THY- Banjul

Osmanlı'da şehzadeler sarayda nereye hapsedildiler?

IV. Mehmed, 1653’te hanedanın diğer erkek üyelerini Topkapı Sarayı’nda Harem’e bitişik “şimşirlik” denilen yerde hapsettirdi. Sultanın kardeşleri Şehzâde Süleyman, Şehzâde Ahmed ve Şehzâde Selim şimşirliğin ilk misafiriydiler. Bir adı da “kafes” olan bina 12 odadan meydana geliyordu. Binada şehzâdeler için hamamlar vardı. Yüksek duvarlarla ve şimşir ağaçlarıyla çevriliydi.

Şehzâdegân Dairesi olarak yaptırılan bina adını çevresindeki ağaçlardan almıştı. Binanın çift taraflı demirlerle kilitlenen iki kapısı vardı. Kapıların hem önünde hem de arkasında zenci hadım ağalar nöbet tutarlardı. Şimşirlik binasını 1756 yılında gören Fransız tüccar Jean Claude Flachat, binanın sağlam bir kaleye benzediğini ve kasvetli bir görüntüsünün olduğunu söyler. Şimşirlikte tutulan şehzâdeler tam bir hapis hayatı yaşarlardı.

Kimseyle haberleşmelerine izin verilmezdi. Hastalandıklarında bile padişahtan izin alınmadan hekimler şimşirliğe gidemezlerdi. Şimşirlikte yaşayan şehzâdeler birbirleriyle de fazla görüştürülmezlerdi. Dönemin padişahı müsaade ederse, Eski Saray’da bulunan anneleri şimşirliğe gelerek oğullarını görebilirlerdi.

XVIII. yüzyılın ortalarından itibaren şehzâdelerin şimşirlikte hayatları biraz rahatladı. 1753 ile 1757 yılları arasında tahta bulunan III. Osman zamanında şimşirlik binasının şekli değişti. Duvarlar alçaltılarak, binaya pencereler açıldı. Padişahlar, Beşiktaş’taki saraya veya başka saraylara gittiği zamanlar yanlarında şehzâdeleri de götürmeye başladılar.