THY - Kabin Kıyafetleri Lansman

Osmanlı tarihi nasıl dönemlendirilmelidir?

Osmanlı İmparatorluğu’nun askeri açıdan en güçlü dönemi XVI. yüzyıldı. Ancak askeri açıdan daha sonraki yüzyıllarda da başarılar elde edildi. Örneğin, XVIII. yüzyılın ilk çeyreğinde İran’da yapılan fetihler Kanuni döneminde bile yapılamamıştı.

Ayrıca imparatorluğun teşkilatlanmasında ve bunun bir düzen içerisinde yürümesinde en önemli görevi üstlenen Osmanlı bürokrasisi, XVI. yüzyılda yeni yeni gelişmeye başlayıp, XVIII. yüzyılda zirve dönemine ulaşmıştır.

Osmanlı bürokrasisinde XVI. yüzyıldan sonra bir gerilemeden değil, tam tersine bir ilerlemeden söz edilebilir. Osmanlı vesikalarının incelenmesi XVIII. yüzyılda bürokrasinin daha profesyonel ve araştırmacıları hayrete düşürecek bir mükemmeliyette çalıştığını göstermektedir. Osmanlı İmparatorluğu’nda bulunmuş olan Avrupalı diplomatlar da, bu durumu eserlerinde anlatırlar.

Örneğin, 1747-1767 yılları arasında İstanbul’da görev yapan İngiliz elçisi James Porter şunları söylemektedir: ''Babıâlî’de birkaç kalemde doğru ve dikkatli olarak yapılan işlerle rekabet edebilecek hiçbir Hristiyan güç yoktur. İşler çok büyük bir titizlikle yapılır, her bir önemli belgede kelimeler dikkatle ve anlam daima göz önünde bulundurularak kendi menfaatlerini zedelemeyecek şekilde seçilirdi. Yılı bilinmek kaydıyla en eski tarihli belgeler dahi Bâbıâli’de bulunabilir, çıkmış her irade ve her kanun hemen elde edilebilirdi''

Nitekim 1780’li yıllarda beş sene Osmanlı İmparatorluğu’nda kalan Toderini’nin şu gözlemleri de dikkat çekicidir. ''.. sayılar ilmine pek düşkündürler. Öyle iyi eğitilmişlerdir ki, en iyi Avrupalı aritmetikçileri bile hayrete düşürürler. Yıllık geliri 2.5 milyar akçe olan devlet bütçesini, bir akçelik hataya düşmeden, ustalıkla kayıtlara geçirirler. Çok kısa ve sade bir metotla çok hızlı hesap yaparlar. Bizim 4 tabaka kâğıtla 2 saatte yaptığımız hesapları, onlar 1 tabaka kâğıt üzerinde birkaç dakikada yapıverirler''

Osmanlı ticari hayatı ve üretimi de XVI. yüzyıldan sonra devamlı geriliyor ve Avrupalı devletlerle hiç rekabet edemiyor gibi algılanmıştır. Ancak durum, böyle değildir. Suraiya Faroqhi’nin Ankara ve Kayseri’deki ev sahipliği ile ilgili araştırması XVII. yüzyıl boyunca bu iki şehrin bir çöküş yaşamadığını ortaya çıkarmıştır. Yaşanılan büyük buhrana rağmen Anadolu’nun bazı kesimleri XVII. yüzyılın ortalarında toparlanmış, 1700 ile 1770 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu’nun pek çok bölgesi belirgin bir ekonomik canlanma yaşamıştır. Mesela, XVII-XVIII. yüzyıllarda Tokat’ta sanayi üretimi ve ticaret altın devrini yaşamaktaydı. Üretilen mallar Avrupa’nın çeşitli yerlerine ihraç ediliyordu. Kaldı ki XIX. yüzyılda dahi Osmanlı İmparatorluğu imalat sektöründe Avrupa karşısında tamamen havlu atmamış, onunla mücadele etmiştir.

Faroqhi’nin belirttiği gibi Osmanlı tarihçileri artık Osmanlı İmparatorluğu’nun iç tutarlılığını kaybedip siyasî arenadan kaybolması ile değil, Osmanlı devlet ve toplumunun ilk
büyük buhranı atlatıp 300 yıl kadar bir süre devam etmesini sağlayan mekanizmalarla ilgilenmektedirler. Mehmet Genç’in Osmanlı tarihini siyasî sınırlarının genişleme/daralma temposuna göre yaptığı şu ayrımla ilgili yorumu da oldukça dikkat çekicidir:

1- Genişleme Dönemi (1300-1683)

2- Geri Çekilme (Daralma) Dönemi (1683-1922) Özellikle ikinci dönem için yaygın kanaatlerin aksi bir görüştedir. Osmanlı İmparatorluğu’nun Avrupa’dan geri görüştedir. Osmanlı İmparatorluğu’nun Avrupa’dan geri çekilme döneminin, genişleme döneminden daha başarısız olmadığı, hatta bir bakıma daha başarılı sayılması gerektiği iddiasındadır.

Zira bu dönemde sanayileşememiş Osmanlı İmparatorluğu, sanayi devrimini gerçekleştirmiş Avrupa’ya karşı yaklaşık iki asır direnebilmiştir. Tarihte dönemlere ayırma (periodization) meselesi son derece önemlidir. Ancak Osmanlı tarihinin bugün kullanılan dönemleştirilmesi son derece anlamsızdır ve yanlış tefsirlere sebebiyet vermektedir. Osmanlı tarihinde olup bitenleri anlamaya yardımcı olmak yerine tam tersi bir duruma yol açmakta, anlamayı zorlaştırmaktadır. Bu taksimatın reddedilip, yeni bir dönemlendirmenin yapılması Osmanlı tarihçiliğinin en elzem meselelerinden biridir. Bir devletin veya milletin tarihini dönemlere ayırırken kesintiye uğramamış bir süreklilik çerçevesi içerisinde, önemli dönüm noktalarının tespiti yapılacak ilk iştir. Osmanlı tarihinde yeni bir dönemlendirmeye gidilirken de devlet, toplum ve iktisadî hayattaki değişmelerin göz önünde bulundurulması gerekir.