THY - Orta Avrupa Eylül

Anarşizmin felsefesi nedir?

İnsan doğasının iyiliğine güvenmek, karşılıklı yardımlaşma ve dayanışmaya dayalı toplumların hiyerarşiyi ortadan kaldıracağına inanmak anarşizmin temel varsayımlarındandır.

Yönetim ve buyruklara insanın buna ihtiyacı olmadığı için karşı olduğunu söyler. İnsanların yönetilmesine karşıdır. İnsanların kendini yönetebilmesinin mümkün olduğunu, devlet adlı “ebeveyn”in gerekli olmadığını söyler. Başlarda kilisenin otoritesinden azat olan insanların “hiçbir otoriteyi” kabul etmeyen görüşleri mevcutken görüş farklılıklarıyla ılımlı anlayışlar da ortaya çıkmıştır.

Dünyanın uzak köşelerinde anarşi görülebilir. Afrika ve Asya’da bazı insanlar üst otoriteden bağımsız olarak yaşamaktadırlar. “Modern” toplum anlayışının ulaşamadığı her yer devlet baskısından mahfuzdur. Mevcut kapitalist devlet yönetimlerinde insan devlet tarafından denetlenir. İnsana güven yoktur. İnsan doğası “kötü” addedilir. Örneğin iktisadın temel motiflerinden biri “insan ihtiyaçları sınırsızdır” önermesidir. Halbuki ihtiyaçlar değil, istekler sınırsızdır. İhtiyaç asgari düzeydedir. Anarşizm insanın doğal ihtiyacının asgari düzeyde olduğunu ve ancak kendi doğal halinde kalırsa doyuma ulaşıp sürdürülebilir bir yaşam süreceğini öngörür.

İnsan doğasının iyi olduğu, doğa durumu içinde iyiye yöneleceği noktasındaki görüşleri göz önünde bulundurarak denilebilir ki, yüzyılı aşkın bir sürede çok farklı kollara ayrılmış olan anarşist düşüncede genel anlamıyla ortak dört iddia mevcuttur. 1. İnsanların devletlerin emirlerine uyma gibi bir ödevleri yoktur. Devlet sahip olduğu otoriteyle edindiği gücü insanları sömürmek ve sürekli bir şekilde baskı altında tutmak için kullanmaktadır.

2. İnsanların eşit bir şekilde özgürce bir toplulukta yaşamaları için bu otoritenin ortadan kaldırılması gerekir. Özgürlük ve eşitlik kavramlarının anarşizmde kullanılma şekli anarşist felsefeyi liberal ve sosyalist geleneklerden ayırır. Çünkü anarşizm için özgürlük ve eşitlik aynı şeyi ifade ederken liberalizm eşitliğin olamadığı bir özgürlük, sosyalizm ise özgürlüğün olmadığı bir eşitlik öngörmektedir.

3. Devletsiz bir toplumun mümkün olabileceği yönündedir. Tarih boyunca bunun örnekleri görülmüştür ve tarihte bir kere olan bir şeyin bir kez daha olmaması için hiçbir neden yoktur. 4. Devletten anarşiye geçiş gerçekçi bir süreç oluşturur. Bireyci anarşizme göre toplum bir organizmadan ziyade topluma karşı sorumlulukları olmayan ama diğer bireylere karşı sorumlu, özerk bireylerden oluşmuş bir bütündür. Max Stirner “uç” bir bireycidir.

Devlete olduğu kadar topluma da karşıdır. İleri sürdüğü fikirlerde bireysel çabalar dışındaki tüm oluşumlar zamanla birer baskı aracı haline geleceği için reddeder. Karşılıkçı anarşizme göre toplumdaki bireylerin bir devlet içinde yaşamasındansa, eşitlik ve karşılıkçılık temeli içerisinde birbirleriyle gönüllü anlaşmalar düzenledikleri toplumlarda yaşamaları gerekir. Kolektivist anarşizm devletin yıkılması ve bireysel özgürlüğün sağlanmasının ancak yıkıma dayalı bir devrim ile mümkün olacağını belirtmesiyle diğerlerinden ayrılır. Kolektivist Anarşizm’de üretim araçlarının ortaklığı söz konusudur.

Bu anarşizm türünün en önemli temsilcisi ise yıkımın aynı zamanda yaratıcı bir eylem olduğunu belirten Bakunin’dir. Komünist anarşizm üretim araçlarının ortak kullanılmasının yeterli olmayıp aynı zamanda ürünlerin de ortak tutulması gerektiğini belirtir. Bu anlayışın temsilcisi Kropotkin üretim araçlarının mülkiyetinde ortaklığın ötesinde paylaşım modelini geliştirmiş, evrim teorisinde yer alan rekabet anlayışından ziyade doğanın ve insanların evriminde işbirliğinin çok daha büyük bir rol oynadığını belirtmiştir.