THY - Yeni Havalimanı Promosyon - Kıbrıs Bakü

Osmanlılar’ın Rumeli’ye geçişi Avrupa’da nasıl karşılandı?

Türkiye Selçuklu Devleti’nin XIV. yüzyılın başlarında sona ermesiyle Osmanlı Beyliği, Batı Anadolu’da yayılmaya başladı ve bu beylik zamanla büyük bir imparatorluğa dönüşerek bütün Doğu’nun ihtişamlı bir temsilcisi oldu. Orhan Gazi zamanında Rumeli’ye geçen Osmanlılar, kısa zamanda Balkanlar’daki en büyük güç haline geldiler.

1389’daki I. Kosova Muharebesi bunun bir göstergesiydi. Batı Avrupa’da Türk tehlikesi bu tarihlerde tam olarak hissedilmese de Batı Avrupalılar, daha I. Murad’ın Kosova meydanında şehid edilmesi üzerine kutlamalar yaptılar. Paris’te Notre Dame Katedrali’nde Fransa Kralı VI. Charles’ın bütün devlet ricaliyle katıldığı bir şükran ayini yapılmıştı. Batı için 1394 yılında İstanbul’un Yıldırım Bayezid tarafından kuşatılması Avrupa’da Osmanlı İmparatorluğu’na karşı olan ilgiyi daha da arttırdı. Bizans, daha önce Haçlı Seferleri’nde olduğu gibi Türk ilerleyişi karşısında yine kurtuluşu Batı saraylarında aradı.

Başta Fransa ve Alman birlikleri olmak üzere Batı’dan birçok devlet Türkler üzerine yapılacak sefer için asker gönderdi. Doğu tehdidi, dolayısıyla bunun cisimleşmiş şekli olan Türk ilerleyişi Avrupa’nın içlerine yayılmadan durdurulmalı ve Türkler geldikleri Orta Asya steplerine geri gönderilmeliydiler. 1396’daki Niğbolu Muharebesi, Şark Meselesi’nde çok önemli bir dönüm noktasıydı. Büyük bir bölümünü şövalyelerin ve asillerin oluşturduğu Haçlı ordusunun hayallerinde Osmanlı’nın Avrupa’dan kovulması, Anadolu’nun fethi ve Kutsal toprakların kurtarılması vardı.

25 Eylül 1396 günü muharebe sonuçlandığında ise sonuç çok farklıydı. Haçlı ordusunun büyük kaybına karşılık Osmanlı askerinden çok az bir kayıp verilmişti. Bu zafer Şark Meselesi’ne Batı’nın bakışını değiştirdi. Mutlak görülen bir zaferin hezimetle sonuçlanması Doğu’dan gelen tehlikenin boyutunun daha iyi görülmesini sağladı. Artık bazı hayalperestler haricinde kimse Kudüs’ü geri almayı veya Türkler’i Asya steplerine sürmeyi hayal edemiyordu. Bu dönemde daha doğudan gelen Timur, Batılılar için ilahi bir kurtarıcı olarak görüldü.

Osmanlı İmparatorluğu, Ankara hezimetinden sonra Batı için kısa bir süreliğine tehdit olmaktan çıktıysa da bu durum uzun süre devam etmedi. Çelebi Mehmed döneminde hızla toparlanan Osmanlılar, II. Murad devrinde 1444 Varna ve 1448 II. Kosova muharebeleriyle bir kez daha Batı ile karşı karşıya geldi ve her iki savaşta kazanılan zaferle İstanbul’un kapıları Osmanlı İmparatorluğu’na açıldı.