THY - Yeni Havalimanı Promosyon - Ankara

Osmanlılar, hakimiyetleri altındaki gayrimüslimlere nasıl davrandılar?

Osmanlılar, kendi idareleri altına giren Hristiyanlar ve Yahudiler’in özel vergileri ödemeleri şartıyla inançlarına karışmadılar. Kendi dinî liderlerini seçmelerine, kutsal mekânlarını ziyaret etmelerine, ibadetlerini sürdürmelerine müsaade ettiler. Genellikle bir yer fethedildiğinde o şehrin en büyük kilisesi camiye çevirilirken, diğer ibadet yerlerine dokunulmuyor ancak yeni kilise inşasına izin verilmiyordu.

Kiliselerin, camilerden daha yüksek yerlerde bulunmasına ve kiliselerin daha yüksek olmasına da izin verilmezdi. Kiliselerin tamirlerine de çok zor izin verilirdi. Ancak bu durum mutlak bir yasak değildi, ihtiyacı karşılamak amacıyla Balkanlar’da birçok yeni kilise inşa edilmişti. Fazıl Mustafa Paşa, Viyana bozgunu yıllarında gayrimüslimlerin vergilerinde düzenleme yaptığı gibi kilise tamirine de izin vermişti.

II. Mahmud döneminde imparatorluğun gücünü iyice yitirmesinden sonra gayrimüslimlerin devletle bütünleşmesini sağlamak için kiliselerini tamir etmelerine izin verildi. 1856 Islahat fermanından sonra kilise inşası ve tamirinde bürokratik engeller büyük ölçüde ortadan kalktı. Osmanlı yönetiminde gayrimüslimler, Müslümanlar’dan farklı olarak “cizye” adı altında bir vergi verirlerdi.

Osmanlı İmparatorluğu’nda, başka dinlerden olan kişilere baskı yapan ve ibadet yerlerine zarar veren Müslümanlar cezalandırılırdı. XVIII. yüzyılın ikinci yarısında Kırım’da Hazreti İsa’nın tasvirini yırtan birkaç Nogay, Kırım Hanı Kırım Giray tarafından kilisenin önünde yüzer sopa vurdurularak cezalandırılmıştı.