thy öğretmenler günü

Osmanlı-İran savaşlarının ikinci safhasında neler oldu?

Osmanlılar, batıda Avusturya savaşları, Anadolu’da Celali isyanları ile fazlasıyla meşguldü. Bu sırada Osmanlılar’ın Tebriz Paşası Sarhoş Ali Paşa ile anlaşmazlığa düşen Selmas beylerinden Gazi Bey’in Şah Abbas’tan yardım istemesi, İran hükümdarına uzun süredir beklediği fırsatı verdi.

Osmanlılar’la yaptığı antlaşmayı bozup 1603 yılında Tebriz’e girdi. Kısa sürede Şirvan, Revan, Gence, Derbend ve Nahcivan gibi merkezleri ele geçirip, Anadolu kapılarına dayandı. Sultan I. Ahmed, 1604’te Veziriazam Malkoç Ali Paşa’yı Avusturya üzerine, Ciğalazade Sinan Paşa’yı İran taraflarına gönderdi.

Ciğalazade Sinan Paşa, yol boyunca Celali isyancılarını itaat altına almaya çalışarak ilerledi. İran sınırına ulaştığında, Akçakale’de hazırlıksız bir şekilde bulunan Şah Abbas’ın üzerine yürümek yerine Karakaş Paşa’nın gelmesini bekleyerek zaman kaybetti. Durumdan haberdar olan İranlılar, geri çekilirken Osmanlı ordusunun kendilerini takip etmesini engellemek için geçtikleri yerleri harabe haline getirdiler. Serdar Sinan Paşa, sefer mevsiminin geçmesi üzerine orduyu kışlaklara dağıtıp, kendisi de Van kışlağına çekildi.

Ancak İranlılar’ın kışa rağmen Van’a saldırmaları üzerine karargahını Erzurum’a taşıdı. 1605’te Tebriz üzerine yürüdüyse de Urmiye Gölü yakınlarında Şah Abbas’ın komuta ettiği İran ordusu karşısında mağlup olup Diyarbakır’a çekildi ve burada hastalanıp öldü. I. Ahmed, batıda önemli başarılar kazanan ve veziriazam tayin edilen Lala Mehmed Paşa’yı İstanbul’a çağırıp İran meselesini çözmekle görevlendirdi.

Veziriazam, Avusturya ile başlayan barış görüşmelerini bir sonuca bağlayıp daha sonra İran tarafına gitmek istediyse de I. Ahmed’in kendisini ölümle tehdit etmesi üzerine emre itaat etti. Ancak Üsküdar’dayken kederinden öldü.

Bu olaydan sonra Osmanlılar, İran savaşlarını 1610’a kadar beş yıl serdarsız sürdürdüler. Bu süre zarfında İran üzerine düzenlenen Osmanlı seferleri celali tenkilinden öteye gidemedi. Veziriazamlığa önce Derviş Paşa, kısa süre sonra da Kuyucu Murad Paşa tayin edildi.

Yeni veziriazam, önce Avusturya ile Zitvatorok Antlaşması’nı imzalayarak batıdaki savaşı sona erdirdi.
Yıllardır devam eden külfetli Avusturya ve İran savaşları, XVI. yüzyılın sonlarındaki aşırı nüfus artışı, savaş usullerindeki yeni gelişmeler, dünya ekonomik sisteminde meydana gelen değişimler gibi nedenlerle Osmanlı düzeni altüst olmuştu.

Osmanlı Devleti bu sıkıntılı dönemde ortaya çıkan Celali isyanlarını bastırmaya çalıştı. Kuyucu Murat Paşa, 1607 yılında Canbolatoğlu Ali Paşa’nın isyanını bastırdı. Daha sonra Orta Anadolu’da faaliyet gösteren Kalenderoğlu’nu mağlup etti. Şah Abbas, Kuyucu Murad Paşa’nın önünden kaçan yaklaşık 15 bin kişilik bir celali topluluğunu ve Kalenderoğlu’nu kendi ordusuna dahil etti. Ancak bu yeni misafirler, kısa sürede, disiplinsizlikleri nedeniyle Osmanlılar’ın olduğu gibi İranlılar’ın da başını ağrıtmaya başladı.

Kuyucu Murad Paşa, Anadolu’da devletin otoritesini yeniden sağladıktan sonra 1610’da Tebriz’e yöneldi. Fakat hem sefer mevsiminin geçmesi hem de Şah Abbas’tan barış teklifi gelmesi nedeniyle kışı Diyarbakır’da geçirmeye karar verdi.
90 yaşında olan Murad Paşa, seferin son hazırlıklarını tamamlamaya çalışırken vefat etti. Bir rivayete göre veziriazamlığa göz diken Nasuh Paşa tarafından zehirletildi.

Padişah, sefer vakti geçer endişesiyle derhal Nasuh Paşa’yı veziriazam ve serdar tayin etti. Yeni veziriazam, bir taraftan İran’la Murad Paşa zamanında başlayan barış görüşmelerine devam ederken diğer taraftan da sefer hazırlıklarını tamamlamaya çalıştı. İran tarafına kaçan birçok Celali grubu, Nasuh Paşa’nın 1610 yılında ilan ettiği aftan istifadeyle tekrar Anadolu’ya döndü.

Nihayet 20 Kasım 1612’de iki devlet arasında antlaşma imzalandı. Osmanlılar, Şah Abbas’ın, yıllık 200 yük ipek ödemesi koşuluyla, savaşta ele geçirdiği yerlerdeki hakimiyetini tanıyıp, 1555’teki sınırlara çekildiler. Doğu işlerini yoluna koyan Nasuh Paşa, İran elçileri ile birlikte İstanbul’a geldi ve elçilere Osmanlılar’ın gücünü göstermek isteyen I. Ahmed tarafından büyük bir törenle karşılandı.