bu devletlere karşı mücadele etmeleri bu tehlikeye bir set çekerek, Balkanlar’da, Ortodoks mezhebinin yaşamasını sağladı. Balkanlar’ın sosyal şartları da Osmanlı yayılışına yardım etti.

Bizans’ın siyasi otoritesinin zayıflamasıyla birlikte vilayetlerde bulunan senyörler, mali ve hukuki imtiyazlarla merkeze karşı gittikçe daha bağımsız hale geldiler. Bu durum onların köylü üzerindeki angarya ve vergileri arttırmalarıyla neticelendi. Osmanlı fethiyle mahalli senyörlükler yerine merkezi bir devlet otoritesi bölgeye yerleşti ve angaryalar ortadan kaldırıldı.