THY- Noukşot

II. Viyana Kuşatması'nda alınan yenilginin Osmanlı İmparatorluğu’na etkileri ne oldu?

16 yıl süren savaşların sonunda imzalanan Karlofça ve İstanbul Antlaşmaları’yla yaklaşık 350 bin km2'lik toprak Avusturya, Venedik, Rusya ve Lehistan’a bırakıldı. Bu toprakların kaybedilmesi imparatorluğu prestij kaybına uğratıp, devlet gururunun incinmesine ve buralardan elde edilen gelirlerin de kaybedilmesine sebep oldu. Ayrıca

Osmanlı İmparatorluğu’na vergi ve asker veren devletler de (Erdel ve Lehistan) bu yükümlülüklerinden kurtuldular. Osmanlılar, Karlofça’dan sonra bütün politikalarını bu mağlubiyetlerin rövanşını alıp, eski topraklarına tekrar sahip olmaya göre düzenlediler.

II. Viyana Kuşatması sonrasında 16 yıl süren savaş dönemi Osmanlı İmparatorluğu’nu mali ve idari açıdan büyük sıkıntılara soktu. Savaşlar sebebiyle giderler artmış, gelirler ise toplanamaz olmuştu. İmparatorluğun önemli tarım toprakları ve maden vs. türü işletmelerinin savaş alanları içerisinde olması sebebiyle buralardan toplanan gelirlerden tamamen mahrum kalındı. İmparatorluk, harcamalarını azalan hazine gelirleri ile karşılayamayınca, ordunun finansmanı için halktan yeni ve geçici vergiler toplanmaya başlandı.

Bunların en önemlisi imdad-ı seferiyye ismiyle alınan vergidir. Bu vergi başlangıçta savaş harcamaları ve maaş ödemeleri için, sonradan ödenmek üzere halktan ve durumu iyi olan tüccar ile esnaftan alınmış borçtu. Diğer vergilerden muaf olan ulema ve askeri sınıf da bu vergiyi vermekle yükümlü tutuldu. Bu vergi savaşın ağırlığı altında zor duruma düşen devletin halktan aldığı ve sonra ödeyeceği borç iken, fiilen varlık vergisi haline dönüştü. Karlofça Anlaşması'ndan sonra bu vergi halktan talep edilmemişse de, daha sonraki savaş yıllarında yeniden uygulamaya konuldu.

1711 yılından sonra başlayan savaşlar sebebiyle tekrar imdad-ı seferiyye adı altında alınmaya başlandı. 1718’de savaşların sona ermesiyle başlayan barış zamanında bu vergi ismen alınmıyor görünüyorsa da, gelirin devlete sağladığı katkıyı devam ettirmek için imdad-ı hazariyye adı altında toplanmaya başlanmıştı. Böylece bu vergiler savaş ve barış yıllarına yayılan ve birbirini tamamlayan daimi vergiler oldular.

Mali buhranı çözmek için başvurulan bir diğer yöntem de mukataa, gümrük gibi yerlerden duaguyluk ve mütekaidlik için maaş alanların gelirlerinin yarısının hazineye aktarılmasıydı. Ancak para sıkıntısının bitmemesi üzerine bakırdan mangır adı verilen bir para bastırılarak, iki akçeye tekabül ettirildi. Ancak bu para piyasada rağbet görmedi.

Mallarını mangır karşılığında satmak istemeyen üretici ve tüccarlar İstanbul’a mal göndermemeye başladılar, bu da hayat pahalılığını artırdı. İdari düzen de önemli ölçüde aksadı. Asker mali buhran yüzünden maaşlarını alamayınca ayaklandı ve Avusturya cephesini terkederek IV. Mehmed’i tahttan indirip, yerine II. Süleyman’ı çıkardı. Bu taht değişikliği verilemeyen maaşların üzerine bir de cülüs bahşişi yükünü ilave etti. Uzun süren savaş yılları asker kadrolarının şişmesine ve devletin ödeyeceği maaşların da artmasına sebep oldu.

Savaş kargaşası yüzünden boşalan kadrolar tespit edilemediğinden, bu kadroların gelirleri başkaları tarafından alınmıştır. Boşalan kadrolar, zaman zaman yapılan yoklamalarla ortaya çıkarılabilmiştir. Beylerbeyi ve sancakbeylerinin cephelerde bulunması sebebiyle idari boşluk doğmuş, ekonomik güçlüklerin de artmasıyla eşkıyalık faaliyetleri yaygınlaşmıştır.