THY - Yeni Havalimanı Promosyon - Antalya İzmir

Surre Alayı nedir?

Kelime olarak para kesesi manasına gelen surre, hac zamanında Mekke ve Medine’ye gönderilen hediyeleri ifade için de kullanılır. Her sene Mekke ve Medine’de oturan seyyid ve şerifler ile bölgenin ileri gelenlerine, fakirlere ve hac güzergahı üzerindeki bedevilere dağıtılmak üzere gönderilen para ve hediyelere surre denilmektedir.

Abbasi halifeleri zaman zaman Mekke ve Medine halkına hediyeler göndermişlerdi. Abbasi Halifesi elMuktedir Billah, 924’te Haremeyn’e resmî olarak hediye ve para gönderme geleneğini başlattı.

Abbasilerden sonra Mısır’da kurulan devletler de Haremeyn’e hediye göndermeye özen gösterdiler. Bunlar arasında XIII. yüzyıldan itibaren Memlükler dini sebeplerin yanısıra, İslâm dünyasında kendilerini kabul ettirebilmek ve Mekke şerifinin iltifatına nâil olmak gibi siyasî maksatlarla Haremeyn’e surrenin ilk şekli olan mahmil göndermeye başlamışlardı. Osmanlı İmparatorluğu’nda ilk surreyi gönderen padişah da Yıldırım Bâyezid’dir. Yavuz Sultan Selim’in Haremeyn’de Osmanlı hakimiyetini kurmasından sonra ise surre her yıl düzenli olarak gönderildi.

Surre alayı Darüssaade ağasının nezaretinde hazırlanır ve Receb ayının on ikisinde törenle İstanbul’dan yola çıkardı. Tören ilk olarak Topkapı Sarayı’nda padişahın huzurunda yapılır, daha sonra surre alayı yaşlı ve itimat edilen bir kişi olan surre emininin nezaretinde Beşiktaş’tan Üsküdar’a geçerdi. Burada da bir tören yapıldıktan sonra Mekke ve Medine’ye doğru yola çıkılırdı. Surre alayı 1864 yılına kadar katır ve develerle gönderilirken, bu tarihten sonra deniz yoluyla da gönderilmeye başlandı.

Hicaz Demiryolu’nun yapımından sonra ise trenle yollandı. Surre alayı önce Şam’da, daha sonra da Mekke ve Medine’de törenlerle karşılanırdı. Hac dönüşünde de surre alayı yine törenle Mekke ve Medine’den hareket ederdi. İstanbul’a gelen surre alayı Kartal’dayken, Üsküdar’a gelmek için izin ister, müsaadeyi aldıktan sonra hareket eder ve Üsküdar’da törenle karşılanırdı. Osmanlı döneminde İstanbul’dan gönderilen mahmilin yanısıra, Kahire’den de mahmil gönderilirdi. Osmanlı Sultanı’nınkine Mahmil-i Hümâyûn, Mısır Hıdivi’ninkine de Mahmil-i Mısrî denilirdi.

XIX. yüzyıl başlarında Mekke’nin Vehhabiler tarafından işgalinden sonra, bir süre surre gönderilemedi. Ancak Vehhabilerin yenilmesinden sonra bu adet tekrar işlerlik kazandı. Özellikle Kavalalı Mehmed Ali Paşa döneminde Mısır mahmili eski itibarına kavuştu. I. Dünya Savaşı’ndan sonra Suud ailesi yönetimi ve Mısır hükümeti arasında mahmil konusunda anlaşmazlıklar çıktı. 1926’da Mısır ve Suud askerleri arasında çıkan çatışma, bu geleneğin sona ermesine sebep oldu.