THY - Yeni Havalimanı Promosyon - Ankara

İstanbul fethinin Osmanlı tarihinin gelişimine etkileri ne oldu?

İstanbul’un fethi Fatih Sultan Mehmed'e büyük bir saygınlık ve şöhret kazandırdı. Osmanlı İmparatorluğu bu fethin getirdiği büyük prestijle İslam dünyasının en parlak devleti haline geldi. Bu fetih Hristiyanlık dünyasında psikolojik yılgınlığa neden oldu. Fatih fetihten hemen sonra iktidarını sınırlayan Çandarlı’yı görevden aldı ve bir müddet sonra öldürttü. Aynı şekilde hükümdarlığı üzerinde bir tehdit olarak gördüğü Orhan Çelebi de fetih sırasında ortadan kalkmıştı. Fatih’in veziriazamlarının sonuncusu hariç hepsi kapıkulu kökenlidir.

Bu durum hükümdara aristokrat Türk ailelerinin nüfuzundan kurtulması imkanını vermiştir. Ancak herşey devşirmelere bırakılmamış, dini, idari ve mali bürokrasi Türk kökenlilerden teşkil edilmiştir. Böylece kapıkulları ile Türkler arasında bir denge kurularak devlet yönetiminde tek söz sahibinin padişah olması sağlanmıştır. Halil İnalcık, Fetret Devri’nin gerçek bitişinin İstanbul’un fethi ile olduğunu söyler. Osmanlı Devleti fetihle kazandığı büyük itibar sayesinde dünya siyasetine yön verecek bir imparatorluk olma yoluna girdi.

Halil İnalcık, fetih sayesinde II. Mehmed’in mutlak ve hudutsuz bir iktidar kazandığını belirtir. Bu durum merkeziyetçi devletin kurulabilmesini ve devamlı fütuhat faaliyetlerinde bulunulabilmesini sağladı. Fatih, fetihten sonra kendisini Roma İmparatorluğu’nun yegane varisi sayarak, Bizans İmparatorları ile akraba bütün sülaleleri (Trabzon Rum İmparatorluğu, Mora Despotları vs) ortadan kaldırmak için harekete geçmişti.

Timur’dan sonra canlanan eski Türk gelenekleri bu devirde daha da ön plana çıkarılmıştı. Fatih’in bir torununa Oğuz Han, diğerine ise Korkut ismi verilmesi bu anlayışın ne kadar ön plana çıktığını gösterir. Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluşundaki en önemli vasıta olan ve ''Fetret Devri'' yüzünden bir süredir aksayan gaza siyaseti de tekrar canlandı. Fatih kendisini İslam aleminde gazanın en büyük temsilcisi ve İslam dünyasının koruyucusu olarak görüyordu.

Büyük oğluna Osmanlı İmparatorluğu’nda gazanın ve fütuhatın en önemli temsilcilerinden Yıldırım Bayezid’in adının verilmesi manalıdır. En küçük oğluna ise İran’ın en ünlü hükümdarlarından Cem’in adının verilmesi onun hükümdarlık anlayışının sınırlarının ne kadar geniş olduğunu gösterir.